Her birimizde aynı yılgınlık, bıkkınlık, yenilgi hissi.

Köşe yazarları birbirimizin benzeri yazılar yazmaktayız.

Siyasilerde aynı hamasi nutuklar.

Halkın aktığı mitinglere söylenmeler.

Aynı ailenin çocukları bile birbirlerini eleştirmekte,gidip avazınız çıktığı kadar mitinglerde bağırmaktasınız da ne olmakta.

Ne değişmekte.

Dram yine yerli yerinde.

Mitinge gidenler de evde kalanları suçluyor, siz oturup da ne yapmaktasınız.

Kudüs’te gülüşler solarken, bir manga asker bir çocuğun peşine düşerken.

Kutlu miraç beldesini, Zümrüdüanka kuşu barışı gözü dönmüş katiller acımasızca vururken.

Mescidi Aksa’yı daha hızlı yıkabilmek için etrafında, altında tüneller kazılırken.

Okullarda çocuklarına kin dolu Süleyman Tapınağı şarkıları ezberlettirilirken.

İslam halkları avuç açıp dilenirken .

Suriye, Irak, Libya, Mısır, Somali, Myanmar, can evinden vurulmuşken.

Ümmetin evlatları bin parçaya ayrılmış hangi yarasına yanacağını şaşırmışken.

Şairin yıllarca önce yazdığını okumaktadır yeni kuşaklar;

“O sağlam inancımla hakkımla

omzumda taşıyorum bazukamı

şarkılarını ekle yakarışlarıma küçük kardeşim

gideceğiz görmeye az sonra ölülerimizi

büyük yürüyüştür bu gecede.”

Kutlu Kudüs arsızlığa peşkeş çekilirken.

Kabe İmamı katillere dua etmekte.

Suudi Prens yığınla parasını nereye harcayacağını şaşırmış.

Ümmetin yoksullarına tiksintiyle bakıp.

Yaşadığı lüks hayatın yanına modern dünyanın bir kez daha hayranlığını katmaya çalışmakta.

Da Vinci’nin ‘Salvator Mundi’ isimli İsa tablosunu satın almakta.

“Fransa dışında ilk kez açılan Louvre Abu Dhabi, yeni bir rekor kırdı. Müze, geçtiğimiz gün sosyal medya hesabından İngilizce, Fransızca ve Arapça “Da Vinci’nin Salvator Mundi, #LouvreAbuDhabi’ye geliyor” yazmıştı. Yapılan paylaşımda 500 yıllık eserin resmi gösterilmiş ancak sahibi belirtilmemişti.

450 milyon dolara satılan eserin sahibini New York Times açıklamıştı. Gazete, alıcıyı Suudi Arabistan Prensi Bader bin Abdullah olarak belirlese de asıl sahibini Daily Mail açıkladı. Da Vinci’nin ‘Salvator Mundi’ eserini Suudi Arabistan’ın güçlü veliaht prensi M.bin Salman’ın satın aldığı ve kuzeni Prens Bader’e satın alması için yetki verdiği açıklandı.

Satış, 179.4 milyon dolarla yine New York’ta satılan P. Picasso’nun “Cezayir Kadınları” adlı tablosunun rekorunu ikiye katlamış oldu”.

Müzeye karşı değilim, Arabistan’ın sanatını tarihini görebilmek için orada ne kadar uzun vakit müze aramıştım, yok; küçücük bir yapıda üç beş obje görebilmiştim o kadar.

Her halde tarihin hiçbir döneminde böylesine ihanet görülmedi.

Petrolün sudan ucuz olduğu diyarlarda zenginlikten şaşıranlar bir yanda, savaşlarda bin parçaya ayrılan mazlumlar öte yanda.

Sanki şair uzun yıllar önce yazdığı kahır yüklü şiiri yılgınlıkla, bıkkınlıkla; ayrıksılığı anlatmak için bir kez daha kaleme almakta;

“Biz Cezayir’de Fransızlaştırılmış tepeleri geri isteyen,

Kazablanka dosyasını daha kapamamış,

Lübnan’da sinmeyen, son Peygamber evladları.

Bu topraklar anamız,her zaman doğurgan.

Ölülerimizin yerini beşiktekiler alacak olan”.