Merhum Fehim Adak…
Erbakan Hoca’mızın yol ve dava arkadaşlarından.
Millî Görüş’ün yer aldığı tüm hükümetlerde bakanlık yapan ve “Havuz Sistemi” başta olmak üzere ülkemizin kalkınması doğrultusunda önemli plan ve projelerde imzası olan bir önemli isim.
Tanıyanlar bilir; her dem mütebessim, öne geçme gayreti olmadan üstlendiği her işi daima en iyi şekilde yapma gayretinde olan bir Millî Görüşçüydü…
Geçenlerde TV5’te anılarını anlattığı programı izledim, rahmetli Fehim Adak’ın.
CHP-MSP Koalisyon dönemini anlatırken 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’na değindi.
Erbakan Hoca’nın, tüm Haçlı dünyasına ve ABD-Batı başta olmak üzere tüm sömürge güçlerine rağmen, çelik iradesiyle gerçekleştirdiği Kıbrıs Zaferi’nden sonra yolu Libya’ya düşer, Fehim Adak Bey’in.
Zira, -maalesef kendi halkına linç ettirilen- Libya lideri Kaddafi, Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında ABD’nin silah ambargosuna karşı tüm imkânlarını Türkiye için seferber etmişti. Füzeleri kendi sırtında taşımıştı uçaklara…
Fehim Adak, T.C. Ticaret Bakanı olarak Libya’daki temas ve ziyaretlerini sürdürürken son derece çarpıcı bir bilgi ulaşır kendisine; Süleyman Demirel liderliğindeki dönemin ana muhalefet partisi Adalet Partisi’ne (AP) mensup eski bir Bakan da Libya’dadır.
Küçük bir araştırmayla AP’li bu eski Bakan’ın, Kıbrıs’ta kurulan yeni Türk devletinin tanınmaması doğrultusunda çalışmalar yaptığını, kulis ve propaganda faaliyetlerinde bulunduğunu öğrenir.
Bunu anlattı, Fehim Adak programda…
***
Merhum Fehim Adak’ın programda birkaç tespiti de dikkatimi çekti;
*“Refah-Yol Hükümeti’nde uygulanan Havuz Sistemi sayesinde devlet 6 ay içinde, 30 milyar dolar kâra geçti...”
*“Devlet kâra geçince Erbakan Hoca o zaman dedi ki: Bir baktık ki meğerse biz zenginmişiz...”
*“Zamla, vergiyle refah olmaz...”
*“28 Şubat’ın iki etkeni var; Havuz Sistemi’nden ve ekonomi alanında atılan diğer adımlardan bankacılık sistemi rahatsız oldu. İkincisi de D-8’in kurulmasıdır. Bu iki adımdan rahatsız olan güçler Refah-Yol’u istemediler…”
***
Önemli bir hatıra-anı, ehemmiyetli bir tanıklıktı. Fehim Adak’a Allah’tan (C.C.) rahmet diliyorum...
YİNE HAMİDİYE SU!
Yaklaşık bir ay önce bu köşede şu satırları kaleme aldım;
“0,5 litrelik Hamidiye su birkaç gün öncesine kadar 3,5 TL idi.
Kaç para oldu biliyor musunuz? Tamı tamına 8 TL.
Yani yüzde yüzden daha fazla zamlandı!
Üstelik de Beltur’larda bu fiyattan satılmaya başlandı.
“Peki” dedim görevliye, “Matiklerde kaç para Hamidiye su?” “5 TL abi!” dedi.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ait 0,5 litrelik Hamidiye su, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin işlettiği Beltur’larda yüzde yüzden fazla zamlı olarak satılmaya başlandı.
Hiç olmazsa 3,5 TL’den satılan suyu 5 TL yapsaydınız! Hadi hadi diyelim 6 TL olsun! 8 TL de ne oluyor?
Nerede kaldı sosyal devlet anlayışı?
Haa, bu arada şunu da zikredeyim; diğer ünlü marka 0,5 litrelik suların hiçbiri 8 TL falan değil! Yine 5 TL dolayında.
0,5 litrelik Hamidiye suyu 3,5 TL’den 8 TL’ye çıkaranlar bunu bir kez daha düşünmeliler derim…
Günün şartlarına göre belediyeler de hizmetlerine elbette zam yapacaklar, yapmak zorundalar, yapsınlar!
Ama Hamidiye su zammında bir hesap hatası var, kanaatimce…”
***
Gördüğünüz üzere yapıcı ve de uyarıcı bir yazı…
Yazının çıktığı gün, milligazete.com.tr bu yazı kaynaklı bir haber yapıp sayfalarına taşıdı.
Vay sen misin bunu haber yapan?
Niçin üzerine alındığını anlayamadığım ve de hemen her dönem takdir ettiğim kurumlardan biri olan Hamidiye sularının bağlı olduğu şirket Hamidiye Kaynak Suları San. Tur. Ve Tic. A.Ş., koştura koştura gidip noterden tekzip yollamış bu satırlara…
Hem de ilginç gerekçelerle; “Çarpıtma, saldırı niteliğinde ve aynı zamanda hakaret ve iftira suçlarını barındırır şekilde haber içeriklerine yer verilmiştir…” diyerek.
Tekzip metninde deniyor ki, “Haberde bahsi geçen su zammının şirketimiz Hamidiye Kaynak Suları San. Tur. Ve Tic. A.Ş. ile ilgisi bulunmamakta olup, haberde bahsi geçen kişi ve kurumlarımızın kişisel ve ticari itibarını zedeler nitelikte ve aynı zamanda hakaret ve iftira suçlarını barındırır mahiyettedir.”
Neresini düzeltsek bilemedim bu satırların;
1) Yazıda ve haberde herhangi bir şirket ismi, şirket yetkilisi ismi zaten geçmiyor! Dolayısıyla kimsenin kişisel ve ticari itibarının zedelenmesi mümkün değildir! Yazıda ve haberde, “Su zammını Hamidiye Kaynak Suları San. Tur. Ve Tic. A.Ş. yapmıştır!” deniliyor mu? Hayır! Neden üzerine alınıyorsun o zaman? Fahiş zammı kim yaptıysa ona söylüyoruz.
2) Yazıda ve haberde kurumlar hedef alınmıyor. Hele hele kişilerden hiç söz edilmiyor!
3) Yazıda ve haberde çarpıtma nerede, saldırı nerede, hakaret nerede, iftira nerede?
4) Bilen bilir; gazetemizde kişileri, kurumları hedef alan yayınlara hiçbir zaman yer vermiyoruz. Bu yazıda da hedef alınan kişi ya da kurum söz konusu değildir!
8 NERE, 2 NERE!
Bir son not;
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ait 0,5 litrelik Hamidiye su, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin işlettiği Beltur’larda yüzde yüzden fazla zamlı olarak, 8 TL’den satılmaya başladı ya, hani!
O bilinen yaygın marketlerden birisinde Hamidiye su kaç lira biliyor musunuz? Sadece 2 TL.
Bakın yukarıdaki bölümle beraber bütün bu satırlarda saldırı yok, hakaret yok, iftira yok, itibar zedelemesi yok, kurum adı anma yok, kişi adı anma yok!
Somut bir gerçeklikten bahsediyorum.
Peki, nasıl oluyor da böyle oluyor?
Buna ne diyeceksiniz…
