Mustafa Özel…
“Bizim mahalle”nin yetiştirdiği ekonomistlerden…
İmam Hatipli yıllarımdan bu yana, bu yönü ile tanıdığım, takip ettiğim bir isim…
Ağrı doğumlu. (1956)
Boğaziçi Üniversitesi İİBF mezunu.
İstanbul Bankası, Türkiye Dış Ticaret Derneği, Ülker, Çilek, Bisav ve MÜSİAD gibi kurumlarda yöneticilik/danışmanlık yaptı.
Marmara Üniversitesi’nden Yüksek Lisans ve Doktora dereceleri aldı (İktisat Tarihi, 1991/99).
Dergâh, İzlenim, Anlayış, Nihayet ve Arka Kapak dergilerinde yazdı.
Halen, İstanbul Şehir Üniversitesi Öğretim Üyesi.
Bildiğim kadarıyla eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’na yakın bir isim.
***
Mustafa Bey bir kitap yazdı…
Kitabın adı, “Yönetebilen Türkler”.
Dumanı üstünde, daha yeni çıktı.
Bir çırpıda okudum. Şunları ifade ediyor, arka kapağında;
“Bu ülkenin ihtiyacı çılgın Türkler değil, yönetebilen Türklerdir. Bu kitapta kendimizi şirketler dünyasıyla sınırladık. Vehbi Koç’tan (d. 1901) Mustafa Küçük’e (d. 1963) uzanan bir yelpazede, 12 işadamının yönetim felsefelerini anlamaya ve tanıtmaya çalıştık. Bazıları birçok niteliğe sahip olsa da, yönetmeyi bilen girişimcilerimizin birer “ağırlık noktası” var:
* Vehbi Koç: “Önce Hesabını Bil!”
* Sakıp Sabancı: “Önce Adamını Bul!”
* Sabri Ülker: “Önce Dürüst Ol!”
* İbrahim Bodur: “Sıra Adamı Olma!”
* Mustafa Küçük: “Çift Kanatlı İnsan Ol!”
* Mecit Bahçıvan: “Mesleğinin En İyisi Ol!”
* İshak Alaton: “Kendini Lüzumsuz Kıl!”
* Asım Kocabıyık: “Kendine İnan, Risk Al!”
* Şarık Tara: “Aklını ve Bileğini Zorla!”
* Hüsnü Özyeğin: “İyi Yöneticiyi İşe Ortak et!”
* Avni Çelik: “Bina Değil Yuva Yap!”
* Davut Doğan: “Hikâyeni Paylaş!”
***
Anlaşılacağı üzere, yukarıdaki 12 iş insanının iş dünyasına yönelik farklı yanları anlatılıyor, kitapta.
Fakat benim aklım hâlâ şu cümlede; “Bu ülkenin ihtiyacı çılgın Türkler değil, yönetebilen Türklerdir…”
Fazlasıyla manidar değil mi?
Sahi, Mustafa Özel ne demek istedi, bu cümle ile?
BİR BROŞÜRÜN HATIRLATTIKLARI…
Broşürün adı; “Milli Selamet Partisi’nden Saygıdeğer Milletimize Mektup!”
5 Haziran 1977 seçimlerine yönelik hazırlanan bir broşür…
Okudum broşürü… Neler var, neler…
Yıl, dediğim gibi 1977… Yani, bundan 41 sene önce… Yaklaşık yarım asır önce…
* O zaman “Ortak Pazar anlaşması diye memleketi felakete götüren ve Avrupa ile gümrükleri kaldırarak hakiki bir sanayi hamlesini önlemek”ten bahsediliyor. Şimdi ise bu sorunun sadece adı değişti ve Avrupa Birliği (AB) oldu… Aynı sömürü çarkı devam ediyor, maalesef…
* O zaman da, “Binlerce sene şehid kanı ile korunmuş şu aziz memleketin arazisini yabancılara imza ile teslim etmeye kalkışmaları”ndan söz ediliyor. Şimdi de en çok tartıştığımız konulardan biri, vatan topraklarının yabancılara satılması, satılmak istenmesi…
* O zaman konuşulan konuların başında “ahlaksızlık” vardı. Şimdi de toplumun en büyük dertlerinden biri ahlak ve maneviyat…
* O zaman herkesin muzdarip olduğu başlıca konu “anarşi ve terör” idi. Şimdi de yine terör en büyük sorunlardan biri…
* O zaman temel meselelerden biri, “bağımsız temel ve ağır sanayi” idi. Şimdi de sorun aynı, hatta daha da gerideyiz... Zira memlekette satılmadık fabrika neredeyse kalmadı!
* 0 zaman köşe yazılarının başlıca konusu “işsizlik”ti. Şimdi de aynı. 15 yaş üzeri 3 milyon 210 bin işsiz var, an itibarı ile…
(Broşürü aldığım www.divanmuzayede.com yöneticisi sevgili Ercan Babacan’a teşekkür ediyorum.)
DEVLET BAHÇELİ ASLINDA NE DEDİ?
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli bir TV kanalında önemli açıklamalarda bulundu.
* Devlet Bahçeli dedi ki; (FETÖ’de siyasi ayak tartışması) “Bunun üzerinde henüz durulmadı, durulmalı. Siyasetin FETÖ’den arındırılması lazım. Siyasette FETÖ’ye yakın isimler olması lazım. Yoksa her alanda bu kadar güçlü olamazlardı…”
* Devlet Bahçeli dedi ki; “FETÖ ve PKK’nın kökü kazınmadan OHAL kaldırılmamalı.” (Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım seçim sonrası OHAL’in kaldırılacağını ifade ettiler.)
* Devlet Bahçeli dedi ki; (Af konusu) “Adaylardan bir tanesi; tutuklu, aynı zamanda PKK’nın siyasi uzantısının eş başkanı… Herkes de bunun tutukluluk halinin kaldırılmasını talep ediyor… Dedim ki ben de 100 bin imza ile aday olunacaksa o zaman benim yakinen tanıdığım ülke sevdalısı arkadaşlarım var. Böyle bir anlayış hâkim olacaksa bu arkadaşlarımı 100 bin imza ile aday gösterebilirdim. Bu insanları dışlamanın anlamı yok. Siz bunun affını istiyorsanız biz de bu arkadaşlarımızı 100 bin imzayla dışarı çıkarmaya teşebbüste bulunabilirdik. Alaattin Çakıcı ve Kürşat Yılmaz, benim ülküdaşlarımdır… İmarı affediyorsunuz, insanı niye affetmiyorsunuz?”
* Devlet Bahçeli dedi ki; (Bedelli askerlik) “Birikim açısından eğer gerekiyorsa ele alınmalı.”
***
Devlet Bahçeli’nin açıklamaları ortada…
Bir de MHP Genel Başkan Yardımcısı Sefer Aycan’ın açıklaması var. Ne diyor Aycan; “AKP’lilerin resmi plakalı araçlar kullandığını, 3 eskortla, polis arabalarıyla dolaştıklarını görüyorum. Biz onlardan farklıyız. Milletin içinde olmak istiyoruz. Aramızdaki fark bu.”
Tüm bu açıklamalardan sonra, seçime birkaç gün kala şu soruyu sormak gerekmiyor mu;
“Sahi, Devlet Bahçeli aslında ne demek istedi?”
Sizce…