İnsanlar arasında makamla yükselenler olduğu gibi, makamı yükseltenler de vardır.

Makam, rütbe ve unvanı yükseltenler, onu kazanınca sevinmezler, kaybedince üzülmezler. Çünkü onlar sahip oldukları değerlerle değerlenirler.

Deli kızın boncuğa sevindiği gibi makam, rütbe ve unvanla övünenler, onu kaybetmemek için korkaklar kulübü kurarlar, birine bir zarar gelmesin diye birbirlerine sarılırlar, denizde birbirine sarılarak ölen beceriksizler durumuna düşerler.

Alparslan ın oğlu Melikşah, yönetimi devralınca görev değişikliği yapar. Yüksek makamlardaki bazı görevlileri daha aşağılara verir.

Aradan bir müddet geçince o alt makamlara getirdiği görevlilerden biri, bulunduğu makamı yüceltmiş ve gözde makamlardan biri olmuş.

Melikşah, onu huzuruna çağırmış ve bilmeden kendisine haksızlık yaptığını eski görevinin biraz daha üstünde bir görev vereceğini söylemiş.

İşte o zaman o yetkili "Efendim, biz, makamla yücelen değil, makamı yüceltenleriz" deyivermiş.

Altını veya elması, geri zekâlının biri çamura atsa, altın veya elmas değerinden bir şey kaybetmez. Ancak onu atan deli deliliğine bir kat daha delilik katar.

Güzelin güzelliği, âlimin ilmi, kahramanın cesareti alınamaz, satılamaz, çıkarılıp yok edilemez.

Alimin rütbesi alınır, ilmi onunla kalır. Komutanın bilgisi ve cesareti alınıp satılamaz. Korkak, hilebazlar tarafından rütbesi soyulur ama ilmi dirayeti, medeni cesareti ve kahramanlığı soyulup atılamaz.

Çirkin suratlılar, kara kalpliler güzelin boynundaki gerdanlığı çalabilirler, güzel elbiselerini soyabilirler ama bununla ne onların kara kalpleri ağarır, nede güzelin güzelliği solar, kaybolur.

Kırk haramiler, köyün veya şehrin iyi kalpli, cömert, iyi huylu zengininin malını yağmalayabilirler ama onun cömertliğini ve iyi kalpliliğini çalamazlar, alamazlar, kendileri de cimrilikten, haramilikten, hırsızlıktan kurtulamazlar ve yine bir harami kurşunuyla ölürler.

Korkaklar hep bir olurlar ve cesur adamın sırtındaki zırhını soyabilirler ama cesaretini soyup alamazlar.

Kanatlarıyla yükseklere çıkanların üstünde kene gibi yapışan ve onun da üstüne çıktığına inanan sürüngenler kendilerini yükseklerde zan ederler ve dönen başlarıyla etrafa saldırırlar. Kendisini yüceltenlerin kanını emerken kendilerini düşürmeye çalışırlar da bunun farkına varamazlar.

Siz imanlı, liyakatli, vicdanlı, ilmi dirayetli,  medeni cesaretli öğrenciler,

paraya, makama, rütbeye, şöhrete sahip olmayan, âlimler, sanatçılar, kahramanlar,  hiçbir zaman kendilerini güçsüz görmezler. İmani yüceliklerini ruhi asaletlerini, medeni cesaretlerini, ilmi dirayetlerini geliştirmeye çalışırlar.

İflas edip paralar tükenebilir, koltuk alttan kaydırılır, makamdan düşülebilir, rütbeler sökülebilir, şöhretler gidebilir, unutulabilinir, ama imanınız, asaletiniz, cesaretiniz ve dirayetiniz alınamaz. Hiçbir güç onları sizden ayıramaz.

Köşke çıksanız, sizinle beraber çıkar. Hapse girseniz size yoldaş olur. Kabre girseniz kandil olur.