Ümmü Seleme annemizden nakledilen bir hadiste Peygamber Efendimiz şöyle dua ediyor: “Ya Rabbi, senin gazabından rahmetine sığınırım.” Evet, Allah dilerse rahmet eder, dilerse gazap eder, dilerse helak eder. Kardeşlerim, biz ahir zaman ümmetiyiz. Yüce Rabbimiz ayette buyuruyor: “Siz, Adem’den kıyamete kadar gelmiş geçmiş bütün ümmetlerin en hayırlısısınız.” Neden? Çünkü siz iyiliği emreder, kötülükten menedersiniz. Ama eğer biz iyiliği emretmez, kötülükten menetmezsek o zaman “Beni sokmayan yılan bin yaşasın” mantığına düşeriz. Bir toplumda yanlış yapıldığını görüp “Bana ne” diyemeyiz. Müminler, birbirinin kardeşidir. Müminler, bir vücudun azaları gibidir. Sen kolun yaralandığında “Bana ne” diyebilir misin? Aynı şekilde bir mümin kardeşin günaha düşüyorsa sen ona duyarsız kalamazsın. Ama nasıl yapacaksın? Fitne çıkarmadan, kalp kırmadan, güzel bir şekilde. Mesela diyeceksin ki: “Güzel kardeşim, sigara içme, içki içme, namazını kıl.” Böyle tatlı bir dille uyaracaksın.

SOKAKLARIMIZDAKİ MANZARA İÇLER ACISI

Şimdi sokaklara bakıyoruz, maalesef manzara iç açıcı değil. Allah’ın haram kıldığı şeyler aleni bir şekilde işleniyor. Dar elbiseler, vücut hatlarını belli eden giysiler, kıyafetler… Müslüman hanımların böyle giyinmesi caiz değildir. Ama bakıyorsun, adı Ayşe, Fatma olan kızlarımız sokaklarda daracık kıyafetlerle dolaşıyor. Erkeklerle sarmaş dolaş geziyorlar, uygunsuz hallere giriyorlar. Bizler Müslümanız, böyle şeylere göz yumamayız. Çünkü Allah Teâlâ, bizi “en hayırlı ümmet” yaptı. En hayırlı ümmet olmanın şartı da, iyiliği emredip kötülüğe engel olmaktır. O halde kardeşlerim, ne yapacağız? Hem amellerimize sarılacağız hem dua edeceğiz hem de çevremizdeki kötülüklere karşı duyarsız kalmayacağız.

ALLAH’IN HARAM KILDIĞINI NASIL HELAL GÖREBİLİRSİN?

İşte bakıyorsunuz, camiden çıkıyoruz, namazımızı kılıyoruz ama sokakta gördüğümüz kötülüklere karşı tepkimiz olmuyor. Hatta bazıları, gençlerin nikâhsız olarak birbirine sarılmasını, öpüşmesini görünce “Helal olsun ya, yakışıyor gençlere” diyebiliyor. Haşa! Allah’ın haram kıldığını nasıl helal görebilirsin? Kardeşim, Allah’ın emri açıktır: Nikâhsız ilişkiler haramdır. Mümin kişi “Helal olsun” diyemez. İman, Allah’ın haram dediğine “haram”, helal dediğine “helal” demektir. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor: “Siz en hayırlı ümmetsiniz. Çünkü iyiliği emreder, kötülükten sakındırırsınız.” Peki biz ne yapıyoruz? “Kanun var hocam, ben fiilen engel olamıyorum.” Evet, kanun var, elinden gelmez. Ama dilinle uyarabilirsin. O da olmadı mı? Hiç değilse kalbinle buğz edeceksin.

LÛT KAVMİNİNİN ACIKLI SONUNU HATIRLAYALIM

Efendimiz buyuruyor: “Sizden kim bir kötülük görürse eliyle düzeltsin. Eliyle gücü yetmezse diliyle düzeltsin. O da olmazsa kalbiyle buğzetsin. Bu ise imanın en zayıf derecesidir.” Ama dikkat edin: Kalben buğzetmek bile yoksa, yani içinden bile “Bu yanlıştır” diyemiyorsan işte tehlike o zaman başlar. Çünkü bu hâl, imanın sönmesine sebep olur. Kardeşlerim, işte bakın, Lût kavmini hatırlayalım. Cenâb-ı Hak, onların üzerine azap indirdi. Neden? Çünkü onlar büyük günahlar işlediler, erkek erkeğe ilişkiye girdiler, hayâsızlık yaptılar. Ama bakın tefsirlerde ne geçiyor: O kavmin içinde 80.000 kişi gece namazı kılıyordu. Farz olmadığı halde kalkıyorlardı, gözyaşıyla gece namazı kılıyorlardı. Cebrail aleyhisselâm Allah’a arz etti: “Ya Rabbi, sen bana bu kavmi helak et dedin ama içlerinde 80.000 kişi var, gece namazı kılıyorlar, ağlıyorlar.” Cenâb-ı Hak, buyurdu ki: “Ben onların hiçbir namazını kabul etmiyorum. Çünkü onlar kötülüklere göz yumdular. ‘Bana ne, beni sokmayan yılan bin yaşasın’ dediler. Güçleri yettiği halde kötülüğe engel olmadılar.”

MÜMİNİN EN BÜYÜK ŞEREFİ İMANDIR

Namaz kılacaksın, ibadet edeceksin ama kötülüğe de karşı çıkacaksın. Fiilen engelleyemiyorsan sözle, sözle de olmuyorsa kalbinle buğzedeceksin. Ama sakın ola ki Allah’ın haramına “helal olsun” deme gafletine düşmeyesin. Çünkü müminin en büyük şerefi imandır. Allah sana iman nimetini vermiş, sen de bu nimeti küçümseme. İmanını sakın dünyevî heveslerle, şeytanın vesveseleriyle heba etme.