Zekatın meşru kılınmasının çeşitli hikmetleri vardır. Bunlar herkesçe anlaşılabilecek açıklıktadır. Cenab-ı Hak (C.C.) insanları farklı yeteneklerle donatmış, buna bağlı olarak servet dağılımında toplum zengin ve yoksul olmak üzere iki sınıftan oluşmuştur. Kur an-ı Kerimde şöyle buyurulur:

"ALLAH, rızık konusunda sizin bazınızı bazınızdan üstün kılmıştır."  Servet üstünlüğü bulunan zenginlerin bir kısım mallarını yoksullara vermeleri farz kılınmıştır. Çünkü böyle bir zorlama olmaksızın zenginden yoksul kesime bu mal akışı sağlanamaz. ALLAH Teâlâ şöyle buyurmaktadır:

"Onların mallarında, dilenen ve mahrum olanlar için belirli bir hak vardır."

İşte zekat farizası gelir dağılımındaki bu farklı yapı karşısında en önemli bir tedbirdir. Zekat, İslam daki sosyal yardımlaşma ve dayanışmanın gerçekleşmesini sağlar, servetlerin yalnız zenginler arasında dönüp dolaşan bir güç olmasını engeller. Zekat; zengin malına karışmış fukara hakkıdır. Nitekim yukarıdaki ayet-i kerime bu hakikati ifade etmektedir. Bir zenginin sürüsüne karışan fakir koyunu hükmen ne ise zekât da odur.

Zekatın farz kılınmasına sebep teşkil eden hikmetler çoktur. Biz yalnız birkaç tanesini zikredeceğiz:

1) Zekat, zenginle yoksulu birbirine yaklaştırır, zengin yardım etmenin sevincini yaşarken, yoksul da zengine karşı sevgi ve saygı duyar. Kıskançlıklar ortadan kalkar.

Zekat vermek, güzel bir akidenin-inancın eseridir. Böyle bir akideye sahip olan kimse, mensup olduğu cemiyet için zarardan beri, bilakis pek faydalı bir insan demektir. Çünkü kendi malından bir kısmını sırf ALLAH Teâlâ nın rızası için ayırıp fakir olan din kardeşlerine veren ve karşılığında onlardan hiçbir şey gözetmeyen böyle bir insan artık çevresine faydalı olmaz mı Artık kendisine ait olmayan şeylere göz dikip başkalarının zararlarına hareket eder mi Başkalarının ellerindeki mallara saldırır mı

2) Zekat, çalışmaktan aciz olanlara normal bir hayat sürme imkanı sağlar. Toplumu yoksulluktan, devleti zayıflıktan korur. Enes b. Malik (R.A.) den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) efendimiz şöyle buyurmuştur:

"Kıyamet günü yoksullar sebebiyle vay zenginlerin haline!.. Yoksullar şöyle diyecekler: "Rabbimiz! Senin bize ayırdığın hakları vermemek suretiyle bize zenginler haksızlık ettiler." ALLAH Teâlâ şöyle buyuracaktır: "İzzetim ve celâlim hakkı için sizi kendime yaklaştıracağım, onları ise uzaklaştıracağım." Bundan sonra Hz. Peygamber (S.A.V.):

"Onların mallarında, dilenen ve mahrum olanlar için belirli bir hak vardır."  ayet-i kerimesini okumuştur. 

3) Zekat, kişiyi cimrilikten korur, cömert ve eli açık yapar, diğergâmlık duygularını güçlendirir. Servetinin bir bölümünü sırf ALLAH (CC) rızası için ayırıp yoksul dindaşlarına veren buna karşılık onlardan bir şey beklemeyen kimse, sürekli olarak toplum yararını kişisel yaran üzerine tutma alışkanlığını kazanmış olur.

4) Zekat bir şükran vazifesidir. Zekat veren bir müslüman düşünür ki, "Elde ettiğim bu servet, bana Hak Teâlâ nın bir ihsanıdır. Bir çok insanlar daha güçlü, kuvvetli, daha bilgili oldukları halde bu servetten mahrum bulunuyorlar. Bu sebeple bana ikram ve ihsanı sonsuz olan yüce ALLAH ın bir lütuf ve ihsanı olan bu servetin şükrünü îfa etmek lazım gelir. İşte bu şükür vazifesi, farz olan bu zekatı ödemekle yerine getirilmiş olur. Zekat Cenab-ı Hakk ın verdiği servet nimetinin şükrüdür. Gerçekte zekat, malı azaltmaz, bereketlendirir ve arttırır.

İnna lillahi ve inna ileyhi raciun

38 yıllık evlilikleri boyunca eşinin zorlu siyasi hayatına büyük destek veren Milli Görüş Lideri Necmettin Erbakanın eşi Nermin Erbakan hanımefendinin geçirdiği kalp krizinin ardından vefatını büyük bir teessürle öğrenmiş bulunuyorum.

Ramazan ayı içerisinde Hakka yürüyen Nermin Erbakan hanımefendiye ALLAH tan rahmet ve mağfiret, başta muhterem Necmettin Erbakan Hocamıza ve tüm Milli Görüş Camiasına sabır ve başsağlığı diliyorum.