Bundan on üç yıl önce Kaymakamlık imtihanını kazanıp illerde Vali yanında bir sene görev yaptıktan sonra yurt dışına gönderilmek üzere Ankara ya çağırılan Kaymakam adaylarına Türkiye yi tanıtan bir aylık kurs döneminde iki saat de din dersine ayrılır.

İki saatlik din dersini vermek üzere gelen yetkili, birinci saatte Atatürk ü tanıtır. İkinci saate de Atatürk ü tanıtmaya başlayınca kursiyerlerden biri "Sayın hocam, Atatürk ü tanıtmak üzere sahasında uzman olan bir Profesörümüz bize bilgi sunuyor. Sizin göreviniz dini anlatmak" dediğinde "Sizinle özel olarak görüşelim" diyen adı değmez birine "Siz, benimle özel görüşmek için görevlendirilmediniz" diye cevap verir.

Görevde uzmanlığa önem veren o Kaymakam adayımız süratle en üst makamlara çıkarken görevini karıştıran dinci kardeşimiz ise acınacak durumda.

Diyanetin Aylık dergisinden okuduğuma göre Masa tenisi turnuvası düzenleyen Müftülerimiz varmış, Futbol turnuvası düzenleyenleri varmış, şarkı yarışmasına katılanlarımız bile varmış.

Ama öğrencisizlikten şehrin Kur an kursu kapanmış.

Özel vakıf veya derneklerin destek verdiği kurslara öğrenciler imtihanla alınırken devlet desteğindeki Kur an kursunun kapatılması afvedilecek bir olay değil.

Aynı müftümüzün şehrinde lise ve dengi okullarda beden eğitimi öğretmenleri futbol ve masa tenisini daha iyi öğretirler. O sahanın eğitimini almışlar.

Müftü efendi ise kimlerin cemaate geldiklerini kimlerin gelemediklerini araştırmaya ve gelmeyenlerin gerekçelerini öğrenmeye ve getirmeye yönelik çalışmalar yapması gerekirdi.

Cemaatten kimileri fakirlikten dolayı morali bozulup namazı bıraktığı gibi kimileri de parayı bol bulunca azgınlığından bırakıveriyor.

Her ikisiyle de ilgilenmek başta müftünün görevdir.

Kırk bin nüfuslu şehirde banka müdürlüğü yapan bir dostum anlatmıştı. "Bu şehirde yıllık kazancı şu kadar olan her insanla ilgilenmek ve iş yerinde ziyaretine gitmek benim görevimdir" demişti.

Müftülerimiz her gün birkaç saat ayırarak şehrin bütün dükkanlarını ziyaret ederek verilen hiçbir hediyeyi de almayarak yalnız çaylarını içerek baştan sona bir tamamlasa bakınız neler olur o şehirde.

Hizmet verdiği şehirde mahkemenin dosyalarını azaltan müftüyü gördüm ben.

Köylerden kız kaçıran müftünün evine gelir, kızı kaçırılan da müftünün evine gelirdi.

Dayak yiyen köylü de dayak atan da müftünün kararını kabul ederdi.

12 Eylül 1980 darbesinden sonra doğuya tayin edildiğinde yüz yıllık, iki yüz yıllık kan davalarını durdurmasıyla ün yapmıştı.

Gittiği şehirlerde Kur an kursuyla, İmam-hatip okulunu birlikte yükseltmiş, köyleri gezerek öğrencilerle okulları doldurmuştu.

Her müftümüz bu gün de aynını yapabilirler.

Aktif şirket yöneticilerinin her sabah bir araya gelerek bu gün neler yapacağız diye bir istişare toplantısı yaptıktan sonra işbaşı yaptıkları gibi Müftülerimiz de hiç değilse dairedekilerle toplanıp eşit şartlarda istişare edip görevlerine ilk defa başlıyormuş gibi heyecanla başlamaları temin edilmeli.

Müftülerimizden iyi, güzel ve hayırlı haberler bekliyorum.