Günümüzde caddelerimiz, sokaklarımız meydanlarımızda öyle

bozuk manzaralar cereyan ediyor ki buralarda bulunup da mü min kalabilmek avuç

içinde ateş taşımak kadar zor ve güçtür. Bu zahmeti hissetmeyenlerin imanı

bozuk demektir.

Açık saçık gezen bir kadının ahirinden, akıbetinden ve

ahirinden rahatsız olmayanların imanında arıza vardır.

Peygamberimiz Efendiniz 14 asır evvel içinde bulunduğumuz

durumumuzu şöyle haber vermiştir:

Öyle bir zaman gelecek ki, o zamanda bir müminin

sabahleyin evinden Müslüman olarak çıkacak, akşam evine kâfir olarak dönecek.

Bugün halimiz bu.

İnsan evinden mümin olarak çıktı. Sokakların, caddelerin,

meydanların, tezgâhların, işyerlerinin fitnesine, felaketine bakın ki, akşam

evine kâfir olarak dönüyor. Manzara felaket, sonuç facia.

Yine Peygamberimiz Efendimiz şöyle buyuruyor:

Kim iki dudağının arasındakine (diline) ve iki bacağın

arasındakine sahip çıkarsa cennete girer.

Günümüzde insanların sapıklığı bu iki husustan

olmaktadır. Yaşadıklarımız mümin kalmanın çetin bir mesele olduğunu bizi ifade

ediyor. Nisa Suresi nin 136 ncı ayeti bu konuda calib-i dikkattir.

Mümin olmak kolay; lakin imanın korumak kolay değil.

İmanı korumak avcunda ateş taşımaktan zordur. Mümin oldunuz, imanın icabı ne

ise yerine getirin; yani, inandığınız gibi yaşayın. (Nisa Suresi, 136)

İnanmak ayrı şey, inandığını yaşamak ayrı şey. Kalbinizde

tasdik ediyorsunuz, dilinizle de ikrar ediyorsunuz bu iman. Buraya kadar

sıkıntı yok. Sıkıntı, imanın icabına göre yaşamaya başlayınca başlıyor. Külfet,

çile, bela, acı... başlıyor.

İman kalpte iken sıkıntı yok. Sıkıntı imanın hareketiyle

başlıyor. Hareket başladı mı birileri karşısına çıkıyor. Zorluklar, rahmetler,

hakaretler, işkence, zulüm başlıyor. Bu noktada iken imanın icaplarını yerine

getirebiliyorsan kamil müminsin. Getirmiyorsan sönük kalırsın.

Allah ve Rasulü inanın buyurduğunda bu inancınızı

ortaya koyun demektir. Bir sebep olmadan insanların mümin olup, olmadıklarını

nereden belli olacak İmanın icabını yerine getiriyorsa bu kişi mümin, ters

hareket ediyorsa mümin olmadığı anlaşılır.

Kan vücudun neresine gitmezse oradan uyuşur. Kalpten

pompalanan kan göze ulaşmazsa göz kör olur. Kalpteki iman da gözümüze hükmetmezse

gözümüz haramlara bakar, helalden hoşlanmaz. Çıplak bir kadına bakarken lezzet

alan bir Müslümanın mutlaka gözünde ve gönlünde sakatlık var demektir.

Haramları gördüğün zaman tiksinmiyorsa o kişinin kalbine iman oturmamıştır. Şu

soruyu kendimize daima soralım ve cevabını doğru dürüst verinceye kadar

kendimizi sorgulayalım. Sonrada hep sorgulanalım...