Bismillahirrahmanirrahim
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.
İki buçuk milyar Müslüman’ın yaşadığı günümüz dünyasında İsrail, Gazzeli Müslümanlara karşı, hiçbir ciddi tepkiyle karşılaşmadan tam bir soykırım yürütüyor. Özellikle kadınları ve çocukları öldürüyor. Allah’ın bildirdiği gerçek şudur ki; inananlara şiddetli bir şekilde düşmanlık edenler, Yahudiler ve Allah’a eş koşan müşriklerdir. İslam ve Müslümanlar, saadet asrından günümüze kadar, Yahudilerin hile, fitne, desise ve bozgunculuklarına maruz kalmış ve bundan pek çok zarar görmüşlerdir. Ne yazık ki, Müslüman olarak Kur’an’a itibar etmediğimiz için, bunlardan gereken dersleri almış değiliz. Kur’an; Yahudilerin tarih boyunca inananlara karşı takındıkları taktikler ve uyguladıkları plânlar birer birer anlatılmakta ve bu hususta bizleri uyarmaktadır. Eğer günümüzde Müslümanlar, bulundukları her yerde Yahudilerin hile, desise, plan ve bozgunculuğuna karşı uyanık olmaz ve Medine’de Peygamberimizin Yahudilere ve onların çevirdikleri dolaplara karşı aldığı tedbirlerin aynısını almaz ise emperyalizmin ve Siyonizm’in kölesi olarak, kendi ülkelerinde esir olmaya devam edeceklerdir. Şayet Müslümanlar, Peygamberimiz Yahudilerle savaştığı gibi savaşırlarsa, zilletten kurtulup izzete kavuşacaklardır. Çünkü Yahudiler güçten anlar ve onlar sadece güçle terbiye edilirler. Bunun için Yahudiler, Müslümanların Kur’an etrafında toplanıp yeniden bir güç haline gelmesinden çok korkarlar. Peygamberimizin Yahudilerle yaptığı ilk savaş; Beni Kaynuka savaşıdır. Bu savaş sonunda Beni Kaynuka Yahudileri Medine’den sürüldüler. İslam’ın özünde, haksızlığa ve düşmanlarına karşı cihat ruhunun var olduğunu, Yahudiler çok iyi bilirler. İşte bu yüzden, önce Müslümanları içten yıkmayı, inançlarını ellerinden almayı ve cihat ruhunu söndürmeyi planladılar. İslam dinini ortadan kaldırmak mümkün olmadığı için Müslümanları birtakım metotlarla İslam’dan uzaklaştırmanın yolunu seçtiler. Bu savaş türüne karşı Müslümanların uyanık olması gerekir.
HİLE VE DESİSELER
Yahudiler, İslam’la yaptıkları savaşı, hile ve desiselerle yürütüyorlar. Tarih boyunca izledikleri yol budur. Müslümanları İslam’dan saptırmak, doğru yoldan ayırmak, aralarında fitne ve bozgunculuk çıkarmak, Müslümanları bölmek, parçalamak ve daha sonra birbirine düşman yapmak gibi hile ve desiselere ilk başvuranlar, Siyonist Yahudiler ve müttefikleridir. En büyük hileleri ise şuurlu İslam’a karşı ılımlı İslam’ı telkin etmeleridir. Bunu doğrudan kendileri de yapmıyorlar, yine hileli bir şekilde Müslüman görünümlü işbirlikçi lider ve aydınlar eliyle yapıyorlar. Bugün İsrail ve ABD’nin Gazze’de yürüttüğü kirli savaş karşısında İslam ülkelerinin sessiz ve duyarsız kalmalarının temelinde bu işbirlikçilik bulunmaktadır. Çağımızda yaşanan huzursuzluğun kaynağı, hiç şüphesiz Siyonizm’dir. İnsanlığın ve huzurun düşmanı Siyonizm, bulunduğu her yerde huzursuzluk ve anarşi çıkarmakta, dünyanın dengesini bozmakta ve barış çabalarını engellemektedir. Bugün Filistin’de, Gazze’de yaşananlar, bunun en net delilidir. İnsanlık bu büyük düşmandan kurtulduğu gün, huzur ve barışa kavuşmuş olacaktır. Siyonist Yahudilerin kullandığı hilelerden birisi de münafıklıktır, ikiyüzlülüktür. Siyonist Yahudilerin Müslümanları ve insanlığı ifsat için kullandığı araçlar bu ikiyüzlülüğün göstergesidir. Bu araçlar; modernlik, çağdaşlık ve demokrasi gibi mefhumlarla sağlanan fikir kirlenmesi, milletleri içerden çökertmek için kullanılan terör, çıkarılan fitne ve kargaşalar, fert ve toplumu Yahudi kölesi yapacak iktisadi ve ekonomik düzenler, IMF ve Dünya Bankası gibi kuruluşlar, işbirlikçi medya ve yönetimlerdir. Bu dört araçla tam bir hile rejimi yürütülüyor. Siyonistler, yürüttükleri bu hile rejimiyle, fitne ve bozgunculuk hareketleriyle daima yeryüzünü kana bulamışlardır. Hepimiz şu ayetler üzerinde derin olarak düşünmeliyiz. Bakara 97-98: “De ki; Cebrail'e düşman olan, Allah’ın düşmanıdır. Çünkü Kur'an'ı Allah’ın bilgisi, planı dâhilinde Allah’ın iradesiyle senin kalbine, hafızana, Cebrail bölüm bölüm indirip yerleştirdi. Daha önceki kutsal kitaplara ait içinde nakledilenleri tasdik eden müminlere hidayet kaynağı, hidayet rehberi olan ve müjdeler getiren Kur’an’ı indirdi. Ve kim de Allah’a, meleklerine, Cebrail ve Mikail de dâhil O’nun elçilerine düşmanlık besliyorsa, Allah da, gerçekleri örtbas eden kâfirlerin hepsinin düşmanıdır.” Kur’an’ın bu ayet ile anlattığı mesele, Yahudilerin inkâr hususunda ortaya koydukları hile ve desiselerin başka bir taktiğidir. Çünkü Cebrail, Peygamberimize Kur’an’ı getirmiştir. Bunun için Yahudiler ona düşmandırlar.
GÜÇ
Müslümanlar, Siyonizm’le mücadele etmek için, insan gücünü, maddi gücü ve medya gücünü ele almak zorundadırlar. Bugün bu üç güce Siyonizm hâkim olduğu için üstün durumdadırlar ve dünyayı kin ve nefretle yönetiyorlar. Bu üç güce Müslümanlar hâkim olduğunda, üstün hale gelecekler ve dünyayı onlar, sevgi, şefkat ve adaletle yöneteceklerdir. Güçlü olmanın temelinde ise Müslümanların birlik ve ittifak halinde olması vardır. İslam birliğinin, İslam Birleşmiş Milletlerinin, İslam NATO’sunun kurulması bu birliğe bağlıdır. Bu birliğin kurulmasında tarihi sorumluluk Türkiye’nin üzerindedir. Türkiye’de ise bu sorumluluk şuuruna sahip tek hareket ise Millî Görüş’tür. Millî Görüş’ün tek temsilcisi ise Saadet Partisi’dir. Bu tarihi sorumluluk şuuru gereği, bütün Millî Görüşçülerin batılın kod adı Siyonizm’le yürütülecek kapsamlı mücadeleye odaklanması gerekir. Yaşanabilir Bir Türkiye, Yeniden Büyük Türkiye ve Yeni Bir Dünya kurmak için bu odaklanmaya ihtiyaç vardır. Millî Görüşçülerin davası, aralarında güdecekleri riyaset davası değildir. Millî Görüşçülerin davası, bütün insanlığın saadet bulması için Adil Düzen ve Yeni Bir Saadet Dünyası kurma davasıdır. Dünya; Müslümanların aralarında hesaplaşma alanı değil, Siyonizm’e karşı yürütülecek cihadın er meydanındır. Bütün Millî Görüşçüler olarak, liderinden üyesine kadar hepimiz, bulunduğumuz hali ve noktayı iyi okumak zorundayız. Kırgınlıklarımızı, ihkakı hak yoluyla hak elde etmenin aracı yapamayız. Böyle yaparsak Siyonizm’le mücadelemiz sekteye uğrar ve zalimlerin suç ortağı olmuş oluruz. Selam hidayete tabi olanlara.