Mehmed Âkif rahmetlinin 71 inci vefat yıldönümünde, hamiyyet sahibi yazarlarımız, O nun hatırasını yâd etmeyi, kaçınılmaz bir vecibe saydılar. Kendilerine müteşekkiriz.

Bendeniz de dâvâ adamı Âkif in, dinmeyen ıstırabından söz edeceğim. Âkif in dâvâsını ve şahsiyetini, gerçek kimliğini, kısa kısa, nokta nokta vurgulamaya çalışacağım; işte Âkif in mukaddes dâvâsının özeti:

"Ben böyle durmayacaktım, dili bağlı,

İslâm ı uyandırmak için haykıracaktım,

Haykır, kime Lâkin hani sahipleri yurdun

Hiç çağlamadan, gizli inen yaş gibi aktım...

Akif ömür boyu, bıkmadan usanmadan bu ıstırabla yaşamıştır. Bu derdini şu dörtlüğünde, daha veciz olarak dile getirmiştir:

"Virânelerin yasçısı baykuşlara döndüm

Gördüm de hazanında bu cennet gibi yurdu..

Gül devrini görseydim onun, bülbül olurdum,

Ya Rab beni erken getireydin ne olurdu

Üstelik rahmetli, bu onulmaz derd ile, Balkan Harbi nin, I. Cihan Harbi nin, Çanakkale Harbi nin ve de İstiklâl Harbi nin bitmeyen, tükenmeyen felâketlerini, facialarını yaşamış, milletimizin ve bütün İslâm âleminin düçar olduğu karanlık günlerin çilesini çekmiştir.

Milletimizin şuursuzca, I. Cihan Harbi ne sokulmasına yakınmış, böyle bir felâket döneminde, milletle adeta alay edercesine, İslâm a saldıranlara karşı şu cevabı vermiştir:

"Hele ilanı zamanında o mel un harbin,

Bize efkârı umûmiyesi lâzım garbın,

O da Allah ı bırakmakla olur herzesini,

Halka iman gibi telkin ile dinin sesini,

Susturan aptalın idrakine bol bol tükürün.. Demekten kendini alamamıştır.

Halkımızın İslâm ı yeterince önemsemeyişine karşı Safahat ında çok çarpıcı uyarılar, ibret dolu misaller ve nasihatler vardır. Meselâ:

"Yalnız Kur ân dan alıp ilhamı

Asrın idrakine söyletmeliyiz İslâm ı, vecizesi O na aittir.

Ayrıca:

"Ne irfandır veren ahlâka yükseklik, ne vicdandır;

Fazilet hissi insanlarda Allah korkusundandır.

Yüreklerden çekilmiş farzedilsin hafi yezdanın,

Ne irfanın tesiri kalır ne vicdanın... şiiriyle şu asrımızda, toplumumuzda hüküm süren, ahlâkî çözülmenin teşhisini koymuştur. Sadece kanun tehdidiyle polisiye önlemlerle, toplumumuzun huzur ve asayişe kavuşamayacağı vurgulanmıştır.

Âkif, Safahatı nda, ihtisas sahibi bir uzman gibi, Müslüman halkımızın içine düşmüş olduğu sosyal ve psikolojik hastalıkları, en açık bir lisan ile tesbit ediyor ve şöyle diyor:

"Çalış dedikçe Şeriat, çalışmadın durdun,

Onun hesabına bir çok hurafe uydurdun.

Sonunda bir de tevekkül sokuşturup araya

Zavallı dini onunla çevirdin maskaraya...

Bırak çalışmayı emret, oturduğun yerden, yorulma öyle ya Mevlâ ecri hasın iken. Vekil harcın o, müdir-i veznen o, askerin, kumandanın, köyün yasakçısı, şehrin mesulü o, tabibin eczacın hasılı hepsi o...

Ya sen nesin Müteyekkil, yutulmaz artık bu..Biraz da saygı gerekir. Huda yı kendine kul yaptı, kendi oldu Huda...

Tabii ki koca Âkif in parmak bastığı dert ve meselelerimiz, bundan ibaret değil. İslâm âleminin içerisine düştüğü bu gafleti ve bu uyuşukluğu gören Batı ise, bu zaaf ve açığımızdan yararlanarak mütemadiyen üzerimize üzerimize gelmiştir. Hâlâ da gelmeye devam etmektedir. İnsafı, vicdanı, hak ve adalet kavramlarını bir tarafa bırakmıştır. Eline geçirdiği teknolojik üstünlüğü, vahşi hayvanları bile utandıracak bir yamyamlığa dönüştürmüştür. Âkif, bu perişan durumumuza işaret ederek:

"Bir uykuya daldık ki cehennemde uyandık" demiş, ama bu zulmün mutlaka sona ereceğine inandığı için bu sözde medeniyete:

"Tek dişi kalmış canavar" benzetmesini yapmıştır.

Eğer Âkif, sağ olsaydı, kesin olarak, İslâm dünyasının uyanması ve birlik ve beraberlik halinde, topyekûn silkinip kalkınması için uyarısına kaldığı yerden devam eder, mücadelesini sürdürürdü.

Fakat asla "bizim medeniyetimiz yenik düştü, öyleyse, ya ABD ye ya da AB ye karşı pes edip teslim olalım, gerektiğinde istiklâlimizi ve istikbalimizi bile onlara terk edelim demezdi.

Demezdi, çünkü Âkif Batı karşısında paniğe kapılanlara son sözlerini daha önce söylemiş ve tarihe tescil etmişti:

Şöyle haykırmış idi:

"Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem;

Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.

Biri ecdadıma saldırdı mı hatta boğarım..

Üç buçuk soysuzun ardında zağarlık yapamam.

Hele hak nâmına haksızlığa ölsem tapamam.

Doğduğumdan beridir âşıkım istiklâle,

Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lâle.

Yumuşak başlı isem kim dedi uysal koyunum

Kesilir, belki, fakat çekmeye gelmez boynum.

Kanayan bir yara gördüm mü yanar taa ciğerim,

Onu dindirmek için, kamçı yerim, çifte yerim,

Adam aldırma da geç git diyemem aldırırım.

Çiğnerim, çiğnenirim Hakk ı tutar kaldırırım...

Allah gani gani rahmet etsin... (Âmin)...