Bismillahirrahmanirrahim;
TÜRKİYE Milli Eğitim’i öğretmenin bu ülkede ne ifade ettiğini anlayabilmiş midir, dersiniz? Köklü bir geçmişe sahip olan milletimizi tarihi devamlılığıdikkate almazsanız hakkıyla anlayamazsınız. Özellikle Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde ilim ve irfanda insanlığa ışık saçmışız. Cumhuriyet döneminde bu zengin birikimden hız almaanlayışıyla hareket edebilmeliydik. Yazı değişikliği kültürel kopukluk oluşturdu. Düşünce kısırlığıortaya çıkardı. Ancaköğretmenlerimizi olması gereken noktaya getirerek eksikliğimizi giderebiliriz.
Önce ona “muallim” denirdi. Yani, “ilmi kuşanmış insan”. Öğretmenin değeri,sahip olduğu ilimden geliyordu. İlim âşığı milletimiz, insan yetiştirme mimarı olan öğretmeni baş tacı ediyor, ona saygıda kusur etmiyordu. Öğretmen de sınıfına girerken camiye girme ciddiyet ve sorumluluğuiçindeydi.
İdeal eğitimciliğin son örneklerinden Nurettin Topçu’yu bilir misiniz? Onun, “Türkiye’nin MaarifDavası”adlı eserini okumamış olmak, özellikle öğretmenlerimiz için büyük eksikliktir. Nurettin Topçu der ki: “40 yıl öğretmenlik yaptım, mabede nasıl girmişsem sınıfa öyle girdim.”
Yine Topçu, öğretmene manevi derinlik ve yüksek sorumluluk sahibi insan olarak görür: “Muallim bizim ruh yapımızın sanatkârıdır. Ademoğlunu beşikten alıp mezara kadar teslim eden, dünyanın en büyük mes’uliyetine sahip olan insan muallimdir.”
Nurettin Topçu,fikirlerini sözde bırakmamış, bir ömür insanın sorumluluğunu üstlenenşuur vefedakârlıkla öğretmenlik mesleğinin vakar ve haysiyetini korumakta büyük titizlik göstermiştir.
İLAHİ KAYNAKTAN ESİNTİ
ÖĞRETMEN,İlahî kaynaktan müjde ulaştırdığı oranda kıymet kazanır. Öğrettiği bilgiler İlahî Kitap’tan esintiler getirdiği ölçüde faydalı olur. Rabbimiz Kur’an’ını insanlara göndermiş, Efendimiz’i(sav) onun öğreticisi olarak seçmiştir. Kutlu Elçi’nin (sav) eğitimcilikteki unvanı “Hâce-i Kainat-KâinatınHocası”dır. Şanlı Nebi (sav), “Ben muallim olarak gönderildim” buyurur.
Türkiye gibi, tarihte İslam’ın temsilciliğini yaparak dünyaya ilim ve irfansaçmış olan bir milletin eğitimcileri, elindekizengin mirasa ilgisiz kalamaz. Aksi durumda, düşünce kısırlığından kurtulamayız. Hazinemizin farkında olamayız. Deliler gibi, kendisini tarihten silmek isteyen Batılılardan medet bekleyen zavallılar durumuna düşeriz. İşte sonuçsuzvaka!
Kendisinde cevher olmayan, başkasına ne verebilir? Eğitimimiz,kaybettiği cevheri bulamadığı için yazboz tahtasına döndü.Öğretmen, öğrenci,idareci,öğrenci velisi, yanihiç kimse bugünkü eğitimden memnun değil. Manzara, “böyle gelmiş, böyle gider” mantığıyla devam ettirilmemeli. Bir an önce aslımıza, özümüze, inancımıza, tarihimize uygun müfredata geçilmelidir.
Öğretmen, ışığı gösteren insandır. İnsan yetiştirme sanatçısıdır. Eğitimin baş aktörüdür. Hep “verici” unsurdur. Öğrenciyse “alıcı”. İnsanı sabır ve fedakârlıkla işler. Hamlıkları olgunlaştırır, insanı “kâmil” hale getirir. Ona insan mimarı diyebiliriz. Rûhî melekeleri gelişmiştir. İnsan sevgisiyle dopdoludur.
Öğretmen “şuurlu” olur. Hedefini gözetir, insanı olgunlaştırma amacı olduğunu hiç unutmaz. Topluma istikamet veren, yol gösterici ve nesil inşacısı odur.
İYİ ÖĞRETMEN YETİŞTİRMELİ
HER şeyden önce Türkiye’nin ciddibir “öğretmen yetiştirme projesi” olmalıdır. Milli, yerli, bize göre bir proje. Yabancıların verdiği raporlarla hem eğitimi millileştiremez, hem deidealist öğretmenyetiştiremezsiniz. Eğitim ülkenin en hassas alanıdır. Yabancı unsurlardan arındırılmalıdır.
Ülkenin en akıllı, en zeki öğrencileri arasından “öğretmen” yetiştirilmelidir. “Bir yere kazanamadı, bari öğretmen olsun” mantığıyla öğretmenlik mesleğine “kalite” kazandıramazsınız. Toplumun tamamını yetiştirmek görevini üstlenecek olan öğretmeni düşük profilli öğrencilerden seçerseniz sonucuna katlanırsınız.
Kimse, daha öğrencisini okumayı sevdirememiş eğitimin başarısını anlatmasın! Eğitim, bütün alanlar içinde öncelikli yere sahiptir. Ülkenin geleceğine sahip çıkacak kadrolar okullarda yetiştirilir. Fakat yüksek ideallerle!
Japonların efsanevi kahramanı Amiral Togo’yu bilir misiniz? Kritik bir zaferi kazanıp ülkesine döner. Herkes ona minnettardır. Adına düzenlenen törende yöneticiler ödül olarakmakam ve mevki vaadleri yaparlar. Togo’ya sıra geldiğinde ibretlik sözler eder:
“Hiçbir savaş, insan yetiştirme mücadelesinden daha önemli değildir. Meydanlardaki savaşı kazanmak isteyen milletler önce ‘insan yetiştirme mücadelesini’ kazanmak zorundadır. İnsan yetiştirme mücadelesinin komutanları öğretmenlerdir. Bana bir ödül vermek istiyorsanız, ülkemin herhangi bir köşesine öğretmen olarak gönderin ki, ömrümün kalan yıllarında yeni Togo’lar yetiştireyim.”
Nurettin Topçu,öğretmenin değerini şu sözlerle anlatır: “Devletleri ve medeniyetleri yapan da, yıkan da muallimdir. Muallime değer verildiği, muallimin hürmet gördüğü ülkede insanlar mesut ve faziletlidir. Muallimin alçaltıldığı, mesleğinin hor görüldüğü milletler düşmüştür, alçaltılmıştır ve şüphe yok ki bedbahttır.”