BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM;

OKUYUCUSUNA daha güzel bir gazete sunabilmeyi ilke edinen Milli Gazete, yönetici ve yazarlarıyla periyodik istişareler yapmayı ihmal etmiyor. Son istişare toplantısını da İKEV’in (İlim, Kültür ve Eğitim Vakfı) Esenler’deki Hacı Bayram Evliyagil Anadolu Gençlik Yüksek Öğretim Erkek Öğrenci Yurdu’nda yaptı. Ev sahibi İKEV, toplantının adını “İKEV Dostları Buluşması” olarak belirledi.

Yurdu geziyoruz. Estetik ve göze hitap eden bir görünüşü var. Yemek, barınma, ders çalışma, sosyal etkinlikler, eğitim gibi her ihtiyaca cevap verecek şekilde dizayn edilmiş. Yöneticiler, “Yurtlarımız yalnız barınma mekânı değil; aynı zamanda eğitim merkezleridir” vurgusu yapıyorlar. Akademik kariyer başta olmak üzere, öğrenciyi her alanda hayata hazırlamayı amaçlamışlar.

İKEV Yönetim Kurulu adına konuşan Abdullah Sevim, “Hayat iman ve cihattır, diyen ilim adamları yetiştirmeyi amaçlıyoruz” diyerek şunları anlattı: “Milli Gazete camiamızın gözbebeğidir. Çizgisinden hiç sapmamıştır. Diğer kurumlarımız da Milli Gazete’yi örnek almalı. İfsadın yaygınlaştığı bir dönemde ıslah çalışması yapıyor. Emr-i bi’l maruf, nehy-i an’il münker (iyiliklerin yayılması, kötülüklerin kovulması) toplumun sigortasıdır. Birbirimizi de uyarmayı ihmal etmemeliyiz.”

İKEV’in kurucu ve yöneticileri Milli Görüş davası içinde yoğrulmuş seçkin insanlardan oluşuyor. Son 5 yıllık çalışmalarını sinevizyon gösterisiyle tanıttılar. Yaptıkları eserler ve devam eden projeleri göz doldurdu. Konuşmacılar takdir ve teşekkürlerini ilettiler. Çalışmaların uzun soluklu olmasını dilediler.

MİLLİ GAZETE KOŞUSU

MİLLİ Gazete’nin yeni dönemdeki çalışmalarını Genel yayın Yönetmeni Mustafa Kurdaş anlattı: “Yayıncılık bisiklet sürmeye benzer. Durduğunuz zaman düşersiniz. Düşmemek için yeni projeler üretiyoruz” diyerek bazı yenilikleri duyurdu:

Kadın ve Aile dergisini 1 Ekim’de faaliyete geçiriyoruz. Toplumun ve insanların savrulduğu bir dönemde aileleri kurtarmaya çalışacağız. Rol model olabilecek şahsiyetleri tanıtacağız.

Fikr-i Mizah dergisinin hazırlıkları son aşamada.

Yeni dergilerimizle, yayınlarımızla bilgiyi çoğaltmak istiyoruz.

Yeni Devir Yayınları’ndan çıkan kitapların tanıtımını yakında başlayacağız.

Engelli yazarımız İsrafil Bayrakçı’nın konuşması duygulandırdı: “54. Erbakan Hükümeti’ne kadar engelliler adam yerine konulmuyordu. Erbakan döneminde büyük ilgi gördük. Milli Gazete beni köşe yazarı yaptı; haberlerimizi yayınladı. Saadet Partisi, GİK Üyesi yapma nezaketini gösterdi.”

Yazı İşleri Müdürü Ercan Özcan ise, “Şimdi, bünye içinde hazırlığımızı yapıyoruz. Gelecekte anahtarları Milli Görüş kadrolarına teslim edecekler” dedi.

Mizah ve spor yazarımız Necati Tuncer gazetemizin ayırt edici özelliğini vurguladı: “Milli Gazete hep önden gidiyor. Yazı ve haberleriyle darbe konusunda 3 ay önceden uyardı. Milli Gazete farkı bu! Günü yaşayanlar bize ayak uyduramıyor.”

Âcizane olarak, olgun ve seçkin insanlardan oluşan İKEV’in kurucu ve yöneticilerine, “Üst kurumuna rapor verme geleneği’ oluşturarak Milli Görüşçü kuruluşlarla uyum içinde olmayı ‘kalıcı’ hale getirmelerini” teklif ettim.

İçe dönük daha pek çok güzel teklif ve temenniler ortaya kondu.

TARİH GÖREVE ÇAĞIRIYOR

YAZARLAR toplantısı günü Milli Gazete’ye sabahtan giderim. Zamanı müsait olan yönetici ve yazarlarla görüşür, fikir alış verişi yaparım. Gazete girişinde muhabirimiz Tolga Saçıkaralı’yla karşılaştık. Saçıkaralı, Belgrat’ta yapılan “Bizans Sempozyumu”na Türkiye medyasından Milli Gazete’yi temsilen katılan tek akademisyen gazeteciydi. Sempozyum’un nabzını tuttu. 5 uyarıcı haberle kamuoyunu bilgilendirdi. Hıristiyanların Bizans’ı yeniden kurma hazırlığında olduğunu duyurdu.

Sohbetimiz bu alana yoğunlaştı. Tarihi eserler bir ülkenin tapusu özelliğinde. Sanatlı tarihi taş, mermer, sütun vb. eserler ağırlıklarınca altından daha kıymetli. Onlara paha biçilmez.  Çünkü, oluşturulduğu dönemin kimliğini temsil eder.

Tolga Bey, “Tarihi eserlerimizin kıymetini bilmediğimiz”den yakındı. Osmanlı’nın yönetim merkezi Topkapı Sarayı’nın çökme tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu anlattı. Yöneticilerin ödenek yetersizliğinden söz etmesinin tebessümle karşılandığını belirtti.

1964’teki “Venedik Tüzüğü”ne göre tarihi bir eser yıkılırsa yerine aynısı yapılamıyor. Çökmeden önce restorasyonunun yapılması gerekiyor. Tüzük’ün 11. Maddesi tehdit niteliğinde: “Herhangi bir tarihi eserin altından başka bir tarihi eser çıkarsa, hangisinin inşa edileceğini UNESCO karar verir.”

Olay çok ciddidir. Tarihi mirasımız ve kültür değerlerimizi korumak için vakit geçirmeden uzman bir komisyon oluşturulmalı; Türkiye’de, Osmanlı ve Selçuklu’nun eser bıraktığı her yerdeki tarihi mirasımızın sicilleriyle belirlenerek envanterinin çıkarılması zorunluluk halini almıştır. Türkiye’nin her alanda ciddi bir kuşatma altına alınmak istendiği unutulmamalıdır. Yöneticilerimizi sorumlu davranmaya çağırıyoruz.