Düşünsenize… Gözünüzü açar açmaz üç seçenek ile baş başa bırakılıyorsunuz. Ya Türk olmadığınız için üzülmemenizi tavsiye eden bir hayatı yaşamanız gerekiyor. Kürt veya Arap veya Zaza olmanıza rağmen… Ya sizin hakkınızı sadece kendileri savunuyormuş gibi yapan sosyalist Siyonist Allahsızlara sığınmanız gerekiyor… Amerika ile İsrail ile iş tuttuklarını bilmenize rağmen… Ya da üç maymunu oynayan bir Müslüman profiline bürünmeniz gerekiyor… Olana bitene gözünü kapatan, abdestin meshini konuşan, sakızın orucunu bozup bozmadığını tartışan tatlı su Müslümanları… Haksızlığa sessiz kalanın dilsiz şeytan olduğunu bilmenize rağmen…
Gelin canlar, gelin… Meselenin aslını koyalım ortaya… Siyonizm’in başımıza ördüğü ağları konuşalım. Taşlanmayı, vurulmayı göze alarak… Sadece Allah için…
Bir İttihat Terakki projesi: Ya Türksün ya hiç!
Abdülhamid Han’ı tahttan indiren İttihat Terakki, Siyonistler tarafından kurulmuştur. Kurucusu Emmanuel Carasso’dur. Görevleri Abdülhamid Han’ı indirip Osmanlı’yı yıkmaktır. Sonuç itibarıyla ikisini de başarmışlardır. Çok özet geçiyorum. Detayları Necmettin Erbakan ve Siyonizm isimli eserimizde bulabilirsiniz. Gereksiz savaşlara girmişlerdir. Şehit kanlarıyla alınan toprakları cümle cihana peşkeş çekmişlerdir. Gizli anlaşmalar imzalamışlardır. Yahudiler ile iş tutmuşlardır. Koca imparatorluğu yıktılar yıkmasına ama… Bunu özellikle çok büyük iki hastalığı yaymak suretiyle başarmışlardır.
İlk olarak koca koca kalabalıkları ümmetçiliğin faydasız hatta zararlı olduğuna inandırmışlardır. İnsanları dinden, din kardeşliğinden uzaklaştırmışlardır. İkinci olarak da çözümün Türkçülükte olduğuna inandırmışlardır. Tüm kavimlerin ırkçılık damarını hortlatmışlardır. Sonuç itibarıyla etkiye tepki kaidesi gereğince tüm milletlerin Türklere düşman olmasını sağlamışlardır. Geriye bin farklı milletin kurduğu bin farklı kolay lokma devletçik ve darmadağın bir ümmet kalmıştır.
Osmanlı’yı yıktıktan sonra yeni devletin de temel prensibi Türkçülük üzerine tasarlanmıştır. Hemen ardından ilk icraat olarak Hilafet kaldırılmıştır. Ümmet-i Muhammed’in birlik beraberliğinin yegâne teminatı olan mekanizma yeryüzünden silinip atılmıştır. Bununla da yetinmeyip dilimizi değiştirmişlerdir. Medreselerimizi kapatmışlardır.
1400 yıllık İslami eğitim kanalımızı yıkmışlardır. Yeni sistemimizi, müfredatımızı Siyonistlere hazırlatmışlardır. Bunların tamamını Türkçü söylemler refakatinde yapmışlardır. Böylelikle Müslüman kimliğimiz yok edilmiştir. Geriye sadece Türk kimliği kalmıştır. Bu durum da ülkede yıllarca Türk olmayan insanların zulüm görmesine sebep olmuştur. Sadece Kürtler, Araplar, Lazlar değil. Yahudilerin dahi bir ara bu ırkçı tutumdan nasiplerini almışlığı olmuş... Başka bir Yahudi olan bir bürokrat engel olmuş kurtarmış dindaşlarını… 1934 Trakya olaylarını araştırabilirsiniz.
Tek suçları Müslüman olmaktı
Osmanlı’nın son döneminde birçok kavim Siyonizm’in oyunlarına düşerek, Osmanlı’ya isyan etmiş ve kurda kuşa yem olmayı göze alarak bağımsızlığını ilan etmiştir. Tek bir millet hariç… Kürtler, din-ü devlet demişlerdir. Bağımsızlıklarını ilan etmenin derdine düşmemişlerdir. Tek bir şeyin derdine düşmüşlerdir. Hilafet sancağı düşmesin… Din, Siyonistlerin rakı sofralarına meze olmasın… Bu yüzden isyan etmiştir Şeyh Said! Bu yüzden başkaldırmıştır Bediüzzaman Said Nursi! Buna rahmetli radikal tarihçi ağabeyimiz Kadir Mısıroğlu dahi şehadet etmiştir. Bu bilgi yadsınamaz bir gerçekliktir. Dileyen dilediği kaynaktan araştırabilir.
Kürt aşiretlerin, din için, hilafet için, Allah için yaptıkları itirazlara karşın, Siyonist sözde kurucu kadrolar ne yapmışlardır sizce? Şeyh Said’i ve arkadaşlarının tamamını şehit etmişlerdir. Yetmemiş Dersim katliamını yapmışlardır. Yetmemiş Zilan katliamını yapmışlardır. Bunu Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına yapmışlardır. Türk milletinin bekasını öne sürerek yapmışlardır… Günler, haftalar, aylar, yıllar geçmiş ancak bu ırkçı tutum değişmemiştir. Ülkenin her bir köşesinde İttihatçılardan kalma Türk ırkçılığına maruz kalan Kürt adamların ve hanımların hikâyeleri anlatılır hale gelmiştir. Ahmet Kaya’nın 90’larda dahi yaşadıkları, bunun çok basit bir örneğidir.
Merhum Erbakan Hocamız bu talihsiz gidişata ilk başkaldıran liderlerdendir. Meşhur Bingöl mitinginde kalabalığa hitap ederken kullandığı şu veciz ifade, sonradan kendisine parti kapatma gerekçesi olarak dönecektir… Hocamız demiştir ki; “Siz Kürt’ün çocuğuna; Türk’üm, doğruyum, çalışkanım dedirtirseniz, o da kalkar Kürt’üm, doğruyum, daha çalışkanım der!” Şu anki malum Siyonist zihninin kontrolünde bulunan, Doğu bölgesi, yıllarca Millî Görüşçü belediyelerinin ve vekillerin yanında durmuşlardır. Sırf dindar ahlaklarından dolayı… Dinsiz ne idüğü belirsiz adamların kontrolüne geçmeden önce, arada bir geçiş partisi var bu bölgede… Tahmin edin hangisi… Tabii ki Adalet ve Kalkınma Partisi…
Oyuncu değişikliği: Çıkan Türkçü kafatasçı İttihatçılar/giren din düşmanı-seküler-sosyalist Kürtçüler
Erbakan Hocamızın her zaman söylediği gibi… “Biz her taşın altından Siyonizm çıkar demiyoruz. Biz Siyonizm hiçbir taşın altını boş bırakmaz diyoruz!” Siyonizm, dinsiz Kürtçü kafayı 100 yıl önceden planlamadı zaten… Kimse bunu iddia etmiyor… Biz diyoruz ki, İttihatçı zehirden günümüze kadar, ülkede Kürt vatandaşlara yönelik yapılan baskının dozu yükseldi… Adamlar da bunu fırsat bildiler. Aynı senaryoyu tekrarladılar. Kurtarıcı olarak Kamal’i değil de bu sefer Apo’yu attılar sahneye... Kürtlerin Kamalizmi gibi düşünebiliriz aslında… Türklerde Kamalizm, Kürtlerde Apoizm…
1978 yılında bazı adamlar çıkıyor. Dersim’de bizi katlettiniz diyor. Zilan’da bizi katlettiniz diyor. Ana dilimizde eğitim almamıza izin vermiyorsunuz diyor… Kürt olduğu için basılan köyleri konuşuyor. Kürt olduğu için üniversitede dayak yiyen öğrencileri konuşuyor. Kürt oldukları için hapse atılan adamları, hanımları konuşuyor. Faşistsiniz diyor. Silahlı örgütleri kuruluyor. Siyasi partileri kuruluyor. Medya ağları kuruluyor. Marşları dillerden dillere dolaşıyor. Kendilerine göre “şehit” vermeye başlıyorlar. Boşlukta olan saf mazlum dindar Kürt halkı bir anda, bu insanlar tarafından haklarının gerçekten savunulduğuna ikna oluyor haliyle… Bu adamlar da en başlarda dine karşı olan tutumlarını bugünkü kadar ön plana çıkarmıyorlar. Sadece yapılan haksızlıklarla mücadele eden Kürt hakları savunucusu bir profil çiziyorlar. Kamal gibi önce sakallı başlıyorlar say…
Irkçılık, bir hastalıktır. O güne kadar Erbakan Hocamız gibi farklı siyasiler, İttihatçı faşizme karşı bölge halkının haklarını savunmaya çalışmışsa da, hiçbiri hızla yayılan Kürtçü söylem kadar etkili olmamıştır. O kadar ki bölge halkı çok uzun bir süre, bu adamların hanımların İslami zafiyetlerinin, Siyonistlere hizmet ettiklerinin dahi farkına varmamışlardır. Hâlâ da farkına varmayan binlercesi var… Ama gerçek şu ki; bu bölgenin insanlarını bu Siyonist zihnin kucağına iten yine sözde dindar olan toplumlardır. Topluluklardır. Yani bizleriz… Bizim dindar dedelerimizin sahip çıkamadığı dindar şehirler, zamanla bu Kürtçü seküler söylemin elinde, İslami hassasiyetlerini dahi kaybetmektedirler.
İnsanlar neden dinsiz Siyonist olmalarına rağmen Kürtçü Makyavelizmin ardından gider?
İlk olarak şunun farkına varmamız gerekiyor. Hiç kimse bir anda kafasına estiği için, ucunda Amerika ve İsrail’den destek almak olsa bile körü körüne din devlet düşmanlığı, Kürtçülük yapmaz. Bu Osmanlı’yı yıkan, ülkemizin genetik kodlarını altüst eden İttihatçı zihniyetle başlayan uzun bir sürecin sonucu… Bu insanlar çok uzun yıllar boyunca envaiçeşit maddi manevi saldırılara maruz kalmış insanlar… Sinelerinde bin farklı ızdırap, bin farklı travma taşıyorlar.
Bin defa haksız bile olsa, memleketi cahil bırakılmış, çağı 100 yıl geriden takip eden, öyle ya da böyle abisi, ablası, evladı örgüt saflarında dağda öldürülmüş bir gence, bir anneye, bir babaya din u devlet anlatamazsınız! Ölen bir teröristi savunmuyorum tabii ki de meselenin aslını ortaya koymaya çalışıyorum. Aynı durum, evladı askerde şehit olmuş bir anne için de geçerlidir. Ömrünün sonuna kadar uğraşsak... Bu bölgede yaşanan tarihsel travmayı anlatabilir miyiz o şehit annesine?
Kürtçü Makyavelizm; kitaplardan okunarak, videolardan izlenerek benimsenmiş bir ideoloji değildir… Bunu anlamak zorundayız. Bu bölgenin insanları bir şeyleri yaşamak ile mecbur bırakılıyorlar yıllardır… En ufak iman zafiyeti olan kişiyi hemen saflarına çekebilen bir hastalık bu ırkçılık hastalığı… Hele ki İttihat faşizminden kaynaklı bu denli haklı gerekçeler varken… Doğuda doğan, büyüyen en dindar olan kişi dahi, en derinlerde bu yapılanların ızdırabını yaşar. Çünkü herkesin bir kuyruk acısı vardır muhakkak… İlla dağda ölmüş olmasa bile… Kendi veya yakınından birileri bu ırkçılığa maruz kalmıştır…
1000 yıldır aralıksız çatışmanın kan ve gözyaşının dinmediği bir bölge burası… Şehirlerinde hâlâ doğal gazın ulaşmadığı, altyapı zafiyetinden dolayı en ufak yağışta bırak köy yollarını, şehir merkezlerindeki yolların kapandığı, “ya sizin orda havaalanı var mıydı” diye sorulan bir bölge burası… Hiçbir insan durduk yere terörist olarak anılmayı şeref madalyası sayacak kıvama gelmez abiler… Farkına varalım…
Doğu illerinde yaşanan bunca cehalet, bunca karmaşa, bunca hüznün ve korkunun içerisinde bu dinsiz Siyonist olarak nitelendirdiğimiz örgütçü adamlar, hanımlar, bu bölge halkına “Nasılsın?” diye sorabildiği için kazandılar. Hem de bunu Kürtçe sorabildikleri için kazandılar. İnsanların haklarını savunuyormuş gibi yaptıkları için kazandılar.
Kürt kelimesini duyunca dahi cin çarpmışa dönmedikleri için kazandılar. Kürt’üm diyen adama, “bir şey olmaz olmaz, sen de kardeşimizsin” demedikleri için kazandılar. Aynı Erbakan Hocamız zamanında Millî Görüş hareketinin neferlerinin yaptığı gibi… Az buz değil beyler, hanımlar… Girin bir araştırın bakalım… Müslümanların cihad aşkıyla koştuğu dönemlerde doğunun hangi illeri Erbakan Hocamızın yanında aslan gibi durmuş…
Asıl mesaj
Ben Şanlıurfa doğumluyum. Adıyaman’da büyüdüm. Mardin’de yaşıyorum. Soyadı yetim olan gariban bir kardeşinizim. Müslümanım elhamdülillah. Millî Görüşçüyüm, elhamdülillah. Sizlerden istirham ediyorum. Ey Müslümanlar! Irkçılık; gizliden yahut açıktan yapılan ırkçılık ile bertaraf edilemez. Irkçılık, İslam ahlakı ile bertaraf edilir. Irkçılık cihat şuuruyla bertaraf edilir. Irkçılık şehadet arzusu ile bertaraf edilir. Irkçılık konuşarak değil, hal ile bertaraf edilir. Güzel yaşayıp güzeli yaşatmak suretiyle bertaraf edilir. Bu konuların konuşulmasına, yazılmasına dahi tahammül edilmeden bu sorunu çözemeyiz. Nesillerimiz de çözemezler. Konuşalım. Allah için konuşalım. Her açıdan konuşalım. Korkmayalım. Çekinmeyelim. Kim ne düşünür diye düşünmeyelim… Gelin Müslüman olalım. Selamünaleyküm diye girelim konuya, öyle dertleşelim. Rabbimizin ipine sımsıkı sarılalım. Dua edelim birbirimize… Kalın selametle… Allah’a emanet olunuz.
“O’nun kanıtlarından biri de, gökleri ve yeri yaratması, dillerinizin ve renklerinizin farklı olmasıdır. Kuşkusuz bunda bilenler için ibretler vardır.” (Rum Sûresi, 22. ayet)