1980 Askeri Darbesi'nin hemen sonrası günler...
Kutsal topraklarda son derece ibretlik bir sahne yaşanmaktadır.

Sonradan El Ezher Üniversitesi'nde görevli olduğu anlaşılan bir öğretim üyesi bir topluluğun yanından geçerken onların Türkiye'den geldiğini anlar ve aralarında şöyle bir konuşma geçer;
- Selamünaleyküm, siz Türkiye'den geldiniz herhalde!
- Aleykümselam, evet biz Türkiye'den geldik!
- Peki, Türkiye'de bir süredir neler olduğundan haberiniz var mı?
- Evet, Türkiye'de bir askeri darbe oldu, TBMM kapatıldı, Anayasa askıya alındı, askerler yönetime el koydu!
- Peki, askeri darbeden sonra bir siyasi lider de gözaltına alındı. Onların arasında benim de, aslında sadece benim değil, tüm dünya Müslümanlarının takdir ettiği bir isim daha var; Prof. Dr. Necmettin Erbakan!
- Evet ne yazık ki haberimiz var. Biz de Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ı destekliyoruz. Milli Görüşçüyüz...
- Aaa öyle mi? Peki, Necmettin Erbakan gözaltına alınmışken siz burada nasıl böyle rahat ediyorsunuz? Ben çok rahatsız oldum? Necmettin Erbakan ülkesi ve tüm dünya Müslümanlarının hatta tüm dünyanın selameti, refahı, saadeti için çalışan bir lider. Erbakan'ı nasıl gözaltına alırlar? Tekrar ediyorum; Necmettin Erbakan gözaltında iken sizler nasıl rahat ediyorsunuz?
- Evet, bizler de Milli Görüşçü olarak bundan çok büyük rahatsızlık ve üzüntü duyduk... Bir an evvel bu durumdan kurtulması için dua ediyoruz. Erbakan Hoca’mız sizin de ifade ettiğiniz gibi ümmet için, Türkiye ve dünya Müslümanları ve insanlığı için hep faydalı hizmetlerde bulundu, dünyanın kötülüklerden kurtulması için çalıştı...
- Madem siz Necmettin Erbakan'a yakınsınız o zaman Erbakan Hoca'nın çıkardığı bir de gazetesi var; Milli Gazete. Milli Gazete de tüm insanlığın kurtuluşu için yayınlar yapan bir günlük gazete... Bu gazeteyi de biliyor musunuz, okuyor musunuz?
- Okumaz mıyız? Milli Gazete bizim siyasi rehberimiz! Günlük gelişen olayları, hadiseleri Milli Gazete'den takip ederek yorumlarız biz. Erbakan Hoca’mız da her toplantısında Milli Gazete’yi anlatır ve mutlaka takip etmemiz talimatını verir...
- Peki, bu üzücü durumdan dolayı ben şahsen çok rahatsız oldum. Necmettin Erbakan'ın bir an önce özgürlüğüne kavuşması en büyük dileğim. Size de iyi dileklerimi sunuyorum. Bir ihtiyacınız olursa bana söyleyin! Sizinle tanışmaktan memnuniyet duydum! Allah (C.C.) ibadetlerinizi, ibadetlerimizi kabul buyursun!
- Biz de teşekkür ederiz. Biz de sizin gibi bir öğretim üyesi ile tanışmaktan ve mülaki olmaktan mutluluk duyduk. Selametle...
***
Yukarıdaki anekdotu yaşayan ve aktaran halen Samsun'da yaşayan...
En başından bu güne kadar Milli Görüş çizgisinden sapmayan...
Ve başından bu yana Milli Gazete’nin sıkı okuru, TV5'in sıkı izleyicisi olan Necdet Akdoğan ağabeyimiz anlattı.
Uzun telefon konuşmamızın ardından,
- "Bende ne hatıralar var daha..." diyerek...
Necdet Akdoğan ağabeyimize Allah'tan (C.C.) hayırlı, sağlıklı, uzun ömürler temenni ediyorum...

ZEKİCE ATILAN O BAŞLIK NE İDİ?
Hemen ve evvela o zekice atılan başlığı zikredeyim.
O haber başlığı, kendini her gün biraz daha üstüne koyarak geliştiren milligazete.com.tr haber sitesinde yer aldı. Şöyle o başlık;
- "Hâlâ Saadet Partisi üyesi değilseniz Şakir Şahin ile karşılaşmamışsınız demektir!"
Çok zekice, espri donanımlı ve de insanı düşünmeye sevk eden, daha çok çalışmaya, çabalamaya sevk eden bir başlık değil mi?
Haberin ayrıntılarını da vereyim;
"Bazı mücadeleler sessiz yürür, bazı emekler alkış beklemez.
Milli Görüş davasının sahadaki sessiz emekçilerinden biri olan Saadet Partisi Teşkilatlanma 3. Bölge Sorumlusu Şakir Şahin, durmaksızın sürdürdüğü üye çalışmalarıyla dikkat çekiyor.
Milli Görüş hareketinin bugün Saadet Partisi çatısı altında sürdürülen mücadelesi, çoğu zaman kameraların uzağında, büyük bir fedakârlık ve adanmışlıkla devam ediyor.
Saadet Partisi Teşkilatlanma 3. Bölge Sorumlusu Şakir Şahin, kapı kapı dolaşarak ve gönüllere dokunarak Milli Görüş’ün davasını anlatıyor.
Onun için teşkilatlanma sadece rakamlardan ibaret değil; her yeni üye, yeniden filizlenen bir umut, yeniden kurulan bir gönül bağı anlamına geliyor.
Şakir Şahin’in çalışmalarında en çok dikkat çeken şey ise gösterişten uzak duruşu.
Ne bir alkış beklentisi ne de bir övgü talebi var.
O, bu yürüyüşü “bir görev” değil, “bir sorumluluk” olarak görüyor.
Her yeni üye ile birlikte omzundaki yükün hafiflemediğini, aksine davanın emanetinin biraz daha ağırlaştığını dile getiriyor..."
***
Tebrikler Şakir Şahin'e...
Bir tebrik de bu haberin başlığını atan milligazete.com.tr editörüne...
MESAJ PANOSU!
Sultanbeyli'den yazan Milli Gazete okuru Nezahat Hanım, yolladığı mesajına şu soru ile başlamış, "Peki ama o zaman o şarkıcının-oyuncunun o karede ne işi var?"
Hangi oyuncu, hangi şarkıcı ve hangi kareden bahsediyordu acaba? Mesajın gerisini de okuyalım;
"Malum, ailenin korunmasına ilişkin önemli bir TV dizisi projesi var...
Okul-aile iş birliğini güçlendirmeyi ve öğrencilerin akademik, sosyal ve duygusal gelişimlerini bütüncül bir yaklaşımla desteklemeyi amaçlıyor.
'Ailem' dizisinin 2. sezonu...
Millî Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin'in katılımıyla 30 Ocak Cuma günü İstanbul'da gerçekleştirilen programla kamuoyuna tanıtıldı, bu dizi...
Bu dizide oynayacağı ifade edilen bir şarkıcı-oyuncu ise 'Aile açısından' oldukça tartışmalı bir isim...
Bunu Google amcaya bile sorsanız o da söylüyor...
Bugüne kadar adı nikâhlı-nikâhsız birçok isimle anılan bu ismin aileyi korumak ve güçlendirmek anlamında nasıl bir katkı sunacağı büyük bir soru işareti...
Bu oyuncu-şarkıcının adını ben de bu mesajımda zikretmek istemiyorum. Ama bu satırları okuyan bu ismin kim olduğunu rahatlıkla anlayacaktır.
"Peki ama o zaman o şarkıcının-oyuncunun o karede ne işi var?" derken şunu anlatmak istiyorum;
O şarkıcı-oyuncu, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ile aynı karede idi. Hatta aynı karede Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş'ı da gördüm! Bu iki bakanımızın o şarkıcı ile aynı karede olması beni incitti doğrusu!
Devlet büyüklerimizin ve ilgili yetkili isimlerin bu inisiyatif hakkında düşünmelerini temenni ediyorum ben de... Saygı ve hürmetlerimle..."
---