Bismillahirrahmanirrahim;

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a (C.C.) hamd ederim. Salât ve selâm, Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa’ya (S.A.V.), âline ve sahabelerine olsun.

İşbirlikçilik siyaset, ülkemizin en önemli açmazlarından birsidir. Bu siyaset, milletimizin saadeti için hizmet üreten bir siyaset değildir. Aksine bu siyaset, iktidar koltuğunda oturan elitlerin çıkar ve menfaatlerini korumayı, ne pahasına olursa olsun onların iktidar ömürlerini uzatmayı görev edinmiş bir siyasettir. Bu siyaset; ilkesiz, kimliksiz, renksiz bir siyasettir. Bu siyaset acımasızdır, merhametsizdir, sinsidir ve hilekârdır. Bu siyasete destek veren toplumlar, hiçbir zaman karlı çıkmazlar, hep kaybederler ve sonunda yok olup giderler.

Şimdi bir düşünelim, ama gerçekten düşünelim, yaşadığımız bu günü, yaşanmış dün ile birlikte düşünüp değerlendirelim ve nereye doğru yolculuk yaptığımızı fark edelim.

Biz yaklaşık 15 yıldır, kendilerini “muhafazakâr demokrat” olarak tanımlayan AK PARTİ tarafından idare ediliyoruz. Bu partiyi kuranlar, bir zamanlar Milli Görüş partilerinde görev yapmış kimselerdi. O zaman bu kimseler “Adil Düzen, İslam Birliği, Önce Ahlak ve Maneviyat” diyorlardı. Bu dönemlerinde bu insanlar, emperyalist AB’ye, ABD’ye ve İsrail’e karşı idiler. Manevi ve ahlaki tahribata, materyalist eğitime, faize, haksız vergiye, israfa, rüşvete, zulmün her türlüsüne karşı çetin bir mücadele veriyorlardı. Maddi kalkınmadan, manevi kalkınmadan, sanayileşmeden, üretimden söz ediyorlardı. Ne olduysa oldu, bu insanlar: “Kırk yıl Erbakan Hoca bizi kandırmış” diyerek yollarını Milli Görüş’ten ayırdılar ve muhafazakâr demokrat oldular. Bu ayrılıştan sonra AB’yi bir medeniyet projesi olarak ilan ettiler, ABD ve İsrail’i stratejik müttefik edindiler, faizci, liberal, kapitalist ekonomik sisteme uyum sağladılar. Bu tercihleriyle bir düzen partisi oluverdiler. Böylelikle bu insanlar, milli siyasetten, işbirlikçi siyasete transfer oldular. Bu işbirlikçi siyasetin ne kadar icabı varsa hepsini yerine getirdiler.

DÜŞÜNSENİZE

AK PARTİ iktidarını düşünsenize bir kere, artısıyla eksisiyle ciddi olarak bir düşünsenize. Düşünsenize; tarafgir olarak, fanatik bir taraftar olarak, müzmin bir muhalif olarak değil, aklıselim ile düşünsenize. Ateş yakar, zulüm yıkar. Düşünün de, olup biteni fark edin, haramlar ile işletilen bir düzenin saadet getirmeyeceğinin farkına varın. Kurtuluşun ancak Milli Görüşte, Saadet Partisi’nde olduğunu bir görün.

AK PARTİ İKTİDARI

Ak Parti hükümetlerinin bir takım müspet hizmetleri de olmuştur. 1-Başörtüsü meselesinin çözümüne yönelik adımlar attılar. 2-İmam Hatip Okullarını, Kur’an kurslarını yaygınlaştırdılar. 3-Hizmet yatırımlarında önemli mesafeler kat ettiler; otoyollar, köprüler, tüp geçitler, havaalanları, hızlı tren, hastaneler, adliye sarayları, stadyumlar, devasa yüksek binalar, modern hapishaneler yaptılar. Bu hizmetler bu ülke insanını rahatlatan hizmetler oldu. Ancak bu rahatlamalar milletimize huzur ve saadet getirmedi. Çünkü tercih edilen faizci kapitalist düzen, materyalist değerler ile sadece zulüm ürettiği için saadet bulunmaz.

AK PARTİ iktidarı döneminde; 1-Toplumsal çatışma ve kamplaşma bizi daha parçalı hale getirdi. 2-Terör arttı. 3-Adalet sistemi bozuldu. 4-Eğitim, içinden çıkılmaz hale geldi. 5-Dış politika çelişkiler yumağına döndü. 6-Ekonomimiz büyük bir krizin içine girdi. 7-Ahlaki ve manevi yozlaşma toplumu tehdit eder seviyeye ulaştı. Bütün bunlar, AK PARTİ iktidarının tercih ettiği işbirlikçi siyasetin doğal sonucudur. Bu siyasetten hayır gelmez. Bu siyasetin terazisi bozuk tartar. Bu terazi, Siyonizm’in terazisidir. Bu terazinin başına veli bir kul da koysanız bu terazi, bozuk tartmaya devam eder. İslam’sız, Adil Düzen’siz saadet olmaz.

ESNAF KAN AĞLIYOR 

Bugünkü bankacılık sistemi milleti eziyor, haksız ve çılgın vergiler ile tüccar ve millet yok oluyor. Vergiden vergi alınıyor. Gelir dağılımındaki adaletsizlikler gelir grupları arasındaki uçurumu her geçen gün büyütüyor. Ekonomik kalkınmada coğrafi dengesizlik iç göçü tetikliyor, Anadolu boşalıyor, İstanbul şişiyor ve yaşanmaz hale geliyor. Faiz; yakıyor, yıkıyor, yok ediyor. Üretim yok, tüketim çok, bu işin sonu yok olamaya gidiyor.

MANEVİ TAHRİBAT 

Ahlaki ve manevi yozlaşma canımızı yakıyor. Aile kurumumuz çöküyor, ahlaki değerler aşınıyor, rüşvet ve yolsuzluk ganimet olmuş, israf ve savurganlık biri zurna diğeri davul milleti istediği gibi oynatıyor. Düşünün beyler düşünün, düşünün ki itilmekte olduğumuz cehennem ateşini fark edin. Çıkarılan AB yasaları bizi her geçen gün Kur’an ahlakından uzaklaştırıyor. Bu da bizim hayrımıza olmuyor.

İŞBİRLİKÇİLİK

Siyonizm inanışının doğal bir sonucu olarak Ben-i İsrail ırkından olmayanlar ya köle olacaklar ya da yok edileceklerdir. Bu inanış; eşit haklar, adil düzen ve birlikte barış içerisinde yaşamayı kabul etmemektedir. Yaşadığımız sıkıntıların temelinde bu inanış bulunmaktadır. Irkçı emperyalizm, bir yandan Hıristiyanlık dinini değiştirip faizi helal sayan “kapitalist zulüm düzeni” ile bütün insanlığı sömürerek “para gücünü” ele geçirmiş, diğer yandan, bir dolar üzerindeki piramit ile sembolize edilen “işbirlikçiler teşkilatını” kurmuş ve bu teşkilat ile bütün dünyayı kontrolü altına almayı başarmıştır. İşbirlikçiler, Kur’an’ın bize tanıttığı münafıklardır. HAŞR 11: “Münafıkların, kitap ehli kâfir kardeşlerine: Eğer siz yurdunuzdan çıkarılırsanız, biz de sizinle beraber çıkarız, sizin aleyhinizde ebediyen kimseye itaat etmeyiz…” İşte insanlığın üç asırdan beri barışa, adil bir düzene ve huzura hasret kalmasının temelinde yatan ana sebep ırkçı emperyalizm ve işbirlikçileridir. Bize emredilen ise bunlardan ve düzenlerinden uzak durmaktır. AHZAB 48: “Kâfirlere ve münafıklara itaat etme, eziyetlerine aldırma ve Allah’a güven, vekil olarak Allah yeter.” Tek çare Kur’an nizamıdır. Adil Düzen’siz olmaz. Adalet mülkün temelidir, buna da ancak Saadet Partisi iktidarı ile ulaşılır. Selam Saadet’e erenlere…