Siyasiler bir şekilde devşiriliyorlar, ikna edilebiliyorlar. En tehlikelisi, zararlısı da “ordu”ların kendi halklarına/iradelerine namluyu çevirebilmeleri değil midir? Ordular kimin, niçin kurulmuş, nasıl konumlandırılmış, dost kim, düşman kim? Bu, çok önemli araştırılması gereken hayati bir konu değil midir?

“Tağut” olmak, işbirlikçi olmak için namazı, niyazı, Kur’an okumayı hıfzetmeyi terke gerek de yoktur. Merhum Erbakan Hocamız da mağdurlardan/mazlumlardan birisi olarak, “Namaz kılan kölelerden olmayacağız” derdi. Sisi’nin namazı da varmış... Sisi Allah’a değil de Siyonizm’e/ABD’ye/şeytana bağımlı bir köle görünümünde... Ah... Şuur... Neredesin? İnsan, ya Rahman’a ya da şeytana/tağuta ibadet/kulluk/itaat eder.

Sisi, İhvan teşkilatını “terörist”, merhum Mursi ve arkadaşlarını da müfsit/terörist/vatan hainliğiyle suçluyor. Aynen kılavuzu, murisi Firavun’u taklit ediyor. “Bırakın beni Musa’yı öldüreyim. Sizin dininizi/düzeninizi değiştirmek, fesat çıkarmak istiyor” diyordu (Mümin/26).

Rabbimiz Firavunu “tağut” (Naziat/17), “bölücü ve müfsit” (Kasas/4) olarak tanımlamaktadır.

Firavun’un anlayışı/mantığı sürmüyor mu? Kendisi en büyük müfsitlerden/bozgunculardan iken/harsı, nesli ifsad edenlerden olmasına rağmen, en büyük ıslahatçı Hz. Musa’yı müfsit olarak tanımlıyordu (Bakara/205).

Tağut: Aşırı derecede isyankâr, yoldan çıkmış, azgın anlamındaki bu kelime, Allah’ın (c.c.) hükümleri dışında hüküm koyan ve insanları bu hükümlere uymaya zorlayanlar için kullanılır. Hilafette kanun koyma yetkisi yok. Şeriatın uygulanması söz konusu. “Allah’ın emirlerini men eden, hevasına göre hüküm koyup tanrılık taslayan, tağut. Batılılar da Batıcılar da Firavun’un yolunda/izinde olarak kendi sömürülerine/zulümlerine itiraz edenlere “terörist” muamelesi yapmıyorlar mı?

Dünyadaki olaylara bir bütün olarak bakmalıyız. Birbirleriyle ilgili, bağlantılı ve organize olduğunu görebilmeliyiz. Siyonizm/arz-ı mev’ud/BOP kapsamında cereyan ediyor, ifsad hareketleri. Hz. Musa (a.s.) zamanındaki Beni İsrail o zaman Firavun zulmüne maruzdu. Mazlum ve mağdurdu. Zamanımızdaysa tüm dünyayı Siyonizm projesi uğruna ifsad ediyor. Sisi ve onun gibileri de projesinde bir araç, kukla olarak kullanabilmektedir. İhvan, HAMAS vb. “terörist” örgüt sayılmıyor mu? Filistin’de, Siyonist’in yanında, Müslüman mağdur/mazlum Filistinlilerin karşısında... Öteki birçok Müslümanların yöneticileri de böyle, ne yazık ki! Mursi’ye İsrail de ABD de, AB de, Sisi de karşı değil miydi? Demokrasi havarileri kanlı bir diktatörün yanında ve arkasındalar... Demek ki, demokrasi emperyalizmin sömürü aracı...

D-8 projesi kapsamında İslami siyaset yapan liderler, öncüler bir şekilde etkisizleştiriliyor, engelleniyor, partileri kapatılıyor, darbeler yapılıyor, yargılanıyor veya öldürülüyorlar. Hem de işbirlikçi yöneticiler eliyle... İşbirlikçi/kukla yöneticilerden kurtulmadıkça Müslümanlar kurtulamazlar, özgürleşemezler.

Olayları sağlıklı tahlil için Kur’an’a da Siyonizm’e de birlikte bakmalıyız. Olayları vahiy aydınlığında okuyabilmeliyiz. “Cemaat-i İslami”, “İhvan”, “Milli Görüş” ne ile suçlanıyor, engelleniyorlar?

Firavun namazı, tevhidi reddeden tağut, Sisi ise namazlı tağut...

Firavun da Ebu Cehil de tevhidin, namazın anlamını biliyor, bunu, Allah’ın hükümranlığını kabul anlamıyla reddediyorlardı. Muhterem Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma Hocamızın 1980’lerde kurmuş olduğu şu cümle ne kadar anlamlıdır: “Ebu Cehil bugün yaşıyor olsaydı, Müslümanlardan olurdu.” Tevhidimiz önce tağutların reddiyle başlıyor. Bu olmadan imanımız sahih olmuyor (Mevdudi). Allah’ın yaratıcı, rızık verici hatta kâinat yöneten olduğunu kabullenmek mümin olmaya yetmiyordu. Yine müşrik idiler... Kanun koyucu sıfatını kabul etmiyorlardı...

Saflarımızı gözden geçirelim. Seyirci olamayız, olmamalıyız. Hangi saftayız? Kime dost, kimlere düşmanız? Kimin yanında, kimin karşısındayız? Firavun’a karşı olmak da yetmez. Musa’nın (a.s.) safında cihat gerekiyor. Hak yolunda batıl ile savaşanlara selam olsun! Şehitlere, mücahitlere selam olsun! Rabbülalemin Firavun’ların sarayından yine Musa’lar çıkarmaya kadir değil mi? Allah’ın rahmeti şehitlerin, laneti de tağutların üzerine olsun!