Çok ilginç bir süreçten geçiyoruz…

Hiç ummadığım kalemlerden, hiç beklemediğim satırlar sadır ve vaki oluyor bugünlerde…

Ümitsizlik, tedirginlik, korku, yeis tam da böyle ortamlarda “birilerinin” istediği, arzu ettiği duygular… O “birileri”nin ekmeğine yağ süren karanlık bir koridor ve karanlık bir konjonktür…

Duygudaşlığın kaybolduğu, iletişimin yitirildiği, yıllardır birbirine kız veren kız alan kesimlerin kem gözlerle bakıştığı, kardeşin kardeşi tanımadığı bir süreçten bahsediyoruz.

Terörün beslendiği en büyük kaynak hiç kuşku yok ki toplumsal iletişimsizlik.

***

Mehmet Barlas anlatıyor;

“12 Eylül’e sebep olan, ‘siyasetçilerin uzlaşmaz tavrıydı’. Söylenebilecek tek açıklama budur. Yaşadığım çok önemli bir anı da bunun en önemli kanıtı niteliğinde.

1 Şubat 1979 Abdi İpekçi’nin öldürüldüğü gün Ankara’ya gidiyordum. Akşam trene bindim. Nuri Çolakoğlu’nun düğünü vardı. Kondüktör, ‘Abdi İpekçi’yi vurdular’ dedi.

Ankara’da trenden iner inmez soluğu Başbakan Ecevit’in yanında aldım. Ecevit’e, ‘Abdi İpekçi’yi öldürmüşler, bir şeyler yapmalısınız’ dedim. ‘Ne gibi ’ dedi. Ben de, ‘Hemen Süleyman Demirel’i çağırın, zirve yapın, büyük bir koalisyon kurun, Türkiye çok kötüye gidiyor, bu askeri darbenin işaretidir’ dedim.

Ecevit, ‘Ben böyle bir şey yapmam, Demirel ile görüşmeme gerek yok!’ dedi. Önemli gelişmeleri görmezden gelip, ‘Senato Başkanı Sırrı Atalay ile yemeğim var’ şeklinde cevap verdi.

Ben de, ‘Sayın Ecevit, bakın hafife alıyorsunuz, daha önceki yıllarda Ankara’da, siyasi partilerin tekmelenip Çankaya’ya götürüldüğünü gördüm, bu ortama yeniden dönmeyelim’ dedim. Ecevit kesin bir cevapla, ‘Lütfen benim işlerime karışmayın, Demirel ile görüşmeyeceğim’ dedi.

Ben de Güneşli sokağa Demirel’in yanına gittim. Demirel’e, ‘Ecevit’in yanından geliyorum, sizinle görüşmek istiyor’ dedim. Demirel ağlamaklı bir şekilde boynuma sarıldı. Bana, ‘Sen yalan söylüyorsun, Ecevit benimle asla görüşmez’ dedi…”

***

Bu anekdotun yaşanmasından yaklaşık 6-7 ay sonra Türkiye’de askeri darbe oldu.

***

Böyle ortamlarda “iletişim” çok ama çok önemli.

Şimdi, Sayın Cumhurbaşkanı TBMM’de gurubu olan/olmayan tüm siyasi partilerin liderlerini aynı masa etrafında bir öğle yemeğine davet etse bakın hava nasıl değişiyor!

İnsanlar konuşa konuşa anlaşır. Nokta.

LİSTE!..

Yarbay İlker Çelikcan… Dağlıca şehidi…

Diğer şehitlerimizle birlikte Çelikcan’a Allah’tan (C.C.) rahmet diliyorum. Kederli aileleri başta olmak üzere tüm yakınlarına sabr-ı cemil temenni ediyorum. Milletimizin başı sağ olsun.

***

Şehitlik mertebesine ulaşmadan önce kendi el yazısıyla yazdığı bazı notlar çıktı ortaya merhum Çelikcan’ın. TSK’nın bölge şartlarında neleri yapması, hangi adımları gerektiğini ortaya koydu. Neydi bu ihtiyaçlar;

1)Quadrocopter, daha iyi Phantom-3 (İHA)

a-Uçuş süresi daha uzun,

b-Daha güçlü (Faydalı yük kaldırma kapasitesi daha fazla),

c-Otonom,

d-Gece görüş kabiliyeti,

e-Daha uzak mesafe (10-15 km yeterli),

f-Kamera özellikleri (optik büyütme, stabilizasyon, yüksek çözünürlük gibi...).

2) Uzak mesafelerden görüntü aktarabilen kamera sistemleri (taş, kaya şeklinde kritik noktalar için),

3) Güneş enerjili, roket algılayıcı sensörüyle çalışan projektör.

4) Araç içi kamera sistemleri. Yolun ve aracın kontrolü için...

5) Karakollara takılacak YGK sistemleri,

6) Güneş enerjisiyle çalışan şarj aletleri,

7) Sabit karakollar için infrared aydınlatma, infrared projektör ve infrared lazer işaretleme,

8) Balonlar için helyum gazı,

9) Mayın EYP (el yapımı patlayıcı) ve kablo tespit sistemleri,

10) Kaynaktan su getirilmesi, su isale hattı...

***

Türkiye büyük bir devlet.

“Geç kalındı…” demeden bu ihtiyaçların karşılanması mümkün değil midir

12 EYLÜL’DE NE OLDU

Yarın, 12 Eylül 2015.

12 Eylül askeri darbesinin yıldönümü.

Peki, hatırlayan var mı, acaba Bu askeri darbeden sonra neler yaşandı

* 650 bin kişi gözaltına alındı, ağır işkencelerden geçirildi.

* 1 milyon 683 bin kişi fişlendi.

* Açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı.

* 7 bin kişi için idam cezası istendi. 517 kişiye idam cezası verildi.

* Haklarında idam cezası verilenlerden 50 devrimci asıldı. 300 kişi kuşkulu bir şekilde öldü.

* 171 kişi işkenceden, 144 kişi cezaevlerinde, 14 kişi açlık grevinde öldü.

* 16 kişi “kaçarken” vuruldu. 95 kişi çatışmada öldü. 73 kişiye doğal ölüm raporu verildi.

* 43 kişinin intihar ettiği bildirildi.

* 71 bin kişi TCK’nın 141, 141 ve 163. Maddelerinden, 98 bin 404 kişi “örgüt üyesi olmak” suçundan yargılandı.

* 338 bin kişiye pasaport verilmedi. 30 bin kişi sakıncalı olduğu için işten atıldı.

* 14 bin kişi yurttaşlıktan çıkarıldı. 30 bin kişi siyasi mülteci olarak yurtdışına çıktı.

* 937 film sakıncalı bulunduğu için yasaklandı. 23 bin 677 derneğin faaliyeti durduruldu.

* 3 bin 854 öğretmen, üniversitede görevli 120 öğretim üyesi ve 47 hâkimin işine son verildi.

* 400 gazeteci için toplam 4 bin yıl hapis istendi. Gazetecilere 3 bin 315 yıl 6 ay hapis cezası verildi. 31 gazeteci cezaevine girdi. 300 gazeteci saldırıya uğradı. 3 gazeteci silahla öldürüldü.

* Gazeteler 300 gün yayın yapamadı. 13 büyük gazete için 303 dava açıldı. 39 ton gazete ve dergi imha edildi.

* Derneklerin, partilerin, Türk-İş dışındaki sendikaların faaliyeti durduruldu. Varlıklarına el konuldu.

* Üniversite hocalarından 5000 kadarı görevden alındı, güvenlik soruşturmasına tabi tutuldu.

* Belediye başkanları görevden alındı, yerine sıkıyönetim atama yaptı.

* Sendikalaşma kaldırıldı, çalışanların kıdem tazminatı gibi kazanımları daraltıldı, ücretler ve sosyal haklar budandı, grev hakkı yasaklandı.

***

Sözün özü; en kötü demokrasi, en iyi askeri darbeden daha evlâdır.

BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ

* Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) İstanbul Şubesi’nin, son günlerde artan terör olaylarıyla ilgili olarak Türk ve Kürt yazarları bir araya getirerek ortak bir açıklama yapılacağını, TYB İstanbul Şubesi’nin Sultanahmet’teki adresi olan Kızlarağası Medresesi’nde gerçekleştirilecek olan programın, 11 Eylül Cuma günü (bugün) saat 10.00’da başlayacağını, sabah kahvaltısının ardından Türk ve Kürt yazarların, artan terör olayları ve toplumsal gerginlik üzerine ortak bildiri yayınlayacaklarını, biliyor musunuz