Bismillahirrahmanirrahim
Âlemlerin Rabbi, İslam’ı bir hayat nizam olarak gönderen, hesap gününün hâkimi, Allah (c.c)’a hamd ederim. Salât ve selâm, peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v)’ya, âline ve sahabelerine olsun.
Bir millet, bir ümmet işbirlikçi muhafazakâr demokrat kadrolar eliyle, ırkçı emperyalizmin düdüklü tenceresinde kaynatılarak buharlaştırılıyor. Cin ve insan şeytanları, gece gündüz, bu düdüklü tencerenin ateşi sönmesin diye, ocağa yakıt taşıyorlar. Bu şeytanlar, Müslüman milletin kanına girmiş, hücreleriyle, genleriyle oynuyorlar. İnsanı, Allah’ın rızası İslam yolundan uzaklaştırmak için tuzaklar kurmuşlar, sahte saraylar bina etmişlerdir. Bununla, inanan insanın imanını ve İslam’ını elinden alıyor ve onu Allah katında itibarsızlaştırıyorlar. İnkârı hürriyet, münafıklığı meziyet, haramzade olmayı modernlik, açılıp saçılmayı çağdaşlık, içkiyi, kumarı, zinayı rahatlık, faizi, haksız yere insanların malını yemeyi hak, sapık eğilimleri bir ihtiyaç olarak pazarlayan bu şeytanlar, saptırdıkları insanlığı cehenneme itiveriyorlar. Böylelikle sapıtan şeytanın intikamını, Âdem(a.s)’ın evlatlarından almış oluyorlar. Bütün imkânlarını insanlığı ifsat için kullanıyorlar. Aile kurumu yıkılmış, çocuklar suç makinesi haline gelmiş, uyuşturucu kullanmak, fuhuş yapmak eğlence, hırsızlık, çalıp çırpmak meziyet olmuştur. Kumar milli, içki her türlü sevincin anası sayılmıştır.
Türkiye, belki de tarihin en büyük maddi ve manevi buhranlarından birisini yaşamaktadır. Kitle iletişim araçlarının büyük bir dikkatle gizlemeye çalıştıkları sosyal çöküntü ve yozlaşma, bizi adım adım yok olmaya doğru götürmektedir. Aile kurumu çözülmüştür. Kadının anneliği, sosyalleştirmek adına, elinden alınmış ve çalınmıştır. Kadın ticari bir nesne haline dönüştürülmüş, onsuz bir tanıtım ve reklam düşünülemez hale gelmiştir. Kadın, günümüzün çağdaş cahil elitleri tarafından modern cariyeler olarak kullanılmaktadır. Kadın, hizmet sektörünün, eğlence dünyasının olmazsa olmazı yapılmıştır. Anne kadının yerini, sekreter, hayat arkadaşı (partner), iş ortağı! kadın almıştır. Bir adama “yanındaki güzel ve alımlı hanımefendi neyiniz olur” diye sorulduğunda, “bu benim sekreterim, iş ortağım, hayat arkadaşım” deyiveriyor. Bu adamın sosyal demokrat, liberal demokrat, muhafazakâr demokrat, olması, ateist, sosyalist veya dindar gözükür olması fark etmiyor, hepsi size aynı cevabi veriyor. Bahane hazır, “bu çağda ayakta kalmak istiyorsan, dünyaya açılacaksan, salonlarda itibar göreceksen değişeceksin ve bunları yapmak zorundasın, yapmadan olmuyor” savunması sanki her şeyi meşru hale getiriyor. Modern dünyada kadın, istismara açık, her kapıyı açan bir çilingire dönüşüyor. Aile kurumunu koruyamayan toplumların geleceği olmaz. Eğer bir ülkede toplumun temel direği olan aileler böylesine hızla çözülüyor, yuvalar yıkılıyor, çocuklar kimsesiz bırakılıyorsa, o toplumun geleceğinden endişe duymamak mümkün değildir.
Mala karşı işlenen suçlar da patlama yaşanmaktadır. Türkiye’de uyuşturucu kullanımı büyük bir hızla artmaktadır. Fuhuş ve zina olaylarında, AB’ye uyum sağlamak adına normalleştirildiğinden, patlama yaşanmakta, temel eğitim okullarına kadar indiği gazetelerde yer almaktadır. Domuz kasaplık hayvan kapsamına alındığı, alkol ilaç sayıldığı için Müslüman milletin helal beslenme imkânı ortadan kaldırılmıştır. Bir toplum ahlaken ifsat edilirken, gıda yoluyla da ifsat edilmektedir. Üretilen gıdalar bu milletin maddi ve manevi yapısını bozmaktadır. Türkiye’de eğitim ifsat muhtevalıdır. Islah için eğitim yapılmıyor, ifsat için eğitim yapılıyor. Yapılan bir araştırmaya göre okulların yüzde 91.45′inde öğrenciler yalan söylüyor, yüzde 94.85′inde birbirine küfrediyor, yüzde 87.45′inde birbirini dövüyor, yüzde 81.11′inde okuldan kaçıyor. Bu gidişatın sonu yoktur. Peygamberimiz buyuruyor: “Büyük günahlar dokuzdur: Allah’a şirk koşmak, haksız yere adam öldürmek, temiz bir kadına kötülük isnat etmek, zina yapmak, düşmana hücum esnasında firar etmek, sihirbazlık yapmak, yetim malı yemek, Müslüman ana babaya asi olmak, marufu yapmamak ve münkeri yapmak suretiyle aileye karşı doğruluğu terk etmektir” buyurdular. (Buhari, Müslim, Ebu Davud) Batıl işler Allah’ın gazabıdır. Allah’ın gazap ettiği işleri yaparak saadet bulunmaz.
OLANLAR TESADÜF DEĞİLDİR
Türkiye’nin madden ve manen çöküyor olması kendi kendine olan bir şey değildir. Diğer ülkelerde görülen alışılmış bir gelişme de değildir. Bu durum yöneticilerin beceriksizliğinden ibaret bir gidişat da değildir. Hükümetlerin sadece manevi kalkınmaya önem vermemelerinden ibaret bir şey de değildir. Yine dünyadaki gelişmelerin Türkiye’ye yansımasından ibaret bir gidişat da değildir.
O halde nedir Tamamen planlı ve programlı bir şekilde ırkçı emperyalizm tarafından üzerimizde uygulanan planlı bir oyundur. Bu sadece ırkçı emperyalizmin, yani Siyonizm’in planlarının sonucu olarak ortaya çıkan bir durum da değildir. İşbirlikçi hükümetlerin, onların istediği istikamette gayretli çalışmalarının neticesinde meydana gelen bir olaydır. Dün bu görevi SOLCU SOSYAL DEMOKRATLAR, SAĞCI LİBERAL DEMOKRATLAR yapmışlardır. Bu gün ise bu görev, Milli Görüş gömleğini çıkarmış, MUHAFAZAKÂR DEMOKRAT gömleğini giymiş kadrolar eliyle yapılmaktadır. Büyük bir felaketle karşı karşıyayız.
FELAKETLER
Batılı emperyalistler, bir ideolojik mücadele aracı olarak öncelikle inanç değerlerini yozlaştırmayı hedeflerler. Çünkü onlar, insanların inançlarını bulandırarak toplumsal yapıyı bozmayı, direnme güçlerini kırmayı öncelikli hedef olarak benimserler.
1.EURO İSLAM- Özellikle Avrupa’daki oryantalist geleneğin ve Amerika’daki güce dayalı toplum mühendisliğinin odaklandığı ortak nokta, Müslümanların inançlarının, küresel gücün istediği şekilde ve çıkarlarına hizmet edecek biçimde yeniden anlamlandırılması ve şekillendirilmesidir. Euro-İslam projesinin amacı, Müslümanları İslami değerlerden soyutlayıp Batılı yaşam tarzına ve değerlerine uyumlu hale getirip asimile etmektir. 2- ILIMLI İSLAM: İçinde cihad olmayan, küfürle imanı uzlaştırma merkezli bir İslam anlayışıdır. 3- DİNLER ARASI DİYALOG VE TOLERANS: Bazı çevrelerin özenle gündemde tutmaya çalıştıkları bir başka proje ise, diyalog adı altında, aslında tamamen siyasi maksatlı ve inancın temel değerlerini tahrife yönelik çabalardır. Bu çabalar, İslam’ın Allah katında tek hak ve geçerli din olduğu inancını yontmaya, törpülemeye, İslam’ın hak din oluşu tekelini kırmaya yöneliktir.
2.
MUHAFAZAKÂR DEMOKRAT AKP VE İFSAT
Tayyip Erdoğan’ın da Boğaziçi Üniversiteliler Derneğinin 1. Genel Kurulunda: “Avrupa Birliği sürecinde biz bir medeniyetler uzlaşmasının onurlu mücadelesini veriyoruz. “Bizi alın diye yalvarıyorsunuz diyorlar.” “Evet, bizi bu medeniyetler uzlaşmasının içine katın demek zorundasınız.” Demezseniz o zaman, bu medeniyetler çatışmasına hazırlıklı olmalısınız. Biz medeniyetler uzlaşmasını tercih etmek durumundayız. Aksi takdirde bunun insanlığa bedeli çok ağır olur ve bu bedeli ne biz ödeyebiliriz ne de bizden sonra gelen nesiller ödeyebilir…”
Burada tercih edilen şey, İslam’ın değil, Batının medeniyet değerleridir. Batının medeniyet değerlerini tercih ettiğiniz andan itibaren artık sizin için, hak ve batıl, helal ve haram, adalet ve zulüm eşitlenmiş olur. Ve siz batı medeniyet değerleri ve müktesebatına dayanan bir din ve ahlak anlayışını, ilim ve talim terbiye düzenini, faize dayanan, helali ve haramı olmayan ekonomi ve iktisat düzenini, kuvveti üstün tutan bir siyaset, idare ve hukuk düzenini topluma pazarlayan bir kimse olmaktan kendinizi kurtaramazsınız. Ve siz yanlış bir ürünü pazarladığınız için, güvenerek bu ürünleri kullanan herkesi hastalıklı hale getirmiş olursunuz. O zaman çıkıp pazarladığınız ürünler sebebiyle hastalanmış bir toplumdan şikâyetçi olmanız, sizi kahraman yapmaz. Büyük hesap gününde, hayır ve şer olarak yaptığınız her işin hesabı sorulduğunda, batılı dostlarınızdan bir tanesini bile yanınızda bulunmaz.
Faizin dünya gerçeği sayılması, zinanın suç olmaktan çıkarılması, domuzun kasaplık hayvan sayılması, batı yaşam tarzının özendirilmesi, süt bankasının kurulması, eşcinselliğin özendirilmesi bir toplumu gerer ve buna öncülük edenler bunun altında kalır. Mülkün sahibi Allah’tır. Ve Allah’ın yapılan bu batıl işlere rızası yoktur.
Yapılan bu işler Anayasa ve yasalara da aykırıdır. Anayasanın 3. maddesi: “Devletin… Milli Marşı, İstiklal Marşıdır’” demektedir. İstiklal Marşımızın muhtevası baştan sona batıcılığı ve ifsadı değil, maneviyatçılığı ve ıslahı esas almaktadır. Bir kıtası bunu görmek için yeterlidir.
“Ruhumun senden ilahi, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli!
Bu ezanlar ki şahadetleri dinin temeli, Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.”
Türkiye’de son zamanlarda tartışılan bütün konuların tek çözümü, İslam’a nizam olarak dönmektedir. Bu ise Muhafazakâr demokrat gömleğinin çıkarılması, yeniden Milli Görüş gömleğinin giyilmesiyle mümkün olacaktır. Yaşanabilir Bir Türkiye’yi, Yeniden Büyük Türkiye’yi, Yeni Bir Dünya’yı kurmadan insanlık saadet bulamaz. Çözüm milli ve manevi değerlerimizi esas almaktadır. Milli Görüşe dönmektir. Allah her şeyin en iyisini bilir ve yapar vesselam.