El-Aziz, Esma-i Hüsna’dan olup, güçlü, yenilmeyen/galip, şerefli, üstün, değerli, kahhar ve melik demektir. Kur’an’da 99 defa geçmektedir.
O (c.c) azizdir, hâkimdir. (Bakara, 220) “Bütün izzet Allah’ındır.” (Nisa, 139) “Peygamber ve müminlere izzet veren de O’dur.” (Münafikun, 8) “İzzet, şeref, güç ve kudret isteyenin de O’na yönelmesi gerekir.” (Fatır, 10) “O, dilediğini aziz, dilediğini de zelil eder.” (Al-i İmran,26)
Müslümanlar olarak, neredeyse iki yüz yıldan beri izzeti Avrupa’da, ABD’de; bize “düşman” olanların kapılarında arayıp, duruyoruz... Bulabildik mi?! Biz onlara yanaştıkça aşağılanıyor, tokatlanıyor, sömürülüyor, benzetiliyor, yine de “zillet”ten kurtulamıyoruz. İşte “başımıza çuval” NATO ittifakı içinde, ABD stratejik ortaklığımıza rağmen bize karşı düşmanlıklarını gizlemiyorlar da... Celladımıza kara sevdalananlardanız. Bu ne gaflet, ne şaşkınlık!?
Elbette Kur’an’dan yüz çeviren, Allah-u Teâlâ’nın yasaları, hükümleri karşısında aykırı yasa ve hüküm koyanları Allah “zillete” düşürür. (Mücadele, 20)
İlmin başı, en üstünü “tevhid”, “marifet” ilmidir. Allah-u Teâlâ’nın sıfatları, isimleri doğru olarak bilinip, anlaşılmadan O’nun nizamının, hükümlerinin üstünlüğü, eşsizliği bilinemez, anlaşılamaz. O’nun hakkındaki “cehaletimiz” bizi, O’nun kullarına, hem de düşmanlarına karşı zillete düşürür. Ve zillet tasması boynumuzda... Allah tüm alemlerin Rabbidir. Her an tasarruftadır; izinsiz yaprak düşmez.
Zalimlere, tağutlara yanaşmak, onlarla işbirliği yapmak yerine, onlarla mücadele etmek, hakkın ikamesi için cihad etmek ve yardımı da ancak Allah’tan istemek ve beklemek durumunda olmalı değil miyiz?
İnsanlık tarihine bakıldığında Hak, Adalet, Tevhid adına batıl, zulüm ve şirkle yapılan mücadelelerde tevhid öncüleri, önderleri peygamberler zalimlerle uzlaşmak, onlara yanaşmak yerine onlara itiraz etmiş, meydan okumuş ve cihad ederek sonunda zaferlere ulaşmışlardır...
Hz. Nuh(A.S) kavmine, Hz. İbrahim (A.S) Nemruda, Hz. Musa (A.S) Firavuna ve son Elçi (S.A.V) Ebu Cehillere, Kisralara, Kayzerlere meydan okumuş, nice fetihlere lütfuyla ulaştırılmışlardır.
Şüphesiz bu yolda olanlara da Allah-u Teâlâ’nın yardımı yetişmiştir.
Allah-u Teâlâ Mü’mindir (güven veren), vekildir, velidir, nasirdir, melikdir, kâfidir, muktedirdir...
Allah’tan başka veliler arayanların durumu ankebut (örümcek) gibidir. (En güvensiz, zayıf, çürük yuva, sığınak) (Ankebut, 41)
“Ey iman edenler siz Allah’ın dinine yardım ederseniz, Allah da size yardım eder ve ayaklarımızı sabit tutar...” (Muhammed, 7)
“Allah, kuluna kâfi değil midir?” (Zümer, 36), “Allah bana yeter!” (Zümer, 38)
“De ki: Ben Allah’ın dilediğinin dışında kendi kendime bile ne bir zarar, ne de bir fayda verebilirim...” (Yunus, 49)
“Eğer Allah sana bir zarar dokunduracak olursa, onu O’ndan başka giderecek yoktur. Ve eğer sana bir hayır dilerse, o zaman da O’nun hayrını önleyecek yoktur.” (Yunus, 107)
“Allah(c.c) size yardım ederse, size hiç kimse galip gelemez. Ve eğer sizi yardımsız bırakırsa O’ndan sonra size yardım etmek kimin haddine? O halde müminler ancak Allah’a tevekkül etsin, dayansın...” (Al-i İmran, 160)
“Eğer sana hile yapmak isterlerse, muhakkak ki sana Allah yeter. Seni yardımıyla ve müminlerle güçlendirecek olan O’dur.” (Enfal, 62)
“İman edip, salih amel işleyen kavme Allah-u Teâlâ yeryüzünde üstünlük/iktidar verir.” (Nur, 55)
“Allah’ın izni olmadıkça, hiçbir musibet isabet etmez.” (Tegabün, 11)
Tağutların, zalimlerin kapısından, yolundan Rabbülalemin’in kapısına, yoluna, velayetine girmedikçe zilletten kurtulup, izzete kavuşamayız... Şehadeti, Allah yolunda cihadı, ahireti, “ila-i kelimetullah”ı gözetenler, ahireti dünyaya tercih edenler, ölümü, korkuyu öldürmüş, zalimlere meydan okuyabilmişler. Yalnızca O’nun rızasına ve ücretine talip olmuşlar. İnsanlardan (dünyalık)ücret bekleyenler, niçin zalimlere meydan okusunlar? Dünya, hırs, şöhret, riyaset peşinde koşanlar zalimlere niçin meydan okusunlar?!
Haydi İZZET’e, İSLAM’a, ADALETE, BARIŞA, TEVBEYE, SELAM YURDUNA... Cihadla izzet yolunu seçenlere selam olsun... “Bana ne Amerika’dan!” söylemi ve siyasetiyle zulme meydan okuyan merhum Erbakan Hocamızın ruhu şad olsun... Bize “deli” lazım. Bize “meydan okuyan”lar lazım. Vesselam.