Şurası bir hakikat ki, ülkemizde aslında büyük bir sınıfsal çatışma bulunmakta.
Hatta dindar-seküler çekişmesinden daha derin.
Bunu sokak köpekleri sorununu çözemeyişimizde yakından gördük.
Herkes zannetme ki dindarlar, köpeklerin sokaklardan alınmasını istemekte.
Yok öyle bir şey.
Araştırın çoğu muhafazakâr insanın, hacının, dini okullar mezunlarının restoranları kadar pet shopları da bulunmakta.
Köpeklerin sokaklardan toplatılmasından ciddi rahatsızlar.
Geçen gün biri, bana da efelendi.
Durmadan köpek sorununu yazıyorsunuz, ekmeğimizle oynuyorsunuz diye sitem etti.
Meğer kadının 6 tane pet shopu varmış, farklı muhitlerde açmış.
Restoranlarından daha fazla kazanmaktaymış.
Biz de sanmaktayız ki meclisi basanlar gibi belirli tabaka saldırganlaşmakta.
Yok öyle bir şey.
Bu ülkede paranın ağası,babası, zengin adamlar; dindarı, seküleri aynı lüks sitelerde oturmakta, kolay ve bol paralar kazanmakta, lüks hayatlar yaşamakta.
Olan yoksul halk çocuklarına olmakta.
Kaç tanesini okula giderken köpekler parçaladı,
Kaç yaşlı kadının yüzünü yediler, bacaklarını kollarını kopardılar.
Sonra meclisi basan şirretlerin arasında milletvekili, evladını kaybetmiş anneye “şov yapma” diye bağırıp üzerine yürüdü.
Evladını köpeklerin katlettiği anneyi,
Bu kez saldırgan insanlar parçalamak istedi,
Üzerine yürüyüp dövmeye kalkıştılar.
Sorun o kadar sınıfsal ki bir tanesi kendini paraladı,
“Çocuğunun ölümünde sen suçlusun, onu okula niye servisle göndermedin de yürüyerek gitti, sahip çıksaydın köpek de öldürmezdi" dedi.
Kendileri gibi halkın da çocuklarını korunaklı kolejlerde okuttuklarını ya da servisle gönderdiklerini sanmaktalar.
Yoksul halk kesimleri ekmek almaya zorlanırken özel okul ve servis imkânının ülkenin sadece zengin sınıfının hakkı olduğunu görememekteler.
Alçak, kalleş, kokuşmuş, irinli sınıf ayrımı; ölene bile ağıt yakmamakta.
Ağababalar para kazanacak diye yoksul muhitler savaş meydanına döndü.
Başıboş köpekleri toplayıp getirip buralara bırakmaktalar.
Eskiden sokağın bir iki tane gediklisi köpeği kedisi olurdu,evimizin hayvanı gibi komşular onları sahiplenir,besler, çok severdik.
Şimdi başıboş köpeklerin sayısı bir ordu kadar.
Hindistan’da kilometrekare başına düşen köpek sayısı 12.
Türkiye’de kilometrekare başına düşen 13 köpekle Hindistan’ı geçtik.
Hindistan’da 100 kişiye 3,3 köpek düşerken,
Türkiye’de ise 100 kişiye 8,4 köpek düşmekte.
Batı'yı örnek alan laik kesim, görmüyor mu Avrupa’ da sokakta köpek yok.
Fakat hiç haz etmedikleri Hindistan, Pakistan, Bangladeş gibi ülkeler sokak köpekleri ile dolu.
Ülkemizde başıboş köpekler, bir milli güvenlik sorunu ve halkı tehdide dönüştü.
Geçen yaz Urfa'da genç bir mühendis kuduzdan öldü. Kuduzu kendi köpeğinden kaptı. Ki daha önce kuduz aşısı yapılmıştı. Buna rağmen bir sokak köpeğinden kuduz kaptı ve sahibine bulaştırdı. Üstelik genç mühendis,kuduz aşılarını yaptırmasına karşın vefat etti.
İnşallah yetkililer bu sorunu çözer.
O masum hayvanları katletmeyerek ama sokaklardan toplayıp barınaklara alarak, veteriner kontrolünde aşıları yapılır, hastalanmazlar.
Mama fabrikaları, dükkânları olanlar da o kadar mateme girmesinler, hayırseverler mamaları yine kendilerinden alıp barınaklar da bu masum hayvancıkları beslerler.
Böylece yoksul halk da sağlığını, evladını, huzurunu yitirmeden yaşar.