Türkiye de yaşayan halkın % 90 ı Müslüman olduğu

defalarca ifade edilmekte ve her platformda dile getirilmektedir. Peki, nasıl

oluyor da başörtüsü yasaklı hale geldi Bu ülkeyi kuranlar bu yüzde doksan

kesimin içerisine girmiyor mu Ordu ile İslam nasıl ters düştü Ve din neden

sabıkalı hale geldi Oysa Anayasamızın 2.maddesine göre, Türkiye Cumhuriyeti

demokratik bir hukuk devletidir. Bu da bize gösteriyor ki, her türlü devlet

yetkisinin denetlenebildiği bir düzen var demektir. O zaman Anayasamız,

ayrıntılı bir biçimde temel hak ve özgürlüklere yer vermiştir İnanç ve ibadet

özgürlüğü, özel hayatın gizliliği, hak arama özgürlüğü, Anayasal güvencelerle

korunmuştur diyor yasalar. Yasalar farklı bir şey söylüyor da biz mi bu şekilde

algılıyoruz   İnsan bu durumda ister

istemez şu soruyu sorma ihtiyacı hissediyor. O zaman dinin hak ve özgürlüğü

neden korunmadı Yasalar böyle söylemesine rağmen, dinin hak ve özgürlüğü

korunamamışsa, korunmak istenmemişse bunun nedeni, dünya ve insan nizamında,

üstünlerin hukukunun işlemiş olmasından başka ne olabilir!

Bugüne kadar dinin kıyımının komutunu kimler verdi. Ordu

ve İslam nasıl ters düştü yerine ne zaman ters düştü sorusunu sormak daha

yerinde olur! Ezan-ı Muhammediyeden başlayarak İslam ı, modernleştirme adı

altında diğer dinler gibi tahrip etmeye çalışanlara ayna tutarsak, bu yeni

nesil görecek ki 2.Cumhurbaşkanının Allah ın evi camileri kapatıp harabe haline

terk etmesi ve bazı camilere de kilise usulü sıra koydurmak istemesi, secdeye

gidilecek yeri sıralarla işgal edip İslam inancını ortadan kaldırmaya

yöneliktir. Ogün dinin kıyımının temelleri atılmıştı. Dini sosyal ve kamu

hayatından çıkarabilmek için hızlı bir şekilde devrimler yapıldı. O dönemde

şapka kanununa aykırı hareket edenler idam edildi. Bugün şapka giymeyen

herkesin idam edilmesi gerekmektedir! Dinsiz bir toplum meydana getirmek için

tarihimizi yeniden yazdılar ve müfredattan dini soyutladılar. Dini hassasiyeti

olan Başbakanlar tarafından zaman zaman bu katı durum yumuşatıldı ama asla yasa

çıkarılamadı.

28 Şubat post modern darbeyle başörtülü kıyımı hat

safhaya çıktı. Askeriyede namaz kılan ya da eşi örtülü olan subay ve

astsubaylar YAŞ kararlarıyla ihraç edildi. Kim bunlar İhraç eden ve ihraç

olanlar! Beş bin memur işten çıkarıldı. Kim bunlar İşten çıkartan ve işten

çıkartılan! 1997 yılında üniversitelerde ikna odaları kuruldu. İkna odalarının

mimarı Kemal Alemdaroğlu ve Nur Serter tarafından, psikolojik harp taktikleri

ile sorgulanarak başları açılmaya zorlanmıştır. Birçok üniversitede kızlarımız

okula alınmadı. Polislerle karşı karşıya getirilmişlerdir. Kim bunlar Okula

almayan ve alınmayan! Bugün aynı durum bazı okullarda ve bazı kamu kurumlarında

zaman zaman nüksetmektedir.

Her iki kesimde bu ülkenin vatandaşıdır. Bir kesim sadece

serbest ve hür olarak dini yaşamak ve hayatının her alanında tatbik etmek

istemektedir. Diğer kesim de Cumhuriyeti biz kurduk! Biz ne dersek o olur

demekte, bu ülkenin yüzde onunu temsil ettiği halde, yüzde doksana

hükmetmektedir. Sizce kim bu yüzde onluk kesim Bu yüzde onluk kesimin dili ve

ırkı nedir Yıllarca bizi idare etme gücünü kimden almıştır Bilen var mı

FESHANE ŞENLİKLERİ MAKSATI DIŞINDA KULLANILIYOR!

Feshane de sürekli bir

şehrimizin şenlikleri yapılmaktadır. Büyükşehirde doğan ve yaşayan yeni neslin

kendi yöresini tanıması, örf ve adetlerini bilmesi acısından bu şenlikleri

önemli buluyorum. Yakın zamanda Trabzon, Hatay ve Rize günleri şenlikleri oldu.

Yöresel giysileri ve lezzetleri tanımak o yöreye ait bilgi sahibi olmak için

mümkün olduğunca bu şenlikleri ziyaret etmeye çalışıyorum.  Bu şenlikleri sıkı sıkıya takip eden ve her

şenlikle olmayı başaran esnaflara tanık oldum. Bunun anlamı; Trabzon

günlerinde; çağ kebabı, künefe tatlısı görmek demektir. İş tanıtımdan çıkıp

ticarete dönmeye başlayınca yöreler birbirine karıştı. Oysa bu şenliklerin

anlamı ve manası o şehrin ananelerini, lezzetlerini örflerini yaşatmak ve yeni

nesillere aktarmak değil midir Derneklere gelir getirmesi için bir kaynak

olarak görülse de, bu şenlikler yöreyi tanıtma ağırlıklı olması gerekmektedir.

Özellikle dernek başkanlarının bu konuya hassasiyet göstermeleri gerekmektedir.

Dernek başkanlarının siyasete geçiş yapmak üzere kullandıkları hemşeri dernekleri

amacı doğrultusunda kullanılırsa faydalı olacaktır. Düşüne biliyor musunuz

Yöresel tanıtımın olacağı bir şenlikte bir araba satıcısının, sıfır araba

satışı yapmak için bu şenlikte yerini alsın! Sizce bu doğru bir yaklaşım mı