Kurban kesme ibadeti İnsanlık tarihi kadar eskidir. Hz. Adem, ilk Peygamber olduğuna göre o da mali ibadetinin bir bölümünü gözünde sevgisi büyüyen malını kurban ederek Rabbin önüne engel olacak her şeyi kaldırma eylemini yapmıştır.

Ademin çocuklarının kurban kestiğini Rabbimiz:

"Onlara, Adem in iki oğlunun gerçek haberini oku. Hani ikisi de Allah a kurban sunmuşlardı, birinden kabul edilmiş, diğerinden kabul edilmemişti. Kurbanı kabul edilmeyen (Kabil) "Seni muhakkak öldüreceğim" deyince, Kardeşi (Habil) "Allah, ancak sakınanlardan kabul eder." (Maide 27) ayetiyle haber vermektedir.

Saffat süresinin 107 nci ayetinde İbrahim aleyhisselama Rabbimiz tarafından kurbanlık verildiğinden haber vermektedir.

Hac süresi 36, 37, Bakara 196, Al-i İmran 183, Maide 2, 27, 95, 97, Fetih 25, Kevser 2 nci ayetlerde doğrudan veya dolaylı olarak kurbandan bahsedilmektedir.

Sevgili peygamberimiz de "Adem oğlu Kurban bayramı günü kan akıtmaktan başka Allah a daha sevimli bir amel yapamaz. O, kıyamet gününde kurbanın boynuzu, tırnakları, tüyleri ile gelir. Kurbanın kanı yere düşmeden Allah katındaki yerine varır. Öyle ise gönül hoşluğuyla güzelinden kesin. (İbn-i Mace, Edahi, 3126) buyurmuş.

 Bu hadisin arkasındaki 3127 nci hadiste de Kurbanın, babamız İbrahim aleyhisselamın sünneti olduğunu ve kurbanın kılı ve yünü sayısınca sevap alacağımızı haber veriyor.

Koçyiğitler kurban edilirken ağzını açmayanlar, Kurban bayramı yaklaşınca hayvansever pozlarına bürünüp koçlara özgürlük naraları atarlarken siz onlara kulak vermeyin.

Yunus Emre:

"Beni bir dağda buldular,

  Kolum kanadım kırdılar.

  Dolaba layık gördüler,

  Onun için inilerim.

  Ben bir dağ ağacıyam,

  Ne tatlıyam, ne acıyam.

  Ben Mevla ya dûacıyam

  Onun için inilerim."

Diyerek, bir ağacın iniltisini bize duyuruyor.

 "Sordum sarı çiçeğe benzin neden sarıdır

  Çiçek eydür derviş baba ahım dağlar eritir." Diyerek, sarı çiçekle konuşur ve onun da ahları ve vahları olduğunu haber verir.

Rabbimizin: "Yedi gök ve yerdekiler bu ikisindekiler O nu tesbih ederler. O nu hamd ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur. Ancak siz onların tesbihini anlayamazsınız. Şüphesiz o Halim dir. Ğafur dur. ( İsra 44) ayeti er Rahman suresindeki "Otlar ve ağaçlar (Allah a) secde ederler." Ayeti şairlerimizin kulağını hem insanlara hem tabiata hem Kur an a çevirmesine sebep olmuştur.

Yakında ilim adamları koparılan bir yaprağın veya çiçeğin, kırılan bir dalın çığlıklarını bize dinletirse biz şaşmayız. Ayetler hadisler ve bu yolda yürüyen şairler bizi hazırladılar.

Koyunların kurban edilirken akan kanına acıyanlar, buğday tanesinin tonlarca ağırlıktaki taşın altında ezilirken çıkardığı sese niçin kulak vermezler. Akıtılan kan a acırken akıtılan un a niye bakmazlar

Dağlara çıkıp aslanlarla ceylanlar arasına engel olmazlar.

Denizlere dalıp balinaların bir günde yuttuğu binlerce balığa sahip çıkmazlar. Eğer her balık yumurtası balık olsa ve balıklar da yenmese deniz leş haline dönüşür, dünyada durulmaz olurmuş.

Öyle ise orta yol nedir Orta yol Rabbin koyduğu kurallardır.

Bakara 29. Ayette yeryüzündekinin hepsinin bizim için yaratıldığını haber veren Rabbimiz, A raf suresinin 31 inci ayetinde: "Yiyiniz, içiniz, israf etmeyiniz. Çünkü O Allah israf edenleri sevmez" buyurmuş.

Koyun da, un da çiçek de, ağaçtaki dal da israf edilmeyecek. Kurbana karşı olan, bir gün sığır, koyun ve keçilerin eğer kesilmezlerse dağı taşı dolduracağı, mahalle aralarında hastalanıp, ölüp hastalık saçacağı, Hindistan inekleri gibi devlete ve millete sorun çıkaracağını da hesap ettiklerinden "hayvanlar emeklilik yaşına gelince kesilsin" diyor.

O yaşı kim belirleyecek Sonra ten yaşlanır ama can yaşlanmaz. İki yaşındaki deve veya tosun kesilince acır da yirmi yaşındaki inek veya öküz acı duymaz diye bir şey yok. Can yönüyle karıncayla fil arasında fark yok. Hamsi ile balina arasında can yönüyle hiçbir fark yok.

Karadenizli bir balıkçının ağında yakalanan hamsi sayısı bütün Türkiye de kesilen kurban sayısından fazla. Onlar da can taşıyorlar. Herkes kendi mantığıyla hareket ederse altı milyar fikir ortaya çıkar.

Ama bütün akılları yaratan Rabbin emirleri ve Rasülünün uygulamaları doğrultusunda akılları yürütürsek birlik meydana gelir.

Öyle ise buyursun, Müslüman, hür mukim olan kişi nisap miktarı servete sahip olursa kurbanını kessin.

Kestiği kurban devede beş yaş, sığırda iki yaş, koyun ve keçide bir yaştan aşağı olmasın. Kuzu altı aydan fazla olur ve görüntüsü annesi gibi olursa kurban olur.

Zilhiccenin onuncu, on birinci ve on ikinci günlerinde yani bayramın birinci günü bayram namazının ardından üçüncü günün gün batımına kadar kurban kesilebilir.

Hiçbir çiçek diğerinin aynı değildir. Hiçbir ibadet diğerinin aynı değildir. Onun için kurban kesmeyip de kurbanlık hayvan ağırlığında altını fakirlere dağıtsa büyük sevaba girer ama kurban kesmiş olmaz. Hem kurbanımızı keseceğiz. Hem de yardımımızı yapacağız.