Dört kitabın manası olan “Lâ ilâhe illallah” kelime-i tevhidini söylerken “Lâ ilâhe” deyip orada durmayız. Hemen “İllallah” bölümünü de söyleriz. Çünkü “Lâ ilâhe” bölümü ateistlerin boş düşüncelerinin özetidir. Yani “Lâ ilâhe”nin manası, “Hiç bir ilah yoktur” anlamınadır. Onun için biz, bir nefes boyu da olsa imansız kalmamak için bir nefeste, “Lâ ilâhe illallah” deriz ve “Allahtan başka yaratan, yaşatan ve yöneten yoktur” diyerek her ezanda ve her vesile ile imanımızı tazeleriz.

Bu Kelime-i Tevhid, bize atacağımızla tutacağımızı öğretir. Şeytanın kötülüklerini saymakla ömrümüzü geçirmeyelim. Rahman’ın nimetlerine nasıl şükretmemiz gerektiğini öğrenelim.

Çocuklarımıza İblis’in şerrini anlatmakla vakit geçirirsek İdris Aleyhisselamı öğrenmeye ve onu örnek almaya zamanı olmaz.

Kur’an-ı Kerim’de, sevgili peygamberimizin düşmanlarından yalnız Ebu Leheb’in adı bir defa geçmektedir.

Kur’an-ı Kerim’i okuyan bir mümin, zamirler hariç el-Esma-ül-Hüsna ile Rabbini 4842 defa zikretmekte. Kur’an’da Firavun’un adı 74 defa geçmekte. Biz tebliğimizi yaparken 4842 defa Rabbimizi, O’nun kitabını tanıtacağız, Resulünün yolunu göstereceğiz. Bu arada kendini ilah yerine koyanları ve onun ardından gidenleri 74 defa uyaracağız. Kısaca Rahman’ı anlatacağız, şeytanı değil. Her gün şeytan taşlamayı bırakacağız.

“Kâfirler, zalimler, ahlaksızlar, insafsızlar, sömürgeciler, acımasızlar” diyerek birilerini kötüleyerek ömrümüz bitip gidiyor. Hatta o saldırdığımız kurum veya kuruluşlar da uzaktan tıs tıs gülüyor. Çünkü o, yaptığı bu kötülüklerin duyulmasından da zevk alıyor.

Amerika’nın en önemli gelirlerinden biri de sinema sanayi imiş. Adamlar elli sene bize kovboy filmi seyrettirdiler. Yirmi milyon nüfusa sahip Kızılderilileri nasıl yok ettiklerini filme alıp onu da pazarlayarak para kazanıyorlar. Yani şeytanı bizim tenkit etmemize gerek yok. O kendi şeytanlığından memnun.

Biz hayırlı işimize başlarken “Euzü-Besmele” çekerek şeytanın şerrinden Allah’a sığınır ve bir daha şeytanın adını ağzımıza almadan işimize devam ederiz.

Beş vakit okuduğumuz ezanda otuz defa “Allahu Ekber” diyoruz ve en büyük olanın Allah olduğunu bütün dünyaya ilan ediyoruz.

Bundan sonra, evlerde, dairelerde, divanda, dergâhta, mecliste ve meydanda, yazılarımızda, konuşmalarımızda, Allah’ı, Kitabını, resullerini, imanın yüceliğini, başarılı olabilmek için başarı örneklerimiz olan peygamberleri anlatalım.