Çok kötü bir adetimiz var; bir deyimle ifade edersek “Amerika’yı yeniden keşfetmek”! İşin kötüsü bunu her seferinde yeni baştan yapmamız. Yaşadıklarımızdan tecrübe çıkaramayıp devamlı başa sardırıyoruz ve dolayısıyla da her meselede bir kısır döngü gibi “Amerika’yı yeniden keşfedip” duruyoruz.

Filistin’de parayla toprak satın alıp bölgeye girmeye başlayan Yahudiler, sonrasında da İsrail ordusunun temeli sayılan Haganah’ı kurarak Araplara karşı sistemli tedhiş hareketlerine başladı. O dönemde bu “askeri” hareketlerin içinde yer alan isimler bir bir ‘48’de kurulacak İsrail’de üst düzey kadroları oluşturdu. Her birinin sicilinde birçok suç, katliam, zulüm bulunan bu isimlerden biri olan Şimon Peres de geçtiğimiz günlerde öldü ve cenazesi de tam bir “ibretlik manzara” olarak hafızalara kazındı.

Aslında “ibretlik manzara” yerine “unutanlara hatırlatma” demek daha doğru olacaktır. Çünkü “Amerika’yı yeniden keşfedenler” için çok hayret verici gözükse de, küresel emperyalizmi veya Batı uygarlığını takip edenlere de o derece sıradan gelmiştir.

Cenaze törenine katılan ABD, İngiltere, Fransa, İspanya ve daha birçok Batılı devletin başkanları, başbakanlarının verdiği en ilginç ve dikkate değer görüntü kafalarına taktıkları “kippa”ydı. Halbuki bu zikredilen ülkeler Hıristiyan ülkelerdir ve liderleri arasında da bilindiği kadarıyla Musevi bulunmamaktadır. O halde bu “kippa” neyin nesidir?

Bunun cevabı belki de Avrupa’nın, Batı uygarlığının ve dolayısıyla da küresel emperyalizmin neyin nesi olduğunda yatıyor. (Burada “küresel emperyalizm” tabirini aslında Erbakan Hocamız’ın da ifade ettiği gibi daha spesifik bir ifade olan “ırkçı emperyalizm”le yer değiştirmek de doğru olacaktır) Meseleye son derece yüzeysel ve derinliksiz bakınca “Avrupa bir Hıristiyan kulübüdür, emperyalizm de Hıristiyanlık emellerine hizmet eder” sonucuna ulaşmak olasıdır.

Ancak, küresel emperyalizm şemsiyesi altındaki buluşma, meseleyi giderek bir Yahudi-Hıristiyan sentezine götürür ki, Avrupa da artık kendisini tanımlarken salt Hıristiyanlıkla değil, bunu yanına tarihi bir miras olarak Yahudiliği de katarak yapar bunu.

16. yüzyılda boy veren Reform Hareketleri ile birlikte Hıristiyanlığın içine sızmaya başlayan Yahudilik, Avrupa’nın dini kimliğini halihazırda törpülemişti. Sonraki dönemde de Katolik Kilisesi’nin tasallutuna karşı ve onla mücadele etmek adına bu durum daha da derinleşti ve artık bugün Avrupa’dan bahsederken bir Hıristiyan-Yahudi sentezi mentaliteyi işaret etmek anormal olmaz herhalde. Protestanlı ile “köklere dönme”, yani Yahudileşme yaygınlaştırıldı, Aydınlanma hareketleri ile de Kilise tasallutuna karşı “sekülerizm” ortaya çıktı, Hıristiyanlık adı altında bir Yahudi-Hıristiyan sentezi ortaya çıktı.

Mesela, İncil’in Almanca’daki karşılığı olan Evangelium’dan türemiş olan Evanjelizm, Almanya’da Protestanlığın kurucusu Luther’ci gruplar için kullanıldı. Almanya’da kurulan Protestan Luteryan kiliseler, Evanjelik Kilise olarak tanımlanmaktadır. Bugün, Evanjelik derken ABD’deki bir grubu kastediyoruz ve bu grubun en başat özelliği de Siyonizm idealine bağlılıkları! Bu arada, 1649’da Cromwell’le birlikte İngiltere’de idareyi ele alan Püritenlerin de, aynı Yahudileşen Hıristiyanlar hareketinin bir parçası olduğunu söyleyelim. Yani, ha Avrupa’nın Protestanlığı ha ABD’nin Evanjelizm’in, ikisi de aynı kapıya çıkmakta: Siyonizm!

Bunu böyle görmeyip “Aaa Hıristiyanlar niye kippa takmış” demek, filmi geri sarıp “Amerika’yı yeniden keşfe çıkmaya” yarayacak sadece. Aynı ideal ve amaca sahipler halihazırda, bugün de onun gereğini yapıyorlar. Bunun için de Müslüman olduğu iddia edilen Obama’ya bile kippa giydirirler. (Gözyaşı döken Mahmud Abbas gibi işbirlikçiler de işin tuzu biberi tabii)

Resim nettir; küresel emperyalizm “Siyonizm” hedefi için dur durak bilmeden çalışmaktadır. Siz istediğiniz kadar “müttefik” veya ortak” belleyin, istediğiniz kadar “Birliklerine” girebilmek için kapılarında yatın!