Yıllardır bu millete televizyon ekranlarından fetihler, zaferler ve kahramanlık hikâyeleri anlatılıyor. Peki, bu tarihî dizilerin özellikle siyasi iktidarların söylemleriyle örtüşen dönemlerde öne çıkarılması tesadüf mü, yoksa bilinçli bir algı yönetimi mi?
Hatırlayın!
Turgut Özal döneminde Osmancık dizisi vardı. Bugün ise Diriliş, Kuruluş ve Uyanış gibi yapımlar ekranlarda.
Dönemler değişiyor, iktidarlar değişiyor ama geçmişin ihtişamıyla bugünün gerçeklerini gölgeleme tartışması değişmiyor.
Benim itirazım tarihimizin anlatılmasına değil, tarihin siyasi propaganda malzemesine dönüştürülerek toplumun dikkatinin ekonomik sıkıntılardan, yolsuzluk iddialarından ve yönetim sorumluluğundan uzaklaştırılması ihtimalinedir.
Çeyrek asra yaklaşan bir iktidar döneminde milletin karşısına sürekli geçmişin kahramanlıkları çıkarılırken bugünün sorunlarının aynı cesaretle tartışılmaması düşündürücüdür.
Ekranlarda devlet hazineleri dolduruluyor, gerçek hayatta vatandaşın cebi boşalıyor. Dizilerde adalet dağıtılıyor, sokakta insanlar adalet arıyor. Ekranlarda düşman orduları yeniliyor, vatandaş ise enflasyon karşısında ayakta kalmaya çalışıyor.
Millete geçmişin zaferleri izletilirken bugünün hesabı sorulmasın mı isteniyor?
Millî duyguları harekete geçirmek kolaydır. Zor olan, milletin karşısına çıkıp kamu kaynaklarının hesabını vermek, yolsuzluk iddialarını açıklığa kavuşturmak ve ekonomik sıkıntıların siyasi sorumluluğunu üstlenmektir.
Tarihi sevdirmek başka, tarihi kullanarak toplumsal gerçeklerin üzerini örtmek başkadır!
Buradan televizyon yapımcılarına bir önerim var:
Madem Kuruluş çekildi, Diriliş çekildi, Uyanış çekildi; gelin bir de Soyuluş dizisi çekin!
Bu dizide atlara, kılıçlara, savaş meydanlarına gerek yok.
Kamu ihalelerini, yolsuzluk iddialarını, tartışmalı harcamaları, emeklinin boşalan sofrasını, çiftçinin borcunu, işsiz gencin çaresizliğini anlatın.
Milletin ödediği vergilerin nereye harcandığını, kamu kaynaklarının kimlere hangi şartlarda aktarıldığını ve bütün bunların siyasi sorumluluğunu sorgulayın.
Bakalım geçmişin kahramanlıklarını saatlerce anlatan ekranlar, bugünün gerçeklerini de aynı cesaretle anlatabilecek mi?
Benim meselem Osmanlı’yla, ecdadımızla veya tarihimizle değil. Meselem, geçmişin ihtişamının bugünün yanlışlarını sorgulamaya engel hâline getirilmesidir.
Bu millet devletin nasıl kurulduğunu öğrendi. Şimdi de çeyrek asra yaklaşan iktidar döneminde kamu kaynaklarının nasıl yönetildiğini, kimlerin hangi imkânlardan yararlandığını ve vatandaşın neden geçim sıkıntısı çektiğini öğrenmek istiyor.
Çünkü geçmişin zaferleriyle övünmek, bugünün hesabını vermenin yerine geçmez.
Kuruluş’u izledik, Diriliş’i izledik, Uyanış’ı izledik. Şimdi sıra, milletin cebinden çıkan her kuruşun hesabının sorulacağı Soyuluş’ta!