B atıl; kendi varlığını devam ettirmek için gece gündüz plan yapmakta; malı ve canıyla gayret etmektedir. Zira ahirete inanmayan veya ahireti umursamayan batıl ehlinin; tek hayat alanları gördükleri dünyayı, kendi istedikleri gibi şekillendirmekten başka çareleri yoktur.

Bu yazımızda, dünyada mevcut örgüt veya ideolojilerin, bunca insanı nasıl şekillendirip yönlendirdiği ve kendine nasıl hizmet ettirdiği üzerinde birkaç söz söylemek istiyoruz.

1. Bütün insanların karakterleri aynı değildir. Bu yüzden örgüt ve ideolojiler; kendilerine en uygun insanları seçerler ve test ederler. Bu testi geçemeyen insanları ya tamamen dışlar ya da belli kademelere getirmeyerek daha alt kademede değerlendirirler. Bu maddeden anladığımız şey şudur: Eğer insanları bu örgütlerden korumak istiyor isek, onlara cömertlik, cesaret, gayret, istikamet, doğru sözlülük temel şahsiyet esaslarını kazandırmalı; cimrilik, korkaklık, menfaatçilik, yalan ve istikrarsızlık gibi kötü huylardan arındırmalıyız.

2. Fakat sadece şahsiyet ve eğilim yetmez. Terbiye ve bilgi de şarttır. Bu yüzden bu örgüt ve ideolojiler; insanların zihinlerini en ince ayrıntısına kadar planladıkları eğitim süzgecinden geçirirler ve yabancı tüm bilgilerden arındırırlar.

3. Şu halde bize düşen de insanlara doğru bilgi vermek ve onları terbiye etmektir. Eskiler “Elmadan armut olmaz ama bakmazsan elma da alamazsın” sözüyle terbiye ve eğitimin önemini ifade etmişlerdir.

4. Şahsiyeti aile verir. Bilgi vermek ise başta devlet olmak üzere çok yönlü elde edilir. Bildiklerini uygulamak için imkân sağlamak, yanlış bilgiden ve yanlış kişilerden korumak da yine devletin görevidir.

5. Kendilerine uygun insanları seçen ve kendi ideolojilerini empoze eden örgüt ve ideolojiler; kazandıkları ve yetiştirdikleri bu insanları kaybetmemek için korku ve vaat yöntemini kullanırlar. Korku; insanlara, sistemin her şeyi bildiğini ve sistem dışına çıkan insanın her şeyi kaybedeceği fikrini empoze etmek ve mensupları buna inandırmak; vaat ise; insanlara daha güzel bir gelecek hayali sunmaktır.

6. Bu yüzden özellikle devlete ve sorumluluk sahibi kimselere düşen önemli bir görev; aslında bu örgütlerin ve sistemlerin her şeyi bilemeyeceğini öğretmektir. Zaten inancımız gereği, insan eksiktir ve insanın kurduğu her sistem de eksiktir. Ayrıca insanların hesabı vardır ancak Allah Teâlâ’nın da hesapların üstünde bir hesabı vardır. Örneğin, dinlenemeyen bir telefonun düşman eline geçmesi, düşmanın avantajınadır. Veyahut da düşman eline geçen kusursuz bir silah, şayet bu silahı yok edecek bir savunma sistemi olmazsa ise, düşman için bir avantaj olur. Veyahut da her silahın düşman eline geçme ihtimaline karşı üretilmiş olan savunma sistemleri de yine düşmanın eline geçme ihtimalinden dolayı, üreten için daima riskler barındırmaktadır. Her şeyi kontrol etmek isteyen bir sistem; ya paranoya haline dönüşmekte ya da kendini de bu kontrol mekanizmasının içine dâhil ederek kendini kontrol edilir hale getirmektedir.

7. Bu konuda devlete ve sorumluluk sahibi kimselere düşen bir diğer görev ise; insanlara güzel bir gelecek ve hedef vadetmektir. Güzel bir gelecek beklentisi ya da gerçekleştirmek istediği bir ideali olmayan kimseler; ya saldırgan ya da karamsar olmaktadırlar. Bunun sonucu ise ya intihar ya sosyal huzursuzluk ya da illegal faaliyetlere katılmak olacaktır. Özellikle gençlere, kendilerini ispat edebilecekleri hedefler ve ulaşabilecek oldukları bir hayat tarzı göstermek, toplumun önündeki insanların görevidir.

8. Bir Alman için “çalışmak”, bir Japon için “bilim ve teknoloji” veya başka bir ülke için “eğlence”; bir ideal olabilir. Peki, bir Türkiye vatandaşı, bir doğulu ve bir Müslüman için beklenti ve hedef nedir? Avunmak, kendini tatmin etmek, savunma ya da eleştiri yapmak, bir şeyleri taklit etmek veya ölümü beklemek; bir ideal veya hayal değildir.

9. Fakat örgüt ve ideolojilerin manipüle ettiği herkes, karaktersiz veya beyinleri yıkanmış kimseler değildir. Farkında olmadan ve belki de kendi inancı uğruna ve kendisi için çalıştığını zannederek bu sistem ve ideolojilere hizmet eden onca insan vardır. Bunları ikaz etmek ve koruyup kollamak için cezalar ve tedbirler almak bir vazifedir. Özgürlük ve on sekiz yaşını bitirmiş olmak veyahut da eğitimli olmak; devletin halkına sahip çıkmaması için bir gerekçe değildir.

10. Zira insan hata eder. Hata etmenin üç nedeni vardır diyor İbn Hazm merhum;

Bilmemek yani cahillik.

Unutmak ya da hatırlamamak

Ve kasıt veya ihmal…

1. Konu ile alakalı olmasa da beyin yıkamak için tıbbi ve psikolojik yöntemlerin kullanıldığını da hatırlatmak gerekiyor. Hipnotik dil ve insanların etkilenmesi, insanların isteyerek veya farkında olmadan bir takım ilaçlarla psikolojilerinde değişiklik ve tahribat yapılması gibi eskiden beri kullanılan birçok yöntem; günümüzde teknoloji ve tıp alanındaki imkânların gelişmesi ile daha da çeşitlenmiştir. Devletin bunlar için tedbir alması yanında insanların da bu konularda kendilerini, ailelerini ve tanıdıklarını ikaz etmesi gerekmektedir. Bazı ortamlardaki yiyecek ve içeceklere farkında olmadan insanları etkileyen maddelerin karıştırılması mümkün olduğu gibi ortamdaki güzel kokulara bile bu tür maddelerin karıştırılması, eski çağlardan beri kullanılan bir yöntemdir.