Yaşadığımız sorunların; İslam’ın iman, ahlak ve ahkamından/hukukundan uzaklaşmamızdan olduğunun farkında bile değiliz… (Taha/123-124, Nahl/97, 112 Şura/30, Mücadele/5)

Barış, adalet ve güvenlik, ancak İslam ile sağlanabilir. (Bakara/208, Hadid/25)

İslam; mükemmel bir düzen olarak, insanlığın bütün sorunlarına adil ve doğru çözümler sunar...

Bir Müslüman; bütün sorunların adil, doğru çözümünün ancak İslam’la mümkün olabileceğine inanır; bütün insanlar, aykırı görüşte toplansalar bile... Herkes her şeyi bilemez; herkes yanılır… Her şeyi hakkıyla bilen, yanılmayan/hükümleri doğru, adil ve hikmetli olan Allah Teala’dır...

Müminler; aralarındaki ihtilafların çözümünü, Kur’an ve sünnette arar; tağutlarda değil... (Nisa/59, 60, 61, 65 Maide/49, 50, 51). İnsan düşmanı şeytan, insanları Rahmani çözümlerden uzak durmaya çağırır… Akıl da, sorunları üretenler de çözüm aramayı kabul etmez...

Çözümler; Rahmani veya tağuti/şeytani olur. Akıl, ya vahye uyarak, doğru seçim yapar veya şeytana/nefse uyarak yanlışı seçer.

“İfsad”/bozgunculuk, daha çok “ıslah”/düzeltme adıyla yapılır. Bu, şeytani bir yöntemdir… Yerin/masanın altında, cinden veya insandan şeytanlar vardır. Şeytan, insanın kan damarlarında, kalbinde dolaştığı gibi, insan şeytanları Siyonistler de bulunduğu yerde görünmez ama iş yaparlar… Devletin derinliklerinde de genelde onlar vardır. Devlet, millet, demokrasi, vatan adına, neler yapmazlar ki?.. Şerlerinden, Allah’a (cc) sığınırız.

Müminler; ilahi ölçüleri bildikleri, beşeri ölçülere rağbet etmedikleri, "dost-düşman" kriterleri de hak olduğu için, değişen düşman, "terörist" kriterlerine itibar etmez, değişikliklerine de şaşırmazlar. Bilirler ki, egemen Siyonist-küresel düzene göre "düşman ve terörist" İslam ve boyun eğmeyen müminlerdir. Biz de kendimizi kontrol edelim: Acaba kimin "dost-düşman" hiyanet kriterlerini benimsiyor, kime düşman veya dost oluyoruz? Kimlerle hangi saftayız? Kimler, kimlerle niçin beraber? Bizi; kim istediği zaman karşı karşıya veya yan yana, niçin konumlandırıyor? Bunu anlamak/furkan/fark etmek/şuur da büyük bir nimet… Neredeyiz, kimlerleyiz, neden? Farkında mıyız?

"Nasıl" gördüğümüz, nerden baktığımızla da ilgilidir. Üçlü (AKP, MHP, DEM) birlikteliğe, nerden bakıyoruz; nerden bakmalıyız?

Üçlü birliktelik BOP gereği mi, milli mi? Haritaları değiştirecek mi? Nelerde uzlaşıldı?

Üçlü, hangi yolda birlikteler? Kim getirdi onları, bir araya? Hangi rejimde, haritada, kime, neye karşı, niçin konumlandırıldılar? Kendi iradeleriyle mi bir araya geldiler? Daha önce neden, düşman ve hain idiler?

Bundan sonraki "düşman”, "hain”, "bölücü, terörist ve beka" sorunu kimler olacak?

"Düşman", “terörist", “hain" tanımlamalarını yapma yetkisi kimlerde? ABD, AB, NATO içinde, yanında farklı tanımlama yetkimiz var mı? Varsa, yoksa? Biz kime düşmanız?

BOP ile mi, rağmen mi? Eş başkanlığı bizde iken?

ZİKZAKLARA DİKKAT!

Siyasetteki "şaşırtıcı" gelişmelerden almamız gereken ibretler/dersler yok mu?

- Hangi konumda/makamda olursa olsun, kimse masum/hatasız ve yanılmaz değildir.

- Siyaset, cemaat, tarikat, ilahiyat temsilcilerini "sevmede-saymada" "ölçülü" olmaya dikkat etmeli, sevdiklerimizi "put"laştırmamalı/"rabb" ve "ilah" edinmemeliyiz. Kimseye, kayıtsız şartsız teslim olmamalıyız; gerektiğinde onları eleştirmekten, uyarmaktan çekinmemeliyiz. Çünkü onlar bizi temsil eden vekillerimiz. Onlara "körü körüne" itaat; affedilmez günah/büyük zulüm ve "şirk"tir. (Nisa/48, 116 Tevbe/31, Lokman/13)

- Öncülerimizin, liderlerimizin; bizi, nereye, hangi yola, ideolojiye, çözüme, projeye çağırdığına dikkat etmeliyiz.

- Partilerimizin, siyasetçilerimizin "ilkeli" ve “güvenilir" olmasına dikkat etmeli, destek vermeli; ne zaman, ne diyeceği, ne yapacağı belli olmayan, ilkesiz siyasete, partilere destekten kaçınmalı değil miyiz?

“Müminler, ancak kardeştir. Üstünlük sadece takvadadır… (Hucurat/10, 13) İslam; Arap Ebubekir’i, Habeşli Bilal’i, İranlı Selman’ı, Türk Sümeyye’yi, Rum Suheyb’i iman bağıyla kaynaştırıp, kardeş yaptı... İlacımız, bu kardeşliktedir. Ayrı mezhep ve etnik kimliklerin kardeşliği: Tevhid ve vahdet. Birlik, farz; tefrika haram. “Vahdette rahmet, tefrikada azap var.”