Evet, sadece KUR AN ayı Ramazan da değil, Tevbe Sûresi

çalışmamız 50 haftadan beri yani yıl boyunca sürekli olarak devam ediyor Bu

hafta 118. âyet üzerinde on sayfayı aşan bir çalışma yaptık İlginizi çekecek

bazı bölümleri aktarmaya devam ediyorum

` İnsanlar KUR AN DÜZENİNDEN uzaklaştırıldılar. Bunun

sebepleri dört grupta toplanmaktadır. a) Tarım döneminde yaşıyorlardı. Yer

genişti ama yeterli ürün alamıyorlardı. Toprak edinmek zorunda idiler. b) Kendi

iç güvenliklerini şeriat düzeniyle sağlayamadılar, zorunlu olarak askeri düzene

geçtiler. c) Bu uygulamalar gösterdi ki Kur an düzeni olmadan insanlık

sorunlarını çözemez. Şeriattan her uzaklaşma insanlığı çıkmaza götürmektedir.

İnsanlara göstererek öğretmek için bu yapılmıştır. d) Kendi düzenlerini

kendileri kursunlar. Dikte edilerek değil de kendi çabaları ile bunu yapsınlar.

Tevbe etsinler (s.7)

` KUR AN ancak bugün ulaşılan uygarlık imkânları içinde

tam uygulanır durumdadır. Henüz uygarlaşmamış topluluklarda Kur an

uygulanamadığı için Kur an en son gönderilmiştir. Kur an da öğretilenlerle

insanlık Kur an ın uygulanacağı seviyeye yükseltilmiş, o zamana kadar Kur an ın

bazı hükümlerinin uygulanmasına izin verilmemiştir.

Bugünkü ulaşım, haberleşme, aydınlatma ve bilgisayar

teknolojileri sayesinde KUR AN uygulanır hâle gelmiştir. Ne var ki dünyayı bu

hâle getiren de Kur an ın kendisidir.

Bu sır anlaşılmasın diye Batılılar medreseleri kapatıp

kendi yalanlarına bizi de şartlandırmışlardır.

Gelecekte insanlık tarihi ele alınıp ortaya gerçekler

konunca bugünkü uygarlığın Müslümanların değil KUR AN IN ESERİ olduğu

anlaşılacaktır.

Allah Kur an ı bütün insanlığa göndermiştir, yalnız

Araplara göndermemiştir.

KUR AN ın ilk uygulaması SÜNNET ile yapılmıştır. Ondan

sonra İSTİŞARE ile devam edilmiş. Sonra FIKIH diye bir ilim doğmuştur.

Yunanistan da tümdengelim ve tümevarım ilimleri vardı.

Bunu Hazreti İbrahim aleyhisselâm öğretmiştir. Bu türden cinse veya cinsten

türe gelmedir. Varsayımlar aklın kesin kabullerine dayanır.

KUR AN bunun yanında ŞER Î KIYAS diye bir usul geliştirmiştir.

Cinsten türe, türden cinse gitme yerine, türden türe yani yanlamasına ilişki

kurmayı öğretmiştir. Bir ocak bucağa, bucak ile (vilayete) bağlıdır. Bunlar iç

içe topluluklardır. Bu Yunan aklı ve mantığının konusudur. KUR AN IN ÖĞRETTİĞİ

İLERİ KIYASTA komşu ocaklar arasına gidip gelmedir, komşu bucaklar arası

ilişkilerdir.

Yine Yunan mantığında yalnız kesin olarak doğru kabul

edilen bilgiler vardır. KUR AN bunun yanında zannî delilleri de delil olarak

gösterdi. Amel ederken kesin delil aramayacak, zannî delille de amel

edeceksiniz. Ama onun doğru olduğunda ısrar etmeyecek, çünkü o sadece kendi

ameliniz için size delildir dedi. Bunun sağladığı imkân şu oldu. Eskiden amel

ilmin konusu değilken, bundan sonra ilim amel için yapılmıştır. İçtihad

yapacaksınız ve ona göre amel edeceksiniz, sonuçlara bakarak hatanızı

düzelteceksiniz.

İşte, Batı uygarlığı buna dayanmaktadır, bunu da KUR AN

öğretmiştir. (s.8)

`Emeviler, Abbasiler ve Türkler dönemlerinde insanlar

ilimlerini kullanarak topraklarının verimini artırmamış, onun yerine yeni

toprak elde etme durumunda olmuşlardır.

Geçmişte insanlar meyve toplamışlar... Meyvelikler

bitince avcılığa geçmişler... Av hayvanları bitince çobanlığa geçmişler...

Çobanlık bitince tarımcılığa geçmişlerdir... Tarım yetmeyince mübadele, o da

yetmeyince ticarete geçmişler... KUR AN a kadar bu böyledir.

KUR AN ın insanlara sağladığı bilgi ve hareketler

sayesinde insanlar mal mübadelesi yerine emek mübadelesini öğrenmişlerdir.

Emek mübadelesine geçmeden önce bu üç uygarlık sona ermiştir. Bunlar ancak mal

mübadelesini yapıyorlardı, tarım dönemi üretimi içinde idiler. Bunun için

savaşmak ve ülkeler fethetmek zorunda idiler. Bu sayede Hıristiyanlık ve

İslâmiyet dünyaya yayılmıştır... (s.9) Devamı var

Not: Daha iyi anlaşılması için bu yazı önceki yazıyla

birlikte okunmalıdır