İstanbul Ok meydanından, Anadolu yakasına doğru, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü yönünde seyrederken…
Yani, İstanbul Çevre Yolu’nda ilerlerken…
Tam da Mecidiyeköy Kavşağı’na geldiğinizde şöyle bir sağ yönünüze baktığınızda hakim bir noktada bir tabela göreceksiniz;
Saadet Partisi Şişli İlçe Teşkilatı…
Bu yıllardan bu yana böyle…

Tatlı bir telaş var bugünlerde Saadet Partisi Şişli İlçe Teşkilatında…
Bu tabelanın hemen yanına bir önemli enstrüman daha eklendi; LED ekran!
Resmi makamlarla gerekli yazışmalar yapıldı, izinler alındı ve birkaç gün önce Saadet Partisi Şişli İlçe Teşkilatı tabelasının hemen yanına LED ekran asıldı.
5.50 metrekarelik boyutunda bir LED ekran bu…
Belki daha önce gerçekleştiren olmuştur ama genel kanaat ve sosyal medya yansımalarına baktığımızda Saadet Teşkilatları arasında dışa dönük ilk LED Ekran projesini, Şişli Teşkilatı hizmete soktu.
Şimdilerde, İstanbul Okmeydanı yönünden Anadolu yakasına doğru, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü yönünde ilerleyenler, Saadet Partisi Şişli İlçe Teşkilatı tabelasının hemen yanında LED ekranı ve buradan verilen önemli mesajları da görecekler…

Peki, böyle bir ekrana neden ihtiyaç duyuldu?
Nasıl bir misyonu olacak, nasıl bir eksiği tamamlayacak bu LED ekran?
Bu soruların cevabını Saadet Partisi Şişli İlçe Başkanı Fatih Yılmaz şöyle cevapladı;
* “Saadet Partisi Şişli İlçe Başkanlığı olarak İstanbul’a sadece bir şehir değil, aynı zamanda fikirlerin ve toplumsal dönüşümün merkezi olarak bakıyoruz.”
* “İstanbul’un en önemli iki penceresinden biri Şişli, diğeri ise Beyoğlu’dur.”
* “Özellikle Şişli; demografik yapısı, günün her saati devam eden insan hareketliliği ve farklı kesimlerden vatandaşları bir araya getiren yapısıyla Türkiye’nin adeta küçük bir özeti konumundadır.”
* “İlçe başkanlığımızın Mecidiyeköy Meydanı gibi İstanbul’un en yoğun noktalarından birinde bulunması da bize şu soruyu sordurdu: “Bu büyük potansiyeli, milletimize ulaşmak adına daha verimli nasıl kullanabiliriz? İşte bu düşünce bizi 5.50 metrekarelik LED ekran projesine götürdü.”
* “Bizler artık sadece salonlarda konuşulan değil, meydanlarda görülen, dijital dünyada hissedilen bir siyaset anlayışının önemine inanıyoruz.”
* “Sosyal medyanın ve açık ekran teknolojilerinin toplum üzerindeki etkisini görüyor; özellikle genç nesillere ulaşmanın yeni yollarını önemsiyoruz.”
* “Mecidiyeköy’de hayata geçirdiğimiz bu LED ekran, yalnızca bir reklam alanı değil; Saadet Partisi’nin vizyonunu, Genel Başkanımızın mesajlarını, milli ve manevi değerlerimizi milyonlara ulaştıracak güçlü bir iletişim penceresidir.”
* “İnsanların bir an durup düşünmesine, soru sormasına, araştırmasına ve Saadet Partisi’ni daha yakından tanımasına vesile olacak her adımı kıymetli görüyoruz.”
* “Bugün siyaset artık yalnızca kürsülerden değil; meydanlardan, ekranlardan ve dijital mecralardan da yapılmaktadır.”
* “Biz de Şişli’nin kalbinde attığımız bu adımla, hem çağın iletişim dilini yakalamayı hem de milletimizle daha güçlü bir gönül bağı kurmayı hedefliyoruz.”
* “Çünkü inanıyoruz ki doğru mesaj, doğru yerde ve doğru zamanda verildiğinde toplumda karşılık bulur.”
* “Mecidiyeköy’de yükselen bu ekran da tam olarak bu anlayışın bir eseridir.”
***
Hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.
Şu merakımı da ekleyerek; Acaba, Saadet Partisi Şişli İlçe Teşkilatı tabelasının hemen yanına yerleştirilen LED ekran diğer Saadet Teşkilatları için de bir örnek teşkil edecek mi?

ADALET VE AHLAK!
Anton Çehov…
Rus edebiyatının en büyük ustaları arasında sayılır.
Anton Çehov’dan meşhur nakildir;
“Rusya’nın ücra bir köyünde, rayların vidalarını sökerken yakalanan bir köylü sorgu odasındaydı.
Müfettiş: "Binlerce insanın canına kastettiğinin farkında mısın? Neden söküyorsun o vidaları?"
Köylü: "Sadece bir vida beyim... Oltama ağırlık yapması için lazım. Ben kimseye zarar vermem. Hem tüm köy böyle yapar; bir vidayı sökeriz, birini bırakırız. Fizik dersinde öğrendik, yük dağılır, tren devrilmez."
Müfettiş: "Delilik bu! Muhtar görmüyor mu bunu?"
Köylü: "Görmez olur mu? Karakolun ve kendi evinin kilitlerini bile bu vidalardan yaptırdı. Bedava sonuçta..."
Müfettiş: "Peki ya maaşınızı artırsak? Vazgeçer misiniz bu hırsızlıktan?"
Köylü: "Mesele para değil beyim, mesele alışkanlık. Adaleti ve ahlakı çocukken öğretmezseniz; büyüdüğümüzde cebimiz para görse de biz o vidaları sökmeye devam ederiz."
***
Müfettiş, bu cehaletten dehşete düşerek raporunu yazmak üzere başkente giden trene bindi.
Camdan dışarıyı izlerken kendi kendine mırıldandı: "Bu sefalet bir gün felakete yol açacak..."
Tam o sırada ray kenarında elinde iki tane vida tutan küçük bir çocuk gördü.
Çocuk gülümseyerek el sallıyordu. Müfettiş dehşetle bağırdı: "Treni durdurun!"
Ama çok geçti. Kulakları sağır eden o metal çatırtısı duyuldu.
Çocuk ne fizik biliyordu ne de "bir söküp bir bırakma" kuralını.
O sadece büyüklerinden gördüğünü yapmıştı; ama yan yana iki vidayı birden sökmüştü.
Tren devrildi…
Cehaletin ektiği tohum, adaletsizliğin suladığı toprakta dev bir felaket olarak biçilmişti.”
***
Kıssadan hisse: Çocuklarımız bizlerden neyi görüyorsa onu örnek alıyorlar! Hatta biraz daha ilerisini…
SUSKUNLUK!
* Uluslararası sularda korsanlık yaparak…
* Uluslararası sularda haydutluk yaparak…
* Uluslararası sularda bir vahşet sergileyerek…
* Uluslararası sularda kanun, yasa tanımadan…
* Uluslararası sularda insanlığı ayaklar altına alarak…
İsrail denen…
* Bir terör organizasyonu…
* Bir soykırımcı
* Bir Siyonist yapı…
Gazze’ye insani yardım götüren aktivistleri gözaltına alıyor, kaçırıyor, işkence ediyor, kötü muamelede bulunuyor.
60’tan fazla İslam ülkesi nerede?
Bu suskunluk nereye kadar?