Asıl mesele nedir derken, bütün temel ekonomik, siyasi ve sosyal sorunları kastediyoruz.

Sorunları çözmelisiniz. Çünkü hayat çelişkiyi kabul etmez. Ya demokrasi veya totaliter rejim olacak; yarım demokrasi olmaz, yarım kurallar olmaz. Bu vesileyle kısaca hatırlayalım; yeryüzünde dört çeşit yönetim şekli vardır.

Birinci yönetim şekli krallık yönetimidir. Kral her türlü yetkiyi elinde toplar, kral lâ yüseldir, sorgulanamaz. Ne var ki ülke çocuklarına kalacaktır diye kral ülkesini en iyi bir şekilde yönetir. Tarihte pek çok krallıklar/saltanatlar gelmiş, halk huzur içinde yaşatmıştır. Nitekim bugün de hâlen birçok krallıklar devam etmektedir. Çağımızda kralların yetkileri azalmıştır ancak, gelecekte sermaye tekeli ortadan kalktığı zaman onların gücü artabilir.

İkinci yönetim şekli tek parti yönetim şeklidir. Halk teşkilatlanmıştır. Tek parti vardır. Milletvekilleri halk tarafından doğrudan seçilmektedir. Böylece oluşan parlamento başkanını seçmektedir. Başkan bürokratik yönetimin başına geçmekte, onların yerlerini değiştirerek yönetmektedir. Bunun çok kötü örnekleri olmuştur. Bugün hâlâ bu yönetimler yeryüzünde epeyce vardır. Yarın gelişebilir. Tek partili yönetim de pekala başarılı olabilir.

Üçüncü yönetim şekli iki veya dört partili sistemdir. Bu sistem sermaye tarafından kurulmuş ve bazı ülkelerde başarı ile uygulanabilmektedir. Sermeye iki parti kurar, bazen bunların yedekleri olan iki küçük partiyi de kurar. Onları destekler. Hepsi sermayenin adamlarıdır. Başka bir partinin ortaya çıkmasını engellemeyi amaçlar. Halka ikisini veya dördünü sunar. Bunlar fikir partisi olarak tek partidir. Aralarında herhangi bir program ayrılığı yoktur. Sadece yöneticileri farklı olduğu için ayrı partiler vardır. Halk hangisini iktidara getirirse o iktidar olur. Ama halkın dediğini değil de sermayenin dediğini yaparlar.

Dördüncü düzen ise çoklu sistemdir. Halk dinî açıdan tarikatlar olarak organize olmuş, on civarında tarikat vardır. Halk iktisadî ve meslekî açıdan çalışma kuruluşları olarak organize olmuştur, çoklu mesleki kuruluşlar yarış içindedir. Halk siyasî açıdan partiler olarak organize olmuştur, çok partili sistem vardır. Nihayet değişik ilmî kuruluşlar olarak organize olmuşlardır. Böylece devlet ilmî, dinî, meslekî ve siyasî sosyal grupların sorumlularından oluşan yüksek şuralar tarafından yönetilir. Bunların başında meclis tarafından seçilmiş ilim veya asker kökenli devlet başkanı vardır, ordunun fiilen başkomutanıdır. Böylece demokratik ve lâik düzen içinde devlet yönetilmektedir.

İnsanlık adım adım bu demokratik düzene doğru gitmektedir. Buna biz "Adil Düzen" diyoruz. Halkın oluşturacağı çoğulcu sosyal gruplar görevlerini yapacaklardır. -Dinî şuralar nelerin yapılacağına karar verir. -İlmî şuralar nasıl yapılacağına karar verir. -Meslekî şuralar kredi dağıtarak kimin ne yapacağına karar verir. -Siyasî şuralar da elde edilen ürünlerin kime ait olacağına karar verir.

Türkiye nin asıl sıkıntısı nedir Türkiye Cumhuriyeti 1923 den itibaren 1950 ye kadar saltanatın gölgesinde ama bağımsız bir generalin komutasında kuruldu ve tek parti düzenine geçildi. Parti tek olunca din ve mezhebi de tekti. İslâm dini ve Hanefi mezhebi tek din ve tek mezhep idi. Diğerleri ya yok ya da azınlık sayıldı. Mesleki kuruluşların adı bile yoktu. Eğitim tevhidi tedrisatla tek okul sistemine döndürüldü. Bu düzeni beğenmeyebiliriz ama kendi içinde tutarlı idi, büyük başarılara imza attı. a) Ülkenin bütün dış borçları ödedi. b) Yabancı sermayeyi millileştirerek ülkeyi ekonomik açıdan bağımsız hâle getirmek istedi. c) Mübadele ile zimmileri tehcir ederek, Müslümanları ülkeye getirerek üniter bir halk yapısını oluşturdu, Türkiye ulusal devlet oldu. d) Türkiye yi II. Cihan Savaşı na sokmayarak nüfusunu artırdı ve Avrupa nın büyümekte olan devletleri arasına girmesini sağladı. Sonunda 1950 den itibaren çok partili sisteme geçildi. Dinde, ilimde, siyasette ve ekonomide çoklu sisteme geçmeden yöneticiler iktidardan uzaklaştırıldı ve Türkiye çıkmazlara sokuldu. Yabancı sermaye ülkeye akın etti. Ülke ağır borçlara sokuldu. Çok partili sisteme geçildi ama dinde ve ilimde tekel devam ediyor, Türkiye sorunlarını çözemiyor.

İşte, başörtüsü meselesi başta olmak üzere, bütün sosyal, siyasi ve ekonomik meselelerde asıl sorun budur. Bundan dolayı sorunları çözemezsiniz. Ne yapılması gerekir Asıl meselenin ve bütün sorunların çözümü için her alanda çoklu sisteme geçilmelidir.