Kuzeyin dondurucu sularında tansiyon giderek ısınıyor. Dünyanın en huzurlu köşelerinden biri olarak bilinen İzlanda, sınırlarına dayanan küresel güç mücadelesinin tam ortasında kaldı. Bir yanda Arktik bölgesindeki eriyen buzulların açtığı yeni ticaret rotaları ve kaynak rekabeti, diğer yanda denizaltı kablolarına yönelik olası sabotaj korkusu, 400 bin nüfuslu ada ülkesinin uykularını kaçırıyor.

OKYANUSTA TEHLİKELİ DEVRİYELER

Kuzey Atlantik'te sular bir türlü durulmuyor. NATO Avrupa Müttefik Yüksek Komutanı General Alexus G. Grynkewich, Rusya ve Çin'e ait araştırma gemilerinin bölgede ortak devriyeler attığına dikkat çekti. İzlanda Dışişleri Bakanı Thorgerdur Katrin Gunnarsdóttir'in, "Rusya bölgedeki askeri varlığını önemli ölçüde artırdı, Çin'in de stratejik ilgisi büyüyor" şeklindeki uyarıcı sözleri tehlikenin boyutunu gözler önüne serdi.

Avrupa ile Kuzey Amerika sularını bağlayan Grönland-İzlanda-Birleşik Krallık geçidi, olası bir çatışmada NATO'nun ikmal ve takviye sevkiyatı için hayati önem taşıyor. Ülkeyi dünyaya bağlayan 4 transatlantik denizaltı kablosunun varlığı ise adayı gizli veya hibrit saldırılara karşı tamamen savunmasız bırakıyor.

ORDU YERİNE SİVİL ARAÇLI SAVUNMA

Şubat ayında ilk resmi ulusal güvenlik politikasını kabul eden ve 1951 yılında ABD ile imzaladığı savunma anlaşmasına güvenen İzlanda, ordusu olmayan tek NATO üyesi olarak biliniyor. İçeride tüm yük, 2 açık deniz devriye gemisi ve 4 radar kompleksiyle görev yapan 280 personelli Sahil Güvenlik ekiplerinin omuzlarında. Rus denizaltılarından ciddi endişe duyan Savunma Ofisi Başkanı Jónas G. Allanson'un, askeri görevleri sivil araçlarla yürütmeye çalıştıklarını ifade ettiği biliniyor.

Müttefikler ise Keflavík Hava Üssü'nü boş bırakmıyor. ABD'ye ait P-8A Poseidon denizaltı savunma uçaklarının yanı sıra, Starlink üzerinden veri aktaran ve denizde 6 ay kalabilen Lightfish insansız su üstü aracının devriyede olduğu kaydedildi. Belçika'nın da hava polisliği görevi kapsamında bölgeye 4 adet F-16 savaş uçağı ve 105 askeri personel konuşlandırdığı, NATO’nun Arktik Sentry girişimi ve ABD öncülüğündeki Northern Viking tatbikatıyla caydırıcılığın artırıldığı aktarıldı.

29 AĞUSTOS'TA KRİTİK SANDIK KURULUYOR

Artan güvenlik riskleri, ülkede yıllardır tabu olan bir konuyu da tartışmaya açtı. Arnór Sigurjónsson ve Daði Freyr Ólafsson öncülüğündeki bir hareket; zorunlu askerlik yerine 2 bin sürekli, 2 bin yedek ve savaş döneminde 40 bin seferberlik kapasiteli gönüllü bir ulusal ordu kurulmasını istiyor. Bütçeden 64 milyar İzlanda kronu kaynak ayrılabileceği hesaplanan bu savunma gücü fikri kamuoyunda henüz geniş çaplı bir destek bulamadı.

Sokaktaki vatandaşın asıl gündemini ise 29 Ağustos'ta yapılacak olan Avrupa Birliği katılım oylaması oluşturuyor. Destekçiler AB'den ekstra güvenlik ve kalkan umarken, karşıt cephenin lideri Haraldur Ólafsson, ülkenin halihazırda askeri harcama yapmadığını hatırlatarak, "Birliğe katılırsak Avrupa'nın girmek istediği savaşlara dahil olabiliriz" diyerek endişelerini vurguladı.

Kaynak: Haber Merkezi