Coğrafyamızın her bir köşesinde Müslüman kanının aktığı, ümmetin etnik ve mezhepsel çatışmalarla birbirine düşürüldüğü zor bir dönemden geçiyoruz. Böyle bir dönemde, din görevlileri, kanaat önderleri ve sorumluluk sahibi her kişi ve kuruluş; etnik, mezhebi ve bölgesel farklılıkları kavga sebebi yapmadan İslam ortak paydasında bir araya gelebilmenin çarelerini aramalı ve bulmalıdır.

* Emperyalistler ve İslam düşmanları bölgemizi her türlü vasıta ile karıştırmaya ve ayrıştırmaya çalışmaktadır. Siyonizm, bölgemiz ile ilgili yüzlerce yıllık planlarını bugün yoğun bir şekilde yürürlüğe koymaktadır.

* Ülkemiz açısından; doğusuyla, batısıyla, Türk’ü, Kürt’ü ve Arap’ıyla, mezhepleri, cemaatleri, tarikatları ve siyasi akımlarıyla, toplum katmanlarının tümünü kuşatıcı, birleştirici bir dil ve üslup kullanma zarureti vardır. Aksi takdirde insanların bu bölgede rahat ve huzur yüzü göremeyecekleri açıktır.

* Bugün mevcut dünya düzeni nimet-külfet dengesinde ve paylaşımda adaleti gözetmemekte, faiz ve diğer emperyalist politikalar yolu ile ülkeler sömürülmektedir. Dünya üzerinde servet belli bir kesimin tekeline alınırken diğer bölgelerde açlık, sefalet ve iç kargaşa hüküm sürmektedir. Oysa dünyamızda bütün insanlığa yetecek kadar temel gıda ve ihtiyaç malzemesi mevcuttur. Cenab-ı Hak, dünyayı bu kapasitede yaratmıştır. Eksik olan, İslam’ın emrettiği adalet ve adil paylaşımdan mahrumiyettir.

* Maalesef İslam ülkelerinin idarecileri de sömürgeci devletlerle diğer ülkelerin servetlerini paylaştıkları masalarda boy göstermektedirler. Onlarda Allah’ın ve Resulü’nün (S.A.V) Müslümanlardan istediği başta İslam birliği ve adil bir nizamı kurma peşinde olduklarına dair hiçbir emare gözükmemektedir.

* Bu noktada İslam’ı bilen âlimler ve din görevlilerine düşen görev, hiç çekinmeden zalimler karşısında Hakk’ın tebliğini her alanda yapabilmektir. Sömürücülere ve zalimlere karşı âlimlerden ve din görevlilerinden yükselecek olan ses, hak ve adaletin kaybolmadığını, zalimler istemese de Allah-ü Teâlâ’nın nurunu tamamlayacağını beyan etmektir.

* İslam nizamına göre birlik olmanın temel esası; öncelikle Allah’a yönelmek fert, cemaat ve düzen bazında işlenen günahlardan, gerçekten tövbe etmektir.

* Bilindiği gibi İslam ümmetinin bugün en büyük düşmanı cehalet, ırkçılık, mezhepçilik ve tefrikadır. Bunların ilacı ise ilim, ümmet bilinci, kardeşlik ve tevazudur. Bu temel ilaçları topluma öğretecek olanlar da âlimler ve din görevlileridir.

* İlim, fikir ve sanat önderlerinin ülkemizin vatandaşlarını ve İslam ümmetini birleştiren temel maksat olan “İslam’da ittifak ahlakı”nı sağlayıcı bir misyon yüklenmeleri, ülkemiz ve İslam âleminin birliği ve bütünlüğü bakımından acil zaruret arz etmektedir.

* İslam ümmetinin Batı âlemi karşısında maddi ve manevi alanlarda kriz yaşadığı şu dönemde; tarihteki ihtilafları ve ihtilaflı konuları medya önünde ilim kisvesi altında tartışmanın, kardeşliğimizi ve birliğimizi sağlamada hiçbir rolü ve faydası yoktur.

* Ulema ve ümeranın; İslam’ın ve Müslümanların tarih boyunca mücadele ettiği şeytan, nefis, İslam düşmanları, zalimler ve münafıkların; Müslümanlar ve İslam âlemi üzerindeki oyunlarını deşifre edici ve Müslüman şahsiyetin bunlar karşısındaki duruşunu sağlamlaştırıcı argümanları öne çıkarma mecburiyeti vardır. (Muhittin YILDIRIM, Din Görevlileri Birliği Derneği Genel Başkanı)

BEZMİÂLEM’DE YEMEKLERİN NEDEN PAHALI OLDUĞU BELLİ OLDU!

Geçenlerde bu köşede şunu sordum:

“Farklı üniversite öğrencilerinden şikâyet mailleri alıyorum. Şunu ifade ediyorlar;

- “Yemekler çok pahalı…”

Mesela, Bezmiâlem Üniversitesi öğrencileri diyorlar ki, “Hemen yanı başımızda Çapa Tıp Fakültesi’nde 3 çeşit yemek 2,25 TL, hemen ötemizde Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde 4 çeşit yemek 2,50 TL ama bizde 3 çeşit yemek 8 TL. Niçin?”

Evet, ben de sormak istiyorum; Bezmiâlem Üniversitesi’nde yemekler neden bu kadar pahalı?

Bilen var mı?”

Cevap gecikmedi. Evet, bilen varmış…

İstanbul Üniversitesi, Türk Hava Yolları (THY) başta olmak üzere birçok büyük özel ve devlet kuruluşlarının yemek ihtiyacını karşılayan Bekardgıda Şirketi’nden Ercan Günaydın aradı. Şunları anlattı:

“Doğru yazmışsınız. Bezmiâlem Üniversitesi’nde yemek ücreti, Cerrahpaşa’dan 3 kat daha pahalı. Oysa, iki üniversiteye de biz yemek veriyoruz. Ama arada şöyle bir fark var; biz Cerrahpaşa Üniversitesi’ne de öğrenci başına 8,5 TL’den (+ KDV) yemek veriyoruz ama devlet bunun üçte ikilik bölümünü sübvanse ediyor, yani devlet kendisi karşılıyor. Cerrahpaşa’da öğrencinin cebinden çıkan para yemek başı 2.25 TL… Ama Bezmiâlem’de böyle bir destek yok. Vakıf Gureba’ya 3 kap yemeği 7 TL, 4 kap yemeği 7,5 TL, 5 kap yemeği de 8 TL’den veriyoruz. Bu fiyatlar direkt öğrenciye yansıyor, burada.”

Başka konulara da değindi, Ercan Bey;

“Öğrenciler bunları bilemeyebilir. Öğrenci elbette cebinden çıkanı bilir. Ama biz piyasa şartlarına göre en uygun fiyatla çalışan bir şirketiz. Bakın diğer vakıf üniversitelerinde yemek ücretleri 14-16 TL’den başlıyor.”

***

Verdiği bu bilgiler için Ercan Günaydın’a teşekkürler…

Anlaşılan o ki, Bezmiâlem Üniversitesi’nde ve de diğer vakıf üniversitelerinde yemek ücretlerinin en azından bir miktar düşürülmesi için üniversite yönetiminin inisiyatif alması lazım…

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM’IN FIKRASI…

Başbakan Binali Yıldırım’ın yakın çevresine ve arkadaşlarına anlattığı fıkra şöyle:

* “Diş doktoruna bir hasta gelir. Ağrıyan ve çürüyen dişini çektirmek ister. Ama diş oldukça sorunludur. Dişçi azı dişi çekmek için epey uğraşır. Ama sonunda diş çekilirken kırılır. Doktor, kırılan kısmı çıkarmak için de epey bir uğraş verir.

Diş tamamen çekildikten sonra doktor dayanamaz ve sorar:

* “Yahu arkadaş, narkozu da az yaptım! Normalde bu işlemleri yaparken büyük acı vermesi lazım. Nasıl dayandın bu kadar acıya? Sahi, sen nerelisin?”

Dişini çektiren ve rahatlayan kişi hemen cevap verir:

* “Erzincanlıyım doktor bey! Biz acılara dayanıklıyız!.. Acı içinde kıvransak da çıkmaz bizim sesimiz…”

***

Başbakan Binali Yıldırım demişken…

Gelecek mahalli seçimlerde, iktidarın İstanbul Büyükşehir Belediye başkan adayının Binali Yıldırım olacağına kesin gözüyle bakılıyor…

Bu notu da düşmüş olalım…