Evet, İsrail in korkunç silahlarına karşın Filistin in elindekilerin

ciddi bir caydırıcılığı yok. Bunu da zaten hep birlikte görüyoruz. En azından

kayıplardaki oran bile bize bunu çok net bir şekilde gösteriyor. Bırakın

saldırı kabiliyetini, Filistin in adamakıllı bir savunma sistemi bile yok.

Var olan, sadece o büyük inanç!

Kara harekâtı ve yakın temas olmasa, İsrail neredeyse hiç

kayıp vermeden Gazze de taş üstünde taş bırakmayacak ve Büyük İsrail

Projesi nin önündeki en büyük engeli tarihe gömecek.

***

Nitekim İsrail nihai bir sonuç almak için kara harekatını

başlatınca kayıplarını da vermeye başladı.

Hamas ın silahlı kanadı Kassam Tugayları tarafından

yapılan açıklamada 23 İsrail işgalcisinin öldürüldüğü bildirilirken; İsrail,

biri subay beş askerin öldüğünü, 24 tanesinin de yaralandığını açıkladı.

Sonuçta sınırlı bir kara operasyonunun başında İsrail in

bu kayıpları vermiş olması önemli. Bundan sonraki süreçte İsrail ya daha fazla

kaybı göze alamayacak ve çekilecek; ya da büyük çaplı bir operasyon başlatacak.

Yedeklerin silah altına alınmaya başlanmış olması, ikinci şıkkı daha güçlü bir

olasılık haline getiriyor. Bu husus, aynı zamanda daha fazla sivilin kaybı

demek. Çünkü İsrail hedef gözetmeksizin vuruyor!

***

Nitekim Filistin in kayıpları çok ağır. 400 e doğru giden

ölü sayısı ve 2000 i aşan yaralı. Neredeyse dakika başı artan insan kaybıyla

karşı karşıyayız. Ama asıl kayıp, İslam dünyasının kendisi...

İslam dünyası, Gazze üzerinden büyük bir sınavda ve ne

yazık ki şu an için bir kez daha kaybediyor!

Graham E. Fuller in bahsettiği İslamsız Dünya , öyle olmasa

da böyle gerçekleşiyor! Hem de Müslümanların kendi eliyle...

***

Şimdi sormak lazım; İsrail in öldürdüğünden daha fazla

Müslümanı kendi içindeki anlamsız kavgalarla katleden bir İslam dünyası ne

kadar inandırıcı, güçlü ve caydırıcı olabilir

Her gün yeni bir tabela örgütün ; emirliğini,

sultanlığını, halifeliğini ilan ettiği ve İslam adına kardeşinin kafasını

vahşice gövdesinden ayırıp top oynadığı bir İslam dünyası ne kadar zulmün

karşısında dik durabilir  

Elbette olamaz. Olursa da, işte böyle olur!

***

Dolayısıyla, asıl orantısızlık; İsrail in 1948 den bu

yana konjonktürel açıdan tarihinin en güçlü ve belki de en şanslı olduğu bir

dönemi yaşamasına karşın Filistin in içinde bulunduğu yalnızlık ve terk

edilmişlik durumu ile İslam dünyasının içler acısı halidir!

Haçlı-Siyonist ittifak İsrail in yaptığı katliamların her

aşamasında onun arkasında durur iken; Filistin, yönetimler bazında sadece Arap

dünyasının değil, İslam dünyasının da itilmiş kakılmışlarını oynamaktadır.

Bu bağlamda Filistin hem öksüz hem de yetimdir. Bir diğer

ifadeyle Filistin, İslam dünyasının içinde bulunduğu acziyetin ve ihanetlerin

en temel göstergesidir!

***

Nitekim, Gazze de yapılan katliamı perdelemek için bin

bir türlü alavere dalaverenin diplomasi adı altında çevrildiği bir süreçte,

Filistin in arkasında bir İslam Dünyası ndan bahsediliyor ama bunun Dünya

kısmının koskoca bir hikaye olduğu bir kez daha görülüyor.

Mısır, Sisi üzerinden Camp David sürecine çekilmiş,

Müslüman Kardeşler Örgütü susturulmuş ve yine onun üzerinden Ortadoğu da/İslam

dünyasında devletler ve örgütler bazında başlatılan birlik süreci dağıtılmış

iken; Suriye kendi içinde bir iç savaşa itilmiş; Lübnan ve Hizbullah bu savaşın

dolaylı bir parçası haline getirilmiş; Irak kendi içinde yeni bir iç savaşa

sürüklenmiş bulunuyor.

İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve Arap Birliği ne

gelince, aranıyor ! Gören varsa, birileri onlara Gazze nin yakıldığını,

insanlarının katledildiği söylesin, eğer halen onlar açısından bir şey ifade

ediyor ise!

***

Bölgenin iki güçlü ülkesi Türkiye ve İran ise, 2006

ruhunun çok gerisinde. Türkiye, içeride bir takım operasyonlar ile etkisiz hale

getirilmeye çalışırken; İran ın da nükleer müzakereler adı altında eli kolu

bağlanmış bulunmakta!

Dolayısıyla, İslam dünyasının sadece adı var!

Ruhunu kaybetmiş bir bedenden da daha fazlasını beklemek

zaten saflık olur!