Kadına şiddetin artık bir günü var.
Anneler babalar günü gibi şen şatır olmayıp buz kessek de.
Takvimler 25 Kasım’ı gösterdiğinde.
“Uluslararası Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü” yazacak ve çeşitli etkinliklerle, dikkatler bu konu üzerine çekilecek.
Çok da haksızca alınmış bir karar değil, kasvetli Kasım’ın kadına şiddet günü olarak seçilmesi.
Kimsenin de itirazı yok, törelerin ve vahşi kapitalizmin el ele verip didik didik ettiği kadından geriye kalan acıklı hikâyeler, moral bozukluğu, toplumsal travmalar.
Şiddetten yeryüzü sakinleri o derece etkilenmekte ki, toplumun yüreği ağzına gelmekte. Aslında şiddet uygulayan vahşi, kendini daha fazla yakmakta; hem Allah’ın kanunu hem hukuk kanunları, hem de kendi vicdanı tarafından. Geçen gün bir kadın katili şöyle bir cümle geçti kendisi için; “Allah belamı vermiş”.
Bir siyasinin dediği gibi sadece işsizler, yoksullar, parası olmayanlar mı karısını dövüp öldürmekte.
Hani cahiller, okumamışlar, alt kültür gruplarının, şiddeti daha fazla meşru gördüğü bir algı her zaman vardı. Fakat zenginler, üniversite mezunları, akademisyenlerin eşlerini dövdükleri gazetelere yansıdı, eşinin başına lazımlık deviren yazar bile çıktı bu ülkede.
Bağdat Caddesi’nde gece evine gitmek üzere olan genç kız, minibüsünü park eden evli çocuk sahibi sapık bir adam tarafından evinin arkasında tecavüz edilip tekmelendi. Ölüm kadar korkunç bir vahşet tecavüz.
Tecavüzlerin çoğu da adli mercilere kadınların yaşadığı utanç bilinmesin diye aksettirilmemekte.
Şiddeti yapan sadece erkek de değil, kadın katiller de yansımakta ekranlara. Ahlaksızlığını gören çocuğunu boğacak kadar canavarlaşan kadınları da dehşetle, korku ile izlemekte toplum.
Ahlak yıkılmakta, değerler darmadağın olmakta, bundan bireyler, aileler, toplum etkilenmekte.
Ahlaklı bir toplum için kafalar yorulacağına televizyonlar ailelerin ahlak şifrelerini bozmak için yarışmakta, canlı yayında çocuğunun babasını DNA ile arayan embesil kadınlar ile aileye zarar verilmekte.
Televizyonlarda tarihi dizilerde bile önemli kişiler ahlaksız gösterilerek her yolun mubah olduğu aktarılmakta.
Bilgisayar oyunlarında öldürme, eza, cefa, işkence etmek çok rutin oldu.
Marifetmiş gibi üniversiteli kızlar dövdükleri arkadaşlarının videosunu internette paylaşmaktalar.
Ağır sözler, geçimsizlik, eşine ya da çocuklarına yıldırımlar yağdıran evi karabasana döndüren kadının yaptığı manevi şiddet.
İlkokul çocukları bile güçlü olan zayıfı döver iddiasında, geçen gün zor ayırdı horoz gibi kıpkırmızı olup arkadaşı üzerine saldırıya geçen çocuğu büyükler, tekmelerini yumruklarını ardı ardına kullanması karşısında dondum kaldım.
O çocuklar ki ağızsız dilsiz kedi yavrularına tekme atacak kadar, ağaç dallarını kırıp, çiçekleri ayakları ile ezecek kadar beni çok korkutan bir canavar gene sahipler. En acısı da yanlarında anneleri yapma yavrum dememekte, harika çocuklarını seyretmekteler.
Okullarda öğretmenler evlere şenlik, ancak kırtasiye malzemeleri aldırıp öğrenciden nasıl para toplanır bunun derdi ile daha fazla ilgilenen yeni yetme öğretmenlerin de şiddet neslinin oluşmasında payları çok büyük.
İnsanlığın önderi yüksek sesle bile konuşmaz, sesli gülmezken; bağırarak konuşmak da, korna çalmak da, saldırgan kahkahalar, alaylar, hakaretler, trafikte deli dana gibi yola dalmak da şiddettir.
Bu hastalıklı güç gösterisi, insanı tepeleme marazı, zalimlik geni ile çevrelerinde üstünlük elde etme fikri; toplumu ziyadesi ile incitip yaralamakta.