Karıncalar…
Bir karıncaya yakından bakarsanız çoğu böcek gibi ilginç bir görüntüsü olduğunu fark edersiniz…
Ancak karıncaları bu kadar ilgi çekici kılan özellikleri sadece görüntüleriyle sınırlı değil…
Bu küçük ama etkileyici varlıklar bizden çok daha uzun zamandır yeryüzündeler.
Elimizdeki en eski karınca fosilleri 92 milyon yıllık olsa da bilim insanları karıncaların bu dünyadaki tarihinin 130 milyon yıl öncesine dayandığını tahmin ediyor.
Dinozorlar ve karıncalar aynı zamanda yaşamışlar…
Tahminlere göre yeryüzünde şu anda 10 katrilyon karınca yaşıyor.
Bu, karada yaşayan tüm hayvan nüfusunun %15’i anlamına geliyor.
Daha da inanılmazı, yeryüzündeki tüm karıncaların toplam ağırlığı tüm insanların toplam ağırlığından daha fazla…
Karıncaların nüfusunun 50 milyon yıl önce ani bir artış göstererek bu rakamlara ulaştığı düşünülüyor fakat bu artışın sebebi bilinmiyor.
“SÜLEYMAN VE ORDUSU FARKINA VARMADAN SİZİ EZMESİN!”
Kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’de, Neml Suresi 17-30 ayetlerinde karıncalar hakkında şöyle buyuruluyor;
﴾17﴿: Bir zaman cinlerden, insanlardan ve kuşlardan oluşan orduları Süleyman’ın emrinde toplanmış, birlikte sevk ve idare ediliyordu.
﴾18﴿: Nihayet Karınca vadisine geldiklerinde, bir karınca şöyle dedi: “Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin; aman, Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesin!”
﴾19﴿: Onun bu sözünden dolayı Süleyman neşeyle gülümsedi ve “Ey rabbim!” dedi, “Gerek bana gerekse anne babama verdiğin nimete şükretmeye ve hoşnut olacağın iyi işler yapmaya beni muvaffak kıl. Rahmetinle beni iyi kullarının arasına kat!”
﴾20﴿: Süleyman kuşları gözden geçirdi ve “Hüdhüdü niçin göremiyorum; yoksa kayıplara mı karıştı?” diye sordu.
﴾21﴿: “Ya bana açık bir gerekçe getirir veya onu şiddetle cezalandırırım ya da onu boğazlarım!”
﴾22﴿: Çok geçmeden hüdhüd gelip dedi ki: “Ben, senin bilmediğin bir şeyi öğrendim. Sebe’ halkından sana kesin bir bilgi getirdim.”
﴾23﴿: “Onları bir kadın hükümdarın yönettiğini gördüm; kendisine her imkân verilmiş; bir de muhteşem tahtı var.
﴾24﴿: Ancak onun ve halkının Allah’ı bırakıp güneşe taptıklarını da gördüm. Şeytan onlara yaptıklarını güzel göstermiş, böylece onları yoldan alıkoymuş; bu yüzden doğru yolu bulamıyorlar.
﴾25﴿: (Şeytan bunu) göklerde ve yerde gizli olanı açığa çıkaran, gizlediğinizi ve açıkladığınızı bilen Allah’a secde etmesinler, diye yapmış.
﴾26﴿: Oysa büyük arşın sahibi olan Allah’tan başka tanrı yoktur.”
﴾27﴿: Süleyman da, “Doğru mu söylüyorsun yoksa yalancılardan biri misin, göreceğiz.
﴾28﴿: Şu mektubumu götür, önlerine bırak, sonra onların yanından çekil de ne sonuca varacaklarına bak.”
﴾29﴿: Sebe melikesi (adamlarına) şöyle dedi: “Beyler! Bana çok önemli bir mektup gönderilmiş!
﴾30﴿: Mektup Süleyman’dan gelmekte, rahmân ve rahîm olan Allah’ın adıyla başlamaktadır;”
KARINCALAR İNSANLIĞA FAYDALI MI ZARARLI MI?
Karıncalar toprağı havalandırarak verimliliği artıran, zararlı böcekleri ve organik atıkları temizleyerek doğal dengeyi koruyan ve bitki tohumlarını taşıyıp yayarak ekosisteme büyük katkılar sağlayan çok önemli canlılardır.
Doğal yaşamın sürdürülebilirliğine ve tarım alanlarının sağlığına dolaylı yoldan pek çok fayda sunarlar.
* Kazdıkları tünellerle toprağı havalandırır ve su geçişini kolaylaştırır.
* Organik maddeleri ve atıkları parçalayarak toprağın besin döngüsüne katkı sağlar.
* Bitki tohumlarını taşıyarak yeni bitkilerin yetişmesine ve doğanın yeşermesine yardım eder.
* Zararlı böcekleri ve yumurtalarını avlayarak böcek popülasyonunu dengede tutar.
* Diğer hayvanlar (kuşlar ve memeliler) için önemli bir besin kaynağı oluşturur.
* Ölü ağaçları ve atıkları temizleyerek doğadaki çürüme ve dönüşüm sürecini hızlandırırlar.
KARINCALARIN ORGANLARI NELER?
Karıncaların vücut yapısı oldukça farklı; mesela akciğerleri yok ve dış iskeletlerinin üzerindeki delikler sayesinde solunum yapıyorlar.
Gözleri olsa da görme duyuları da pek gelişmemiş hatta yer altında yaşayan bazı türlerin görme yetisi yok.
İlginç olan ise özel kas yapıları; bu sayede kendi vücut ağırlıklarının 50 katına kadar yük taşıyabiliyorlar.
Kulakları olmayan karıncaların işitme duyusu tamamen titreşimlere bağlı ve bu yüzden aralarındaki iletişim de ses ile gerçekleşmiyor.
Bir karınca, koloninin diğer üyelerinin onu takip edebilmesi için ardında koku bırakıyor.
Yani sık sık gördüğümüz düz bir çizgi halinde ilerleyen karıncaların sırrı da işte bu kokuyu izleyerek yollarını bulmalarında saklı.
Karıncaların yuvaları da en az kendileri kadar şaşırtıcı!
Bir karınca yuvasında amaca göre düzenlenmiş birçok bölüm bulunuyor; yani bir açıdan bizim evlerimiz gibi çocuk odası, mutfak gibi alanlara ihtiyaç duyuyorlar.
Büyük kolonilerin yuvaları yüzlerce metrekarelik alanlara yayılabiliyor. Bu durumda, bizlerden çok daha önce bu dünyada yaşamaya başlayan karıncalar ilk şehirleri inşa eden canlılar da oluyor…




