Geleneksel ailelerde geçmişe bağlılık daha baskındır. Büyüklerin konumu oldukça belirgindir ve aileyi ayakta tutan temel unsur, saygı ve paylaşımdır. Ailede intizamla işleyen bir hiyerarşi vardır ve bu hiyerarşi içinde fertler uyum içinde yaşarlar. Geleneksel yapı bugün özlemle anlatılıyor, elbette bunun en büyük nedeni, yalnızlaşan insanların birbirine yakın yaşayan, paylaşıma önem veren aile modeline karşı duyduğu özlemdir.

Geniş aile’nin avantajlarından biri de mimarinin insan yapısı dikkate alınarak yapılandırılması, evlerin genişliği ve dinlendirici ortamlara kurulmasıdır. Burada, misafirler ağırlanıyor, aile birlikte hoşça vakit geçirebiliyor ve mahremiyete daha çok riayet ediliyordu. Bugün üç kişilik modern aileler, kibrit kutusu kadar evlerde bütün bu imkanlardan mahrum bir hayat yaşıyorlar.

Bugünün modern toplumlarında çocuklar kalabalık aile ortamından uzak, küçücük evlerde kendilerini odaya kapatarak, sadece bilgisayarla iletişim kuruyor ve anne babanın soluduğu yalnızlığı onlar da soluyorlar. Geniş ailelerde olduğu gibi zengin paylaşım imkanlarına sahip olamayan bu çocuklar, teknoloji ile içiçe büyüyor fakat ileriki yaşamlarında sosyalize olamıyor ve yalnızlaşıyorlar.

Günümüz şartlarında ailede huzuru sağlamak ve bu ortamda sağlıklı çocuklar yetiştirmek deveyi iğne deliğinden geçirmek kadar meşakkatli hale gelmiştir. Zira düşman teknolojinin bütün imkanlarını kullanarak aileyi dört bir taraftan kuşatma altına alıyor. Çocuklarımızın zihinsel şemalarını değiştiriyor, kadınlarımızın iç dünyalarını yoksullaştırarak evlerinden ve çocuklarından uzaklaştırıyor. Baba ise akşamları gelip sabahları giden bir misafir gibi hareket ediyor... Her tarafı yıkılmış harabe bir eve döndü aile kurumu. Hiç vakit kaybetmeden aileyi yeniden toparlayıp kaybettikleri ile buluşturmak ise her duyarlı insanın görevidir.