Müslüman erkek, Gayr-i Müslim bir kadınla evlenebilir mi?

Geçen haftaki yazımızda neslin temiz kalabilmesinin, temiz bir toplumu inşanın ve neslin korunmasının teminat altına alınabilmesinin en önemli unsurunun aile olduğunu, İslâm’ın evlilik dışındaki tüm sapkınlıkları yasaklayarak neslin korunmasını sağladığını ifade etmiş; Müslüman erkek yahut Müslüman kadınların birbiriyle evlenmesindeki daimi ve geçici engeller yani haramları konu edinmiş, bunun Müslümanlar arasındaki iç hukuk olduğundan bahsetmiştik.

Bugün, Müslüman bir erkeğin kâfir, müşrik, ateist, mürtet, Yahudi ve Hıristiyanlarla evlenme meselesine değineceğiz. Gelecek yazıda da nasip olursa “Müslüman kadının gayr-i Müslimlerle evlenmesindeki yasaklara” değineceğiz. Bu iki konu evlilikte bir nevi dış hukuk mesabesindedir.

İslâm dini, Müslüman erkeklerin müşrik kadınlarla evlenmesini kesin bir dille yasaklamıştır. Bu konuda Kur’an-ı Kerim’de, “(Ey müminler) iman etmedikçe müşrik kadınlarla evlenmeyin. Mümin bir cariye, müşrik bir kadından daha hayırlıdır. Velev ki müşrik hoşunuza gitmiş olsun. Müşrik erkekler de iman etmedikçe onlara mümin kadınları nikâhlamayın. Mümin bir köle müşrikten daha hayırlıdır. Velev ki müşrik hoşunuza gitsin. Onlar sizi cehenneme davet ederler. Allah ise izni ile cennete ve mağfirete davet ediyor. Ve ayetlerini insanlara beyan buyuruyor. Umulur ki düşünüp ibret alırlar” (Bakara, 221) buyrulmaktadır.

Müslüman erkeklerin, kâfir kadınlarla evlenmesi de haramdır. Kur’an-ı Kerim’de, “Ey iman edenler! Size, mümin kadınlar muhacir olarak geldikleri vakit, kendilerini imtihan edin; imanlarını Allah (sizden) daha iyi bilir. (Yaptığınız) imtihan üzerine, onları mümin hanımlar bilirseniz, artık kendilerini kâfirlere geri çevirmeyin. Mümin hanımlar, kâfirlere helâl değildir; kâfirler de mümin hanımlara helâl olmazlar. Bununla beraber sarf etmiş oldukları mehri, o kâfirlere verin. Sizin o mümin hanımları nikâh etmenizde de, mehirlerini kendilerine verdiğiniz takdirde, üzerinize bir günah yoktur. Kâfir kadınları nikâhınızda tutmayın; (onlara) harcadığınız mehri, (varmış oldukları kâfir kocalarından) isteyin. Kâfirler de (İslâm'ı kabul eden ve sizinle evlenen karılarına) sarf etmiş oldukları mehri (sizden) istesinler. Allah'ın hükmü budur; aranızda O hükmeder. Allah bilendir, Hâkim’dir” (Mümtehine, 10) ayetindeki, “Kâfir kadınları nikâhınızda tutmayın” ifadesi, kâfirlerle evlenmenin yasaklığının yanında daha önce kâfirlerle evlilik varsa bile bunun bitirilmesi istenmektedir. Ateist ve deistler de bu zümreden olduğu için bunlarla evlenmek de haramdır.

İslâm, Müslüman erkeklerin, kâfir, müşrik, ateist, deist, Budist ve putperest gibi sapkın inançlı kadınlarla evlenmesini yasaklamış, haram kılmıştır. Ancak Müslüman erkeklerin Yahudi ve Hıristiyanlarla evlenmesi konusunda ise şarta bağlı bir evliliği mübah görmüştür. Bu mübahlık, Müslüman erkeğin Yahudi ve Hıristiyanlarla evlenmesi konusundadır. Bunun tam tersi yani Müslüman kadınların Yahudi ve Hıristiyanlarla evlenmesi icma ile haramdır.

Maide Suresi 5’inci ayette, “Bugün, size temiz olanlar helal kılındı. Kitap verilenlerin yemeği size helal, sizin yemeğiniz de onlara helaldir. İnanan hür ve iffetli kadınlar ve sizden önce kitap verilenlerin hür ve iffetli kadınları -zina etmeksizin, gizli dost tutmaksızın ve mehirlerini verdiğiniz takdirde- size helaldir. Kim imanı inkâr ederse, şüphesiz amelleri boşa gider. O, ahirette de kaybedenlerdendir” buyrulmaktadır.

İslâm âlimleri, Müslüman erkeklerin ehl-i kitap kadınlarla evlenmesi konusunda farklı görüşler ortaya koymuştur. Bu farklı görüşlerin kaynağı Kur’an-ı Kerim’de Yahudi ve Hıristiyanları müşrikler ve kâfirlerle eş değer gören ayetlerin olmasıdır. Burada genel bir yasağın dışında bir istisnadan bahsedilmektedir. Ayette Müslüman erkeklerin bu grupla evlenebilmesi şartlara bağlanmıştır. Ehl-i kitap kadın “hür ve iffetli” olmalıdır. İslâm ulemasının ekseriyeti ayette geçen “muhsenat” ifadesinden maksadın iffet olduğunu dolayısıyla bu kapsam içine giren ehl-i kitap kadınlarla evlenmenin caiz olduğu görüşündedir. Ehl-i kitap kadınla evliliğin caiz olmasındaki hikmet, kadının Müslüman erkekle evlenerek İslam’a girme ihtimalidir. Unutulmamalıdır ki bu evlilikte kadın hür ve namuslu olmalı, velayet hakkı da erkekte olmalıdır. Bugünkü mer’i hukukta velayet hakkı müşterektir.

Her ne kadar Müslüman erkeklerin ehl-i kitapla evlenmesi caiz olsa da, Müslüman erkeklerin Müslüman kadınlarla evlenmesi daha faziletlidir, tavsiye edilmiştir.

Netice itibariyle, Müslüman bir erkeğin kâfir, müşrik, ateist, deist, Budist gibi sapkınlarla evlenmesi men edilmiştir, haramdır. Müslüman erkeğin, ehl-i kitaptan iffetli, namuslu, hür bir kadınla evlenmesi caizdir, ancak öncelik Müslüman kadınla evlenmededir.

Müslüman erkek, Yahudi ve Hıristiyan bir kadınla evlenip onun İslâm’a girmesine vesile olmuşsa bu evlilikteki güzel ve istenilen bir neticedir. Peygamber Efendimiz (S.A.V.), “Allah’a yemin ederim ki, senin sayende Allah’ın bir tek kişiye hidayet vermesi, senin için kırmızı develerinin olmasından daha hayırlıdır” (Buhari) buyurmaktadır. Başka bir hadis-i şerifte ise, “Senin elinle bir kişinin Müslüman olması, dünyadan ve içinde bulunan her şeyden daha hayırlıdır” denilmektedir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Siyami Akyel - Mesaj Gönder



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Tarım Kredi Kooperatifi marketi fiyatları pahalı mı?