ANADOLU NUN İslâm hâkimiyetine girmesi, Sultan
Alparslan ın Bizans a karşı 1071 de gerçekleştirdiği Malazgirt Zaferi ile
olmuştur. Tabiatıyla bu tarih bir sonuçtur. 1071 e gelinceye kadar, bu sonucu
hazırlayan pek çok olay yaşanmıştır.
Bugünkü Doğu ve Güneydoğu bölgelerindeki 14 ilimiz; Hz.
Ömer, Hz. Osman (r.a) dönemlerinde ve sahabeler eliyle fethedilmiştir. Sahabe
Efendilerimiz (r.a) daha o dönemde bu bölgenin önemini, stratejik bir kavşak ve
geçit yeri oluşunu fark etmişlerdir.
Diyarbakır, Siirt, Bitlis, Erzincan, Erzurum illeri
barışçıl yollar ve karşılıklı antlaşmalarla İslâm hâkimiyetine girmiştir. Urfa,
Mardin, Adıyaman, Elazığ, Malatya, Van, Maraş, Antep, Antakya illeri direnmiş,
belirli bir mücadeleden sonra fethedilmiştir. Yazar Ahmet Demir, bu konuda
tamamen kaynakları konuşturarak İslam ın Anadolu ya Gelişi (Kent Yayınları)
başlığını taşıyan bir araştırma yapmış. Geniş bilgi için bu esere bakılabilir.
Söz konusu Anadolu şehirlerinden çoğunun fethinde en
etkin kişi olarak, tanınmış İslâm komutanı İyaz bin Ganem i (r.a) görüyoruz.
Hz. Ömer (r.a), halifeliği döneminde Ebu Ubeyde bin Cerrah ı (r.a) Suriye
orduları genel komutanı olarak görevlendirdi. Ebu Ubeyde aracılığı ile İyaz bin
Ganem i, İslâm nimetinin Anadolu şehirlerine de ulaşması için oraya gönderdi.
582 yılında doğduğu tespit edilen İyaz, Müslüman olduktan sonra Habeşistan ve
Medine ye hicret edenler arasında yer almış; Bedir, Uhut, Hendek savaşları ve
sonraki gazvelere de katılmıştır.
Hz. Ömer (r.a), Ebu Ubeyde ye (r.a) bir mektup yazarak şu
sözlerle İyaz ın, el-Cezire bölgesine gönderilmesini ister: Yaptığın cihat,
Allah ve Rasülü nün emrettiği cihadın ta kendisidir. Bundan dolayı da Allah ın
mağfiretine ulaşacağından emin ol. Sana yazdığım bu mektubu okuduktan sonra
Ganem oğlu İyaz a direktif ver. Askerinin teçhizatını hazırlasın. Onu Bekr ve
Rabia bölgelerine gönder. Mezkur bölgelerin İyaz ın eliyle fethedilmesi
hususunda Allah tan yardım dilerim. (İslam ın Anadolu ya Gelişi, Sh. 28)
İYAZ BİN GANEM ANADOLU DA
İslâm ın mesajının sahabeler eliyle Anadolu yu
aydınlatmasına kısaca değindikten sonra, bu yazımda daha çok Diyarbakır ın
fethi üzerinde durmak istiyorum. O dönemde, Dicle kenarlarında Rabia
Araplarının iki büyük kabilesinden Vail oğlu Bekir kabilesi yaşıyordu. Bu
yüzden buraya Bekiroğulları nın Diyarı anlamında Diyar-ı Bekir deniliyordu.
1937 de Diyarbakır olmuştur.
İyaz, halifenin emrini aldıktan sonra Diyarbakır a geldi.
(639). Ordusuyla Diyarbakır ı kuşattı. Fakat şehri barış yoluyla ele geçirmek
istiyordu. O zaman Diyarbakır, Bizans a tâbi idi. Başlarında Melike Meryem
vardı. Melike Meryem, Müslümanlara karşı tedbir almak için devlet yöneticileri
ve şehrin ileri gelenleri ile bir toplantı düzenledi. Burada, bölgenin önemini
ifade eden şu konuşmayı yaptı:
- Müslümanlar bölgenize girdiler, şehrinizin önünde
karargâh kurdular. Siz de biliyorsunuz ki, bu şehir bölgenin kilididir. Onu
eline geçiren bütün bölgeyi alır. Bölgenin elden çıkmasıyla da İsa Mesih in
hâkimiyeti son bulur; onun dini bu ülkede desteksiz kalır. (a.g.e.)
Bundan sonra, İyaz da askerlerini topladı ve şöyle
konuştu: Bu şehir çok iyi bir korumaya sahiptir. Burası, bölgenin gözüdür.
Allah bize buranın fethini nasip ederse Müslümanlar bütün bölgeye hâkim olur.
(a.g.e.)
Sonra komutanları ile istişare etti ve Melike Meryem e
bir mektup yazmayı kararlaştırdılar. İyaz mektubunda şöyle diyordu:
- İzzet, Allah ın elçisinin ve inananlarındır. Sahip
olduğun kale büyük değil; seni yenilgiye uğratmaktan kurtaramaz.
Fethettiğimiz Ba lbek ve Antakya da sizin diyarınız gibi
Heraklius a aitti. Allah ve Peygamberinin vaat ettiği gibi, bize bütün
zorluklar kolaylaştırıldı: İnananlara yardım etmek üzerimize haktır. (Rum,
47)
Seni uyarıyorum teslim olursan selâmete kavuşursun.
Beldemde sana ve halkına dininden ayrılma konusunda zorlama yapılmayacaktır.
Allah buyuruyor ki: Dinde zorlama yoktur. -Bakara, 256- (a.g.e.)
DİYARBAKIR İSLÂM LA ŞEREFLENİYOR
Başlangıçta Melike Meryem İslâm ordusuna karşı direndi.
Fakat Müslümanların başarı sağlamaya başlaması onun gözünü korkuttu. İyaz ve
Melike Meryem arasında yazışmalar oldu. İyaz ın cesaret ve kararlılığı
karşısında antlaşma ve barışçı yollarla şehri teslim etmekten başka çare
bulamadılar.
İyaz b. Ganem, görevli olduğu şehirlerin fethini
tamamladıktan sonra Hz. Ömer e (r.a.) el-Cezire hareketinin başarıyla
sonuçlandığını, düşmanları yenip İslâm ı bölgenin her tarafına ulaştırdıklarını
anlatan şu mektubu yazdı:
- Yardımıyla İslâm ı destekleyen, kahrıyla da şirki
zelil eden, ideallerin ufkunu artıran Allah a hamd olsun.
Düşmanı büyük bir tehlikeye sokmak için onların yollarını
daralttım, memleketlerini terk ettiler. Allah benim elimle onlara en çabuğundan
belâlar yetiştirdi. Bütün yolları tutuldu. Onlar rezil ve perişan olup göçmek
zorunda kaldılar.
Onların ardılları ve nesilleri günahlarına tevbe edip,
İslâm a döndüler. Bizzat kendileri dile getirdiler ki, başlarına gelenler,
yaptıkları haksızlıklar ve zulümlerin sonucuydu. (a.g.e.)
Anadolu Gençlik Derneği, 4 Mayıs Cumartesi günü
Diyarbakır ın fethini kutluyor. Çözüm süreci konuşulurken yapılan bu etkinlik
milletimize kimlik ve dinamiklerini yeniden hatırlatması bakımından çok önemli.
Anadolu nun her karış toprağı bize sahabe efendilerimizin,
şehitlerimizin, atalarımızın emaneti. Biz bu güzel ülkeyi sokakta bulmadık.
Şehitlerin emaneti olarak aldık. Fert fert, vatanımıza sahip çıkmaya mecburuz.
İstanbul ne kadar bizimse, Diyarbakır da o kadar bizimdir. İzmir ve Erzurum da
öyle. Türkiye nin her karış toprağı bize emanet.
Türkiye insanının tamamını birleştirecek temel harç
İslâmiyettir. İslâm ı dikkate almayan çözümler sanaldır, aldatıcıdır, sonuca
etkisi olmaz.
Bu gerçeği bir etkinlikle tekrar hatırlatan Anadolu
Gençlik Derneği ne teşekkür ediyorum. Bu söylemin dalga dalga bütün Türkiye ye
sarması gerekiyor. Bu, hepimiz için en büyük görev.