Bazen arşiv torbalarımı karıştırırım.
Sarıp sarmalayıp sakladığım eski gazete kupürlerine bakarım. Neyi neden saklamışım diye düşünürüm. Demek ki o gün içime dokunmuş, demek ki “bunu unutma” demişim kendime.

Tam 13 yıl önce saklamışım o manşeti.

Vatan Gazetesi, 3 Haziran 2013.

Yıllar geçiyor, manşetler değişiyor…
Ama kullanılan cümleler pek değişmiyor.

O gün de benzer ifadeler vardı.
Bugün de var:

“Aldatıldık…”
“İhanete uğradık…”
“Hata yaptık…”
“Öğretemedik…”

Her krizden sonra aynı kelimeler.
Her kırılmadan sonra benzer bir özeleştiri tonu.

Ve her defasında toplumun önüne bir duygu cümlesi bırakılıyor.
Millet de doğal olarak şunu söylüyor:
“Bakın, hatasını kabul ediyor.”

Peki sonra?

Hangi yapısal değişiklik yapıldı?
Hangi siyasi sorumluluk üstlenildi?
Hangi mekanizma gerçekten düzeltildi?

Eğer ülkeyi yönetenler her krizde aynı cümleleri kuruyorsa, mesele aldatılmak değildir; o hataları tekrar tekrar üreten yönetim anlayışıdır.

Ne var ki bu ifadeler çoğu zaman gerçek bir itiraf olmaktan çok, bir rahatlatma işlevi görüyor.
Toplumsal öfkeyi düşürmenin, tansiyonu azaltmanın bir yöntemi…
Adeta bir “gaz alma” siyaseti.

Oysa gerçek özeleştiri bedel doğurur.
Stratejik özeleştiri ise alkış toplar.

Samimiyet, aynı hatanın tekrarlanmamasıdır.
“Hata yaptık” demek kolaydır.
Zor olan, o hatanın siyasi ve kurumsal hesabını verebilmektir.

Millet artık kelimelere değil, sonuçlara bakıyor.
Çünkü bu ülkede hatalar kabul ediliyor…
Ama bedeller çoğu zaman başkalarına ödetiliyor.

Ve ben, 13 yıl önce sakladığım o kupüre bakarken şunu düşünüyorum:

Manşetler değişmiş olabilir.
Ama yöntem değişmediyse,
itiraflar sadece birer siyasi sakinleştiriciden ibaret kalır.

Tam da bu nedenle; “Aldatıldık…”, “İhanete uğradık…”, “Hata yaptık…”, “Öğretemedik…” cümleleriyle yıllardır toplumun gazını alan, duygularını istismar eden, inançları siyasetin zırhına dönüştüren anlayışın Türkiye’yi 25 yılda getirdiği noktayı; geçtiğimiz günlerde Tam Demokrasi Platformu’nun düzenlediği toplantıda yapılan açıklamalar ışığında, Bülent Arınç ve Mustafa Yeneroğlu’nun değerlendirmeleri üzerinden yarınki yazımda ele alacağım.

Whatsapp Image 2026 02 12 At 16.10.39 (1)