Hani bir hikâye vardır: Çölde dermansız kalan, yürüyemeyen bir adam, ölümünü beklerken uzaktan develi biri gelir, bunun karnını doyurur, su verir.
Adamın inciğine can gelince birden devenin üzerine sıçrar ve kaçmaya başlar.
Devenin sahibi arkasından bağırmış "Dur ve beni dinle. Sana hakkımı helal ediyorum. Senden ricam bu yaptığını kimseye söyleme. Yoksa insanların yardımlaşması ortadan kalkar" der.
Bunu çağdaşlaştırırsak, yol kenarına uzanmış birini gören arabalı biri durur ve halini sorarken o uzanmış yatan adam arabaya bindiğiyle kaçar.
Veya yol kenarında otostopçuluk yapan birini arabasına alan adama bir kötülük yapsa bu olay anlatılmamalıdır.
O deveyi kaçıran hırsız adam bir köye uğrayınca iyiliksever adamın devesini tanıyanlar o hırsızı yakalayıp cezalandırırlar.
Rabbimiz buyurur: Yahudileri örnek vererek bizi uyarırken "Eğer iyilik yaparsanız, kendinize iyilik yapmış olursunuz. Eğer kötülük yaparsanız, kendinize (kötülük yapmış olursunuz) buyurur. (İsra süresi 7)
Tarih boyunca kendilerine kucak açan milletlerin sütünü emmeyi ibadet kabul eden Yahudiler, bu gün dünyada nüfusu en az olan millettirler.
Onun için kötülük yapanlar iki dünyada da cezalandırılacaklarını çok iyi bilmelidirler.
Bizler de teşhircilikten uzak durup tedavi eden olalım.
Yanlış yapanlar Sevgili Peygamberimizin tavsiyesine uygun olarak elle önlenmeli, elle gücümüz yetmiyorsa dille engellenmeli ki bugün gazete yazıları, vaazlar, konferanslar, açıkoturumlar, dersler, dille yapılanlardır.
Eğer yine kötülüğe devam ederlerse hiç değilse gönülde o olay tasvip edilmemeli.
Yetkili makamlara bildirilmeli, onun cezalandırılması istenmeli ama yapılan iyiliklere karşı işlenen kötülükler teşhir edilmemeli.
Devlet, önleyici tedbirleri sessizce almalı.
Kötüler eninde sonunda cezalarını çekerler.
Son günlerde iki tarafın kavgasına bakarak, birinin malı götürdüğünü bahane ederek yardımlarınızı kesmeyiniz.
Buhari de geçen bir hadiste sabah namazı çıkışında mescit önünde duran birine sadaka veren sahabiden biri Efendimize gelerek "Ya Rasülellah, alacakaranlıkta mescidin önünde durana sadaka vermiştim. Ama eve gelince oğlum "Baba bana biri para verdi neden verdi bilemedim" deyince paranın yine kendi evime geldiğini öğrendim" demiş. Sevgili Peygamberimiz de "Sen, sadaka sevabını aldın" diye cevap vermiş.
Yardıma ve yardımlaşmaya devam edeceğiz ve en yakınlarımızdan başlayacağız.
Yapılan kötü davranışlar bizim iyilik damarlarımızı kurutmamalıdır.