Bakmayın siz önüne gelenin IŞİD ile savaşıyoruz, terörle
mücadele ediyoruz dediğine. Eğer öyle bir şey olsaydı, o zaman kavga sadece
terör örgütleriyle olur ve aralarında etkin işbirliğine giderlerdi. Ya da en
azından terörle mücadele ediyoruz diye başka terör örgütleriyle işbirliği
yapmazlar ve terör yöntemlerine başvurmazlardı. Devletlerin bugün terör
örgütleri üzerinden birbirlerine örtülü savaş açtıklarını artık sağır sultan
bile duymuş vaziyette. O yüzden hiç kimse kimseyi aptal yerine koymasın.
Özellikle de hemen yanı başımızda, Türk yakın çevresine terörle mücadele adı
altında müdahale eden dost-komşu ülkeler!
***
Bu bağlamda Rusya tarafında yapılan değerlendirmelerde
uçak krizi sonrası PYD/YPG ile birlikte PKK terör örgütünün Türkiye ye karşı
birer intikam aracı olarak gündeme getirilmesi, açıkçası hiç de sürpriz olmadı.
Osmanlı dan bu yana, Ermeni terörüne, Balkanlardaki eşkıya hareketlerine ve
onların katliamlarına, sonrasında Kürt isyanlarına destek veren Rusya dan başka
bir hamle de beklemek, abesle iştigal olurdu.
Dolayısıyla, Rusya nın Suriye ye yönelik askeri müdahalesinin
ve Türkiye eleştirilerinin temelinde yatan terörizmle mücadele boyutu koskoca
bir hikâyeden ibarettir. Onların tabiriyle, razkaz dır. Rusya nın terörle
mücadele matruşkasını açmaya başladığınızda içinden çok farklı oyuncaklar ın
çıkmaya başladığını sizler de göreceksiniz.
***
Rusya, bal gibi PKK ve onun türevleri olan PYD/YPG nin
birer kanarya sevenler derneği olmadığını biliyor. Türkiye nin bu konudaki
hassasiyetinin de fazlasıyla farkında. Fakat tüm bunlara rağmen Ankara yı
karşısına alacak bir şekilde İran ve Suriye yle birlikte bu kartı sahada
kullanacağı mesajını vermekten çekinmiyor. Bunu üstelik son uçak krizi ortaya
çıkmadan önce yapmaya başlamıştı. Dolayısıyla, düşürülen uçağı bahane etmesi
yersiz!
Ankara-Moskova Hattında IŞİD-PYD Krizi! başlıklı
yazımızda da IŞİD ve PYD terör örgütlerinin Türkiye ve Rusya arasında çok daha
ciddi krizlere yol açabileceği uyarısında bulunmuştuk. Bu köşeyi takip edenler,
bu uyarımızı bilir. Hatta bu yazım Rusça olarak yayınlandığı için onlar da
bilir.
***
O yazımda değinememiştim ama sırası gelmişken burada
belirtelim. Suriye Kürtlerinin Rusya ya doğru kaymaya başlaması ve hatta
PYD/YPG nin Moskova da diplomatik temsilcilik açacak olması (ki bildiğimiz
kadarıyla zaten Moskova civarlarında bir PKK kampı zaten bulunuyordu), iki ülke
arasındaki ilişkilerde Rusya açısından somut bir tercihe işaret ediyor.
Bu gelişme, aynı zamanda Kuzey Suriye bölgesinin
sistematik bir şekilde boşlatılması ve Kürt güçlere teslim edilmesiyle ilgili
olarak arka planda Rusya nın Esad a akıl hocalığı yaptığı iddialarını da teyit
ediyor. Daha da önemlisi, Rusya IŞİD üzerinden PYD/YPG/PKK yı yan cebine
koyuyor ve onlara devlet vaat ediyor. Putin ile birlikte Rus ruleti oynayan
bu örgütler resmen harakiri yapıyorlar.
***
Bir diğer husus, Rusya nın IŞİD i gerekçe göstererek Orta
Asya devletlerini kendisiyle işbirliğine zorlaması. Bu kapsamda Rus istihbaratı
FSB nin Direktör Yardımcısı Sısoyev in verdiği rakamlar dikkat çekici.
Sısoyev e göre 50 bini Suriye de, 30 bini Irak ta olmak üzere, 80 bin IŞİD
mensubu var. 30 binden fazlası yabancı ve 7 bini eski Sovyet ülkelerinden.
Dikkatinizi çekti mi Sısoyev, Afganistan ve Pakistan hatta eski Sovyet
alanında bulunan IŞİD li sayısını vermiyor. Hani buralarda çok sayıda IŞİD li
vardı ve bunlar bölge devletlerine saldırılar düzenliyordu
Dolayısıyla, Rusya
her ne kadar IŞİD tehdidini ön plana çıkarsa da, asıl hedefin IŞİD olmadığı
anlaşılıyor. Rusya, IŞİD üzerinden Kafkasya-Orta Asya merkezli yakın çevresi
ile uzaktaki yakın çevrelerini ya yeniden dizayn etmek istiyor ya da
buralardaki yapılandırma süreçlerinde aslan payını almaya çalışıyor.
***
Rusya gerçekten IŞİD i halen bir tehdit görseydi o zaman
elma ile armutu karıştırmaz , Türkiye nin bölgedeki hassasiyetlerini gözeterek
daha güçlü işbirliği arayışlarına bakardı. Bu olmadığına göre Moskova işi başka
başkent(ler)le pişirmiş görünüyor.
Dolayısıyla, IŞİD bahane ve görünen o ki Rusya, İran ile
birlikte Türkiye nin etkisini kırmak istiyor. Daha somut bir ifadeyle,
Türkiye nin stratejik derinliğini oluşturan alanlardaki uzantılarını bertaraf
etmek öncelikli hedefleri arasında. Ortadoğu Türkleri ile birlikte,
Kafkasya-Orta Asya daki Türk ve Müslüman halkların hedef alınmasının altında da
bu yatıyor. Eğer böyle ise, oyun daha yeni başlıyor demektir!