Ertesi sabah sokağa çıkanlar İstanbul u baştan aşağıya

TAMAM İNŞAALLAH afişleriyle donanmış gördüler. Kafalarını ne yana çevirseler

hep aynı afiş. Neler oluyordu Refah Partisi yoksa İstanbul u alıyor muydu

Herkes birbirlerine bu soruları soruyordu. Medya sürekli olarak Refah gelirse

başınızı örtecek, irtica hortlayacak vb. haberleri servis ediyordu. Okuyanların

bazıları korkuyor bazıları ise gülüp geçiyordu.

Seçim günü beklenin aksine gayet sakin geçiyordu. Herkes

oy verme yerlerine gitmiş oylarını rahat ve huzurlu bir şekilde kullanmıştı.

Refah Partililerin üyelerini sandık başına getirip oylarını kullandırmalarına

herkes gıpta ile bakıyordu. Bir siyasi parti bu kadar düzenli bir şekilde

tabanına nasıl hâkim olabiliyordu

Seçim akşamı gelmiş ve oy verme işleminden sonra sayıma

geçilmişti. Özellikle okullarda sandık başında görevli olanlar için ayrı bir

telaş başlamıştı. Bir oy ülkenin kaderine etki edebilecek durumdaydı. Oylar

sayıldıkça heyecan artıyor, heyecan arttıkça yüzlerde şaşkınlık beliriyordu.

İlçe ve büyükşehir belediye başkanlık sayımları tam bir şaşkınlık meydana

getiriyordu. Refah Partisi sandıkta patlama yapmış medyanın karalamalarına ve

korkutmasına rağmen dip dalgası ile geliyordu.

Yıllarca kulaktan kulağa yayılan seçim sandıkta değil

masada kazanılır sözünü çok iyi bilen Refah Partililer oy çuvallarını gözü gibi

koruyor ve her sandığın başkanının yanına iki adam vererek seçim sonrası olası

bazı yanlışlıkların (!) önüne geçiyorlardı. İlçe seçim kurulları da aynı

şekilde denetim altına alınmış ve ilk kez ülkemizde sayım bittikten sonra da

oyların önemli olduğu ilkesi çerçevesinde resmi işlemler bitene kadar sandığa

sahip çıkılıyordu. Önde birkaç araç arkada devletin resmi araçları ve o

araçların arkasında da birkaç araçlık konvoylarla her okuldan getirilen oylar

ve resmi araçta her sandık başkanının yanında bir eli oyların konulduğu mühürlü

çuvalda olan resmi parti gözlemcileri. İşte bu şekilde ilçe seçim kuruluna

teslim edilene kadar bekleyen nice isimsiz kahramanla oylara sahip çıkılmış ve

milletin tercihi resmi sonuçlara yansıtılmıştı.

Sabah saatlerine kadar süren oy sayım işlemleri

neticesinde İstanbul da 17 ilçeyi ve büyükşehir belediyesini Refah Partisi nin

adayları kazanmıştı.

Tam bir şaşkınlık yaşanıyordu medya cephesinde. Devlet

resmi sonuçlarını açıklayamamış ama Refah Partisi Genel Başkanı Necmettin

Erbakan bir yanına İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Adayı Recep Tayyip

Erdoğan ı diğer yanına Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Adayı İbrahim Melih

Gökçek i alıp basın toplantısı yapıyor ve devletin açıklayamadığı sonuçları

ilan ediyordu.

Refah Partililer sevinçliydiler. Zira yıllarca çalışmanın

karşılığı işte nihayet alınmıştı. Herkesin yüzü gülüyor ve birbirlerini tebrik

ediyorlardı. Hedeflerindeki ilk adımı (Allah ın yardımıyla) gerçekleştirmişler;

şimdi sırada Refah Partisi ni ülkenin en büyük partisi, birinci partisi yapmak

vardı. Bu gayret, azim ve kararlılıkla çalışmalarına devam edeceklerdi. 

Ankara ve İstanbul Refah Partisi nindi artık. Ki

Ankara da yapılan itirazlar birkaç gün sürmüş ama netice Erbakan ın açıkladığı

şekilde sonuçlanmıştı. Artık Türkiye de belediyecilik anlamında bir

başkalaşımın ayak sesleri duyulmaya başlamış ve yıllar sürecek hizmet kervanı

yola koyulmuştu. 

Minik bir tebessüm

Susan İnsan

Bir konuşma uzmanı konferansta konuşma yapıyormuş. Şöyle

bir cümle ile giriş yapmış:

- Haksız da olsa bu durumda susan insan, hâkim insandır.

- Oysa haklı olduğu halde susan bir insan

Temel arka sıralardan ayağa kalkarak bağırmış:

- Evli bir insandır  

İlgilisine notlar:

Şiddeti dua ederek durduramazsınız. Malcolm x

Dünyayı değiştirecek olan dua değil eylemdir. Aliya

İzzetbegoviç

Adın dağlarda yazılı olsa ne fayda birinin telefon

rehberinde kaydın olmadıktan sonra.

Ey İsrailliler siz hayatı seversiniz biz şehitliği.

İsmail Haniye

Amerika ya biat ederek İsrail le cihat edilmez. Prof.

Dr. Necmettin Erbakan