Güzeller geçidi -2-

Kur’an’ın güzelliğini bütün güzellikleri yaratan Rabbimiz söylemiş:
“Allah, sözün en güzelini (ayetleri) birbirine uyumlu, yer yer tekrarlanan bir kitap olarak indirdi” (Zümer süresi ayet 39/23).
Biz, eskiden, o güzel söze göre sesimizi ayarlamak için, evlerde dede, nine, anne, baba ve büyük kardeşlerimizin Kur’an okurlarken, biz bebeler, bülbül yavrusunun ağzını açmadan dinleyerek bütün hücrelerinin o güzel mahreç eda, seda ve nidayla dolduktan sonra ötüvermesi gibi biz de biraz büyüyüp hocamızın önünde okumaya ve hocamızın tilavet ölçülerine uyup uymadığını test etmeye başlarız.
Medler, idgamlar, iklablar, kalkaleler, ğunnelerin her biri santimetrenin onda biri değil, milimetrenin onda biri olan mikrometre ölçüm aleti gibi ölçüm birimi olan “Elif” miktarıyla ölçülür.
Ve bu ölçüleri, bülbülün ve aslanın göğsüne ölçülü olarak koyan Allah celle celalüh olduğu gibi, Allah kelamı Kur’an-ı Kerim’in tecvit ölçülerini de Kur’an’ı indiren Allah celle celalüh koymuş ve Cebrail aleyhisselamın bir adı da “Emin” olduğundan hiçbir şey ilave etmeden ve eksiltmeden Sevgili Peygamberimize okumuştur.
Sevgili Peygamberimiz de kendisine indiği şekliyle ashabına okumuştur.
Kur’an’ın sözü de, sözün içinde taşıdığı manayı da, mana yüklü bu kelamın nasıl okunacağının ahengini de belirleyen Allah celle celalühtür.
Kur’an nazil olmadan önce Arap’ın bilmediği eda, seda ve nida ile okudu Peygamberimiz Muhammed aleyissalatü ve’s-selam.
Kumrudaki, kartaldaki, Ağustos böceğindeki, fildeki gırtlağı ve sesi yaratan Rabbimiz olduğu gibi, Cebrail aleyhisselam aracılığıyla indirdiği Kur’an-ı Kerim’in ses ölçüleri de Rabbimiz tarafından indirilmiştir.
Sevgili Peygamberimiz de Rabbimizin:
“…Kur’ân’ı açık, tane tane ve güzel oku” (Müzzemmil süresi ayet 73/4) emri üzerine okumuş ve harflerin zat ve sıfatlarını okurken öğretmiş, Rabbimizin, kelamını okurken sesini yükseltmiş, şeytanın lafını okurken sesini alçaltmış.
Sevgili Peygamberimiz de:
“Kur’an tilavetini sesinizle süsleyiniz, sesinizi Kur’an’la süsleyiniz” buyurmuş (Hâkim, Müstedrek, Fezaili süver A’meş hadisi).
Kur’an’ın lafızlarını tilavet ederken tecvit kurallarına uymak, asıl olan mananın ortaya çıkmasını ortaya çıkarmak, insanlara neyi nasıl yapacağını öğretmek ve hayata uygulamaktır.
Okurken manayı da vurgulamak gerekir.
Musa aleyhisselamın sözün nakledilirken sesini yükseltirken, Firavun’un lafında sesi alçaltmak gerekir.
Cennet ayetlerinde sese sevinç kokusu verilirken, cehennem ayetlerinde sese sakınma havası verilmesi lazım.
Onun için Hazreti Ali, ayette geçen “tertil”i tarif ederken, “Tecvid’ül-huruf ve ma’rifet’ül-vukuf/harflerin zat ve sıfatlarına uygun olarak çıkışını sağlamak ve durak yerlerini bilmek” diye tarif etmiş.
Durak yerlerini bilmek için mananın bilinmesi gerekir ki, nerede duracağını bilsin.
Bizim yazı kurallarımızda noktanın, virgülün, soru, işaretinin nereye konulacağını manayı bilmekle yapılır ya işte Kur’an tilavetinde de mananın mutlaka bilinmesi gerekir.
Mana bilinmezse, Firavun’un lafını coşkuyla okursa, Musa aleyhisselamın sözünü, tırsmış adamın lafı gibi okursa tilavete riayet etmemiş olur. 1400 yıldır, kurra-i kiramın icazet yoluyla bize kadar gelen Kur’an-ı Kerim’in güzel okuma yarışması, 2017’den beri Diyanet ve TRT işbirliğiyle devam ederek geldi.
Bu sene de Mushaf’a bakarak yüzleri nurlanan, Kur’an’la seslerini güzelleştirirken, güzel olan Kur’an’ın tilavetini güzelleştiren güzel sesli hafızalarımızı ürpererek, katı kalplerimizi yumuşatarak, manasıyla sorunlarımıza cevap alıp tatmin olarak dinledik.
Muhterem, Mehmet Ali Sarı, Osman Egin, Halil Necipoğlu, Hafız Osman Şahin hoca efendilerin, okuyanları taltif, takdir, teşekkür, talim, terbiye, teşvik konuşmaları ilk defa açık öğretim usulü gibi ve çok istifade ettik. Allah hepsinden razı olsun.
Jürideki değerli insanlar, yarışmacılar sahneye gediklerinde önce ona gülümseyen yüzle “Hoş geldin” diyerek, taltif ederek, Necip Fazıl Kısakürek’in hükümet memurlarını tarif ederken, “Çatık kaş hükümet dedikleri zat” tarifine uygun anlayışı da yıktılar.
Büyükşehirlerden birine konferans için gittiğimde öğle yemeği yerken dört ilçe müftüsünün ortak ifadesinde büyükşehir müftüsünün daha imam, müezzin, vaiz ve ilçe müftülerinin selamını almadığını, yüzlerine gülmediğini anlatmışlardı. Otoriteyi sağlamak için yaparmış ama yapamamış.
Kıyamete kadar devam edecek olan bu Allah kelamının gelecek nesillere ulaşmasında, biz de elimiz, dilimiz, gönlümüz, malımız, şanımız, şöhretimiz, makamımız, rütbemizle hizmet edersek faydası önce kendimize sonra yakınlarımıza ve tüm yaratılanlara olacaktır.
Rabbimiz, sözlerin en güzeli olan kitabımız Kur’an-ı Kerim’i, kalbimizin kandili, aklımızın delili, gönlümüzün baharı, gözümüzün nuru, kulağımızın nağmesi, dilimizin zikri eylesin. Âmin.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket 20-65 yaş arasında birisi olarak Maske alabildiniz mi?