SÜLEYMANİYE DERSLERİ

Peygamber Efendimiz, bir hadisi şeriflerinde, Bir kişiye

mümin olarak şunu demesi yeter: Allah ı Rab olarak kabul ettim, ona razı oldum.

Muhammed Mustafa yı Peygamber kabul ettim, ona razı oldum. Din olarak da

İslam ı kabul ettim, ona razı oldum. Onun hükümleriyle dünyamı, ahiretimi

nizama sokacağım. O hükümlere göre hareket edeceğim. Bunları bir insan

söylediği zaman biz ona Müslüman hükmü uygularız. Nasıl yani: O bize tecavüz

etmediği müddetçe onunla savaşmayız; haksızlık etmedikçe ona karşılık vermeyiz;

onu kardeş gibi görürüz; kanına da malına da dokunamayız. Eğer bunu birde

kalbiyle tasdik ederse cennetlik mümin olur ve tam manasıyla kardeşimiz olur.

Şunu özellikle belirteyim ki kalplerin içindekini ancak Allah (c.c) bilir. Ben

kimin neyi kalbiyle tasdik ettiğini bilemem, kimse de bir başkasını bilemez.

Tabi bazı özel kullar müstesna. Bazı dostlarına Allah-u Teâlâ değişik

ikramlarda bulunur. Fakat biz yine de zahire göre hareket ederiz. Hadisi

şerifte bahsedilen sözleri sarf eden bir adama biz kızımızı veririz.

Alışverişimizi yaparız. Tabi söylediklerini kalben değil de sadece dil ile

söylüyorsa ahirette havasını alır, cennete de giremez. Bu adamın dil ile

söylediği, onu insanların gözünde bir yere getirir. Fakat Allah her şeyin

doğrusunu en iyi bilendir. O yüzden ahirette eli boş kalır. İman meselesinde

esas önemli olan Allah ın emir ve yasaklarını kalp ile tasdik      etmektir.

KALP VE DİL İLE İKRARLARIN HÜKÜMLERİ

İmanın kalp ile tasdik hükmünün esas alınması,

Müslümanlar için ayrı bir nimettir. Çünkü Müslüman olduğun için tehdit

edildiğin bir ortamda, kalp ile inandığın halde dil ile imanını

yalanlayabilirsin. Mesela adam, Müslüman san seni öldüreceğim diyor. Bu

durumda iman, dil ile inkâr edilebilir. Bu konuyla alakalı olarak İslam ın ilk

şehitleri Hz. Yasir ve Sümeyye yi kâfirler yakalamıştı. Onlar da dinlerinden

dönmedikleri için vahimce işkence ederek şehit edilmişlerdi. Anne ve babasının

şehit edilişlerini gören Ammar ise ben İslam a inanmıyorum diyerek

kurtulabilmişti. Bu olay Peygamber Efendimize ulaşınca Resulullah, Hayır,

Ammar dininden dönmedi. Onun imanı etine kemiğine işlemiştir. Annesi babası

kahramanlık yaptı, azimeti tercih etti. Ammar ise ruhsatını kullandı

buyurmuştur.  İşte dil ile ikrar zait hükümdür

akaidesinin anlamı budur.  Mesela şimdi

sonbahardayız. Ağaçlar yaprak döktü. Şimdi biz ağaçlar kurudu diyebilir miyiz

Diyemeyiz, işte bu da böyledir. Fakat bahar oldu, ağaç hakikaten çiçek açmadı

ise tamam kurumuş deriz. Adama soruyorum: Müslüman mısın diye: adam, İnşallah

hocam diyor.  Arkadaş, inşallah şüpheli

işler için söylenir. Yarın şuraya gideceğim inşallah dersin. İman için inşallah

denmez.  Yani şunu demek istiyorum: İman

için ne kadar kalp ile tasdik lazımsa da, gerektiğinde dil ile Müslüman

olduğunu söylemekte şartlardan birisidir. 

SİZ HİÇ MUHAMMED RESULALLAH DİYEN BİR YAHUDİ GÖRDÜNÜZ MÜ

İman kelimesi esasen nedir:  Kelime-i Tevhit tir. Fakat bahsi geçen

hadiste, Allah ı ve Peygamberi kabul ettim demesi insana yeter buyruluyor.

Burada ifade edilen şey şudur: Bir adam Peygamberi kabul ettiği zaman, onun

Allah tan getirdiği her şeyi kabul etmiş demektir. Yani Tevhit ile aynı yola

çıkıyor. Fakat şimdi bazı hoca görünümlü adamlar, zihin bulandırıyor. Efendim,

Hıristiyanlar da cennete girecek, Yahudiler de cennete girecek diyorlar. Ayet

açıktır: Allah a inanınız, Muhammed Mustafa ya inanınız. Siz hiç, Muhammed

Resulullah diyen bir Yahudi veya Hıristiyan gördünüz mü Bunu söylemeyen

Müslüman olamaz. Müslüman olmayan da cennete giremez. Kime göre: Kur an a göre

Kur an ı Kerim den bir ayeti bile inkâr etseniz dinden çıkarsınız.  Fakat Peygamber Efendimizden önce yaşamış

birisiyse o başkadır. Ancak Peygamber Efendimizden haberi olup da onu kabul

etmeyen Müslüman olamaz.

DUA DA EVLİYANIN HATIRI İÇİN İSTEMEK

Bahsettiğimiz, açmaya ve açıklamaya çalıştığımız Hadisi

Şerifi Abdullah İbn-i Abbas hazretleri nakletmiştir. Peygamber Efendimizin

Amcası Abbas ın(r.a) oğludur. Abbas (r.a) hazretleri İslam dan önce çok zengin

ve faiz ile uğraşan birisidir. Peygamber Efendimiz, faizin yasaklandığını

bildirdiğinde hiç itiraz etmemiştir. Servetini hak yolda harcayan çok muhterem

bir zattır. Abbas (r.a) Hazretleri ile güzel bir olay yaşanıyor. Hz. Ömer

döneminde bir süre yağmur yağmıyor. Sahabe efendilerimiz, durumu halifeye bildirerek

yağmur duasına çıkıyorlar. Hz. Ömer, yağmur duasında Abbas (r.a) hazretlerini

görünce, Ya Abbas sen Hazreti Peygamberin amcasısın. Gel bir dua et de senin

hatırına bir yağmur yağsın demiştir. Bunun üzerine ellerini açıp dua eden

Abbas(r.a) hazretlerinin duasından sonra sel olmuştur. Efendiler bunlar roman

değil, resmi tarihte yazılı vakıalardır. Şimdi bu bahsi niye açtım: Günümüzde

bazı cahiller çıkıyor, siz gidiyorsunuz, falan evliyanın hatırına, bize şunu

ver ya rabbi diyorsunuz, bu şirktir diye saçmalıyorlar.  Bu adamlar hiç siyer okumuyor mu Bak Koca

Ömer, Allah katında, Abbas ın (r.a) hatırını gözetiyor. Allah, bizleri onların

şefaatine nail eylesin.