Kovid-19’dan bile ‘toplumsal cinsiyetçilik’ çıkardılar!

TÜSİAD (Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği)… Kendisini şu şekilde tanımlıyor: “TÜSİAD, özel sektörü temsil eden sanayici ve iş insanları tarafından 1971 yılında, Anayasa’mızın ve Dernekler Kanunu’nun ilgili hükümlerine uygun olarak kurulmuş, kamu yararına çalışan bir dernek olup gönüllü bir sivil toplum örgütüdür.” Kovid-19’la ilgili bir rapor hazırladı, TÜSİAD. Yeni bir rapor.  Rapordaki şu satırlara dikkatinizi çekmek isterim;

* “Sadece eğitim sistemini hedefleyerek tasarlanan okul terkinin önlenmesine yönelik politika ve müdahale programlarının yetersiz kalma ve kısa dönemli olma riski vardır. Bu riskin azalması için kapsamlı sosyal koruma politikalarının etkinleşmesi, insana yakışır işlerin yaratılması, çalışma idaresinin bakım politikası ve toplumsal cinsiyet temelli güçlendirilmesi, kadın istihdamının sürdürülebilirliğinin sağlanması ve bakım politikaları yoksunluğunun giderilmesi benzeri politika ve uygulamalar da önemlidir.”

* “Bu risk altındaki çocuklar arasındaki kızlar ‘tarım, kayıt dışı çalışma ve ev içi hizmette sömürüye karşı (daha) kırılgandır ve daha büyük cinsel ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddet riskleriyle karşı karşıya’dır.”

* “Bu durum sonucunda okuldan ayrılmak zorunda bırakılıp çalıştırılan çocukların sayısında önemli bir artış bekleniyor. Yasal çalışma yaşı içindeki çocuklar çeşitli nedenlerle okuldan ayrılıp sınırlı vasıf ve yetersiz eğitimle işgücü piyasasına girebiliyor. Bu yaşın dışındaki çocuklar ise en kötü biçimlerde ve sömürücü çocuk işçiliğiyle karşı karşıya kalabiliyor.”

* “Salgın öncesinde okul terkinin önlenmesi için acil ve bölgelere göre farklılaştırılmış tedbirlere ihtiyaç duyuluyordu. Salgın süreci, okul terki riskinin takibini zorlaştırdı ve bu riskin önlenmesine yönelik ihtiyaç duyulan tedbirlerin aciliyetini güçlendirdi. Başta kırılgan gruplar olmak üzere tüm öğrencilerin özellikle uzaktan ve hibrit eğitim süreçlerinde okula devam durumlarının daha sık periyotlarda izlenmesi, risk altındaki öğrencilerin okuldan kopma riskinin azalması ve önlenmesi için etkin izleme yapılması kritiktir.”

***

Ey TÜSİAD! Kovid-19’dan bile bir ifsad çalışması olan ‘toplumsal cinsiyet’ sonucunu çıkardın, ya! Ne diyeyim! ‘Pes’ diyorum…

BİR İSLAMCININ 12 EYLÜL HATIRALARI

12 Eylül Askeri Darbesi’nden sonra sadece solcular mı mağdur edildi? Darbe yönetimi sadece solculara mı işkence etti?

Sorunun cevabı; elbette hayır!

Önceki yazılarımda aktardım; 12 Eylül Askeri Darbesi’nden hemen sonra illerde belli başlı Akıncıların nasıl bir gecede evlerinden alındığını, hapislere atıldığını, işkenceler yapıldığını… Ellerine silah almamış, çatışmalara girmemiş bu Akıncı isimlerin gözlerinin bağlı olarak araçlarla saatlerce farklı mekânlarda dolaştırılarak psikolojik baskı yapıldığını da…

İslamcı kimliğinden dolayı 12 Eylül darbesinin işkence tezgâhlarından geçen bir isim de yazar Adil Akkoyunlu. Akkoyunlu’nun, Bir İslamcının 12 Eylül Hatıraları adlı eseri o dönemde, Malatya-Elazığ cezaevlerindeki beş aylık mağduriyet ve işkence ortamını anlatıyor.

Akkoyunlu, Çıra Yayınları arasında çıkan kitabının girişinde şöyle diyor: “O günleri hatırladıkça elim ayağım titriyor, o günleri yeniden yaşıyor gibi oluyorum fakat yazmalıydım. Darbeyi bizzat yaşayanlardan biri olarak, ‘12 Eylül darbesi işte insanlarımıza bunları yaşattı’ demem gerekiyordu…”

128 sayfadan müteşekkil, rahat okunan, bir dönemin karanlığını aydınlığa çıkaran bir eser, Bir İslamcının 12 Eylül Hatıraları.

***

Kitabın yazarı Adil Akkoyunlu, yaklaşık 10 yıl önce Mazlum-Der tarafından düzenlenen, 12 Eylül Darbesi Paneli’nde de tüyler ürperten açıklamalarda bulunmuştu. Bakalım;

 * “O dönemlerde askerler evimizi bastıklarında üzerinde Arapça yazı olan ne varsa yerlere fırlattılar. Kur’an dâhil, bütün kitapları ayakaltına attılar. Bunu yapan bizim ülkemizin askerleriydi ve bu büyük bir felaketin habercisiydi.”

* “12 Eylül bir milattır, bir toplumu mahvedip yeni bir nesil yetiştirmeye başladılar. Ülkücüleri, solcuları bitirdiler ve Müslümanlar büyük bir yara aldı. Bize işkenceler ettiler. 12 Eylül ülküsüz ülkücü ve sosyalist olmayan solcular yetiştirdi, menfaatçi, korkak, ürkek, idealsiz, çıkarcı bir nesil yetiştirdi.”

 n “İşkencelerden dolayı içeride aklımı yitirme noktasına geldim. Kendi çocuğumu tanıyamadım. İşkencenin her türlüsü zordu da İsraillilerin Filistinlilere uyguladığı ‘Filistin askısı’na dayanmak mümkün değildi. Sonu her zaman bayılma ile sonuçlanıyordu…”

***

Askeri ya da sivil tüm darbeler ülkeyi en az 50 yıl geri götürdü. 27 Mayıs, 12 Eylül, 28 Şubat, 15 Temmuz… Tüm darbelere karşı durmak elzem. Sandıkla gelen sandıkla gider…

BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?

* Milli Gazete’nin dergiler gurubundan, “Ahlâklı Nesillerin Teminatı” sloganıyla çıkan Milli Çocuk dergisinin 10. yaşına bastığını, 316. sayısının baskıya girdiğini, bu amaçla düzenlenen kahvaltılı toplantıda önemli mesajların verildiğini, Milli Gazete Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Kurdaş’ın, Milli Çocuk, Maaile ve Fikri dergilerinin önemli bir boşluğu doldurduğunu ifade ettiğini, gelecek dönem bu dergilerin daha da yaygınlaşması, büyümesi ve adeta markalaşması için yoğun çalışmalar içinde olacakları mesajını verdiğini, biliyor musunuz?

‘PSEPHELLUS RECEPİİ’

Prof. Dr. Ali Kandemir…

Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi (EBYÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Botanik Ana Bilim Dalı Başkanı.

2008’de Kemah ve İliç ilçesi (Erzincan) arasında bulunan kırsaldaki araştırmaları sırasında o güne kadar tanımlanamayan yeni bir bitkiye rastladı. Bitki envanteri üzerine yaptığı çalışma sırasında ilk kez gördüğü bir bitkiydi, bu. Bu bitkinin dünyada sadece Erzincan’ın Kemah ve İliç ilçeleri arasındaki jipsli alanlarda seyrek bireyler halinde yetiştiği belirlendi.

Konunun uzmanı Alman botanikçi Gerhard Wagenitz ve uluslararası platformlarda bu bitkinin bilim dünyası için yeni bir tür olduğu anlaşıldı. Prof. Dr. Ali Kandemir, bitkinin Türkiye’deki endemik türler arasında yer aldığını söyledi.

Ve bir şey yaptı, Ali Kandemir; bitkinin adını Türkçesi ‘şah tülübaş’ olarak adlandırılan, ‘psephellus recepii’ ismini verdi. Yani, yaşadığı dönemde “Süper Vali” ve “Efsane Vali” olarak bilinen, çalışkanlığı ve halka yakınlığıyla gittiği her ilin insanında derin izler bırakan Vali Recep Yazıcıoğlu’nun ismi…

Vali Yazıcıoğlu’nun adı, 9 yıl görev yaptığı Erzincan’da yetişen endemik çiçekte yaşatılıyor, artık…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Adnan Öksüz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

refah - Muhterem Adnan bey 13 eylül tarihli gazetemizin birinci sayfasında öz sağlık iş sendikası genel başkanı sayın Devlet beyin açıklamaları vardı Kuruluşunda merhum Erbakan hocamın emekleri bulunan Yasin Hatipoğlu beyefendinin genel başkanlık yaptığı Hak iş sendikası bir duruşu bir görüşü tesili bakımından çok önemli bir stk iken gelinen noktada işçi haklaŕını savunmakta son derece yetersiz bir görüntü sergilemekte.Cennet mekan hocamızın sendikaların taleplerinin iki katı verdiği zamlardan bugün tek haneli zamlara gelindi.Öz sağlık işe mensup hastane çalışanları olarak başta zorunlu emeklilik tayin hakkı üniversite mezunu işçilerin görevde yükselme ve benzeri bir çok konuda hiç bir hak elde edememiştir sahada da sendika liyakatları tartışma konusu temsilcilerle vesayet dönemlerini aratmayan atamayla gelmiş meruiyeti olmayan onca işçinin iradesi yok sayılarak yola devam etmeye çalışmaktadır.Bu an itibarıyla yeni sözleşme yapılmış işçiler geriye dönük alacaklarını beklemekteler onu aldıktan sonra üye sayısını lütfen takip edin bir görüşü bir duruşu tesil eden bu sendikaya bunu yapmaya kimsenin hakkı yoktur.Bizde artış sınırlı iken 119 tl olan sendika aidatı 160 tl olmuştur biz 696 khk ile taşerondan kadrıya geçen işçilerizbu artış hakkaniyet olzülerini aşmaktadır bu anlayış devam ettiği sürece alınan bu aidatlar filistine değilde başka yerlere gidecektir bunun vebali ağır olur.Lütfen Adnan beye iletiniz yayınlamayınz

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 15 Eylül 09:48


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Türkiye'de erken seçime gidilmeli mi?