“Kürt sorunu”nu okumaya çalışıyoruz:

-”Renklerimizin, dillerimizin farklılığı Allah Teala’nın ayetlerinden”... (Rum/22).
-”Bir erkekle bir kadından kavim kavim, kabile kabile olarak farklı yaratılmışız, tanışalım, dayanışalım, yardımlaşalım” (Hucurat/13).
-”En şerefli/üstün olan en müttaki/Allah’a saygılı olanlardır” (Hucurat/13).
-Irklarımızın, cinslerimizin farklılığı tanınmamız, adımız, kimliğimiz içindir.
-Allah Teala katında tüm insanlar eşit değerdedir. Tüm renkleri, cinsleri, dilleriyle... Tek üstünlük sebebi “takva”dır. Başka yönlerden kimsenin kimseye üstünlüğü yoktur (Hucurat/13).

-”Tüm müminler ancak kardeştirler. O halde kardeşlerinizin arasını düzeltin”... (Hucurat/10).
-Her insan doğuştan tüm temel insan haklarına sahiptir. Temel hak ve değerler istisnasız herkes içindir ve korunmalıdır.
-”Müminlerden iki topluluk birbirleriyle vuruşurlarsa hemen aralarını düzeltin...” (Hucurat/9).
-”Hiç kimse dine/İslam’a girmeye zorlanamaz” (Bakara/256).
-Adalet herkesedir, herkes içindir.
-”Irkçılık/kavmiyetçilik yapan bizden değildir” (S.A.V.).
-”Müminler ihtilaflarını Allah’a ve Resulüne(Kur’an ve Sünnete)arz ederler” (Nisa/59).
-Müminler hep birden, tefrikaya düşmeden Allah’ın ipine/İslam’a, Kur’an’a sarılmalıdırlar (Al-i İmran/103). “Çekişmeyin kuvvetiniz gider...” (Enfal/46).
-Müminler ihtilafa, tefrikaya düşerek, çekişmemelidirler (Al-i İmran/105).
-En üst kimliğimiz “tevhid”,”müminlik”/”müslümanlık” kimliğimizdir. Bu kimliğimizi Rabbimiz koymuştur (Hac/78).
-Tevhit bayrağında/ilkesinde/kimliğinde birleşmeliyiz. Öteki kimlikler, alt kimliklerimizdir. Alt kimliklerimizden birisini üst kimliğimize denk veya üstünde tutamayız. Bu ölçüye uymamak zulümdür.
-Irkçılık/kavmiyetçilik sapıklıktır, batıldır; insanların çoğunluğu ehli tevhit değil. Habil ile Kabil, Hz. Nuh ile eşi ve bir oğlu, Hz. Lut (A.S.) ile eşi, Hz. İbrahim ile babası Azer, Asiye anamız ile Firavun, Hz. Muhammed (S.A.V.) ile amcası Ebu Leheb ayrı/karşıt saftaydılar.
-İslam; siyahla beyazı, Ebu Zer ile Selman’ı, Süheyl’i, Sümeyye’yle Bilal’i, muhacirle ensarı kardeş yaptı.
-Arap’ın Acem’e, beyazın siyaha üstünlüğü yoktur. Hepimiz Adem’in çocuklarıyız.
”İnsanların hayırlısı onlara faydalı olandır” (S.A.V.).

Hz. Nuh’a Rabbimiz, gemiye binmeyen oğlu için: “O Senin ehlinden değildir” buyurdu (Hud/46).

Selman: “Ben İslam’ın çocuğuyum.” Hz. Ömer de aynı şeyi söyledi.
”Selman ehlibeytimdendir” (S.A.V.). “Asabiyet, ümmetimin helak sebeplerindendir” (S.A.V.).
-”İzzet Allah’ın, Resulünün ve müminlerindir.”
-Zalimin de mazlumun da kimliği/dini sorulmaz.
-”Yahudi seni sömürdükten sonra Türk olsan ne, Kürt olsan ne...” (Erbakan)

Asabiyet/ırkçılık da tefrika da haramdır. Asabiyet, tefrika sebebidir. Vahdetimizin/birliğimizin düşmanıdır. Cahiliye kalıntılarındandır. Sıradan bir Müslüman’a bile yakışmayan bu fitne/hastalık ülema kılığındakilere hiç yakışır mı? Ümeramıza yakışır mı? Bu zulümdür; ümmetin de milletin de helak edici sebeplerindendir.

Kürt, Türk, Arap, Fars... Tüm insanların/kimliklerin tüm sorunları, ancak Kur’an ve sünnet hakemliğinde adaletle çözümlenebilir. Öteki beşeri tüm çözümler eksiklik veya yanlışlıkla maluldür.
İlahi mesajlar adaletin sağlanması, ihtilafların çözümü, böylece insanların huzuru mutluluğu için gönderilmiştir... Kur’an ve sünnet müminlere hayat verir, şifadır... Üstün hükümler, ilkeler, ölçüler... İlim, hikmet... Tüm güzellikler vahiydedir. Bu gerçekleri alimler, şeyhler, kanaat önderleri neden siyasetçilere anlatmıyorlar?!

Kürt alimleri çözümlerin dağda, BM’de, AİHM’de, kurum ve kuruluşlarda, Batılı kriterlerde, reçetelerde olmadığını, Kur’an ve sünnette olduğunu neden dağdakilere, siyasetçilere anlatmıyorlar?!
Müslüman olmayan kişi ve kurumların makamların Müslümanların ihtilaflarını çözemeyeceklerini, hatta onların sorunlarda payları olduğunu neden anlatmıyorlar?
Âlimlerimiz siyasilerimize Batılı yolun/değerlerin/ölçülerin batıl/yanlış olduğunu, tüm sorunlara çözümün ilahi mesajda olduğu gerçeğini neden anlatmıyorlar? “Hakkı neden ketmeder/gizlerler?” “Hakkı batılla karıştırır, örterler”( Bakara/42). “Batıla hak elbisesi giydirirler.”

“Dünyalık karşılığında ahiretlerini satarlar” (Bakara/174).
“Dünya hayatını ahirete tercih ederler.”
“İnsanları yalan söz söylemekten ve haram yemekten vazgeçirmezler” (Maide/63).
Irk, mezhep, renk, dil, siyasi, ideolojik ihtilaflarımızı/farklılıklarımızı aşarak, en üst kimliğimiz olan tevhitte vahdete mecburuz, başka çıkış yok. Kürt sorunu da, diğer tüm sorunlarımızı da ancak Müslümanlar, Allah’ın yardımıyla İslam’la çözebilirler, vesselam.