Bazı siyasilerin dört yılda dört parti değiştirdiğini

gördük. Akşam âşık olduğuna sabah en ağır sözleri söyleyen ve yeni bir aşk

bulduğunu anlatanları dinledik.

Ticarette her dalda iş yapmaya çalışanları işittik.

Bunların size verdiği telefonla onunla bir daha

konuşamazsınız çünkü değiştirmiştir.

Sadakat üzerine en iyi sözleri o söyler ama tanışanların

sıdkı sıyrılır. Emanetin, güvenin anıtı olduğunu anlatmaya çalışırken, hıyaneti

planlar. Anne ve babasını, ailesini sevdiğini söyler ama yıllar geçer görmeye

gitmez, selamı sabahı keser. Bu türden insanların sayısı az da olsa varlıkları

mide bulandırır.

Ama bu tür insanlardan meydana gelen devletler oluşursa

işte o zaman tehlike çanları çalmaya başlar.

İnsan sevgisi üzerine, Hümanizm üzerine Avrupa ve

Amerika da yazılan kitap, makale, araştırma ve tezlerin sayısı Türkiye de

yazılanların bin katı değil, yüz bin katıdır.

İnsan, kendinde olmayanı daha çok konuşurmuş. Ancak

uygulamaya gelince, Türkiye 3 milyon mülteciye Ensarlık yapmakla onların 27

katı ilerisindedir.

Bu 27 kat ilerisinde olması rakamsaldır. Mülteciyi evine

almak, kirasız eve oturtmak, çocuklarını kendi çocukları gibi saymak, eğitim,

sağlık, güvenlik ve yaşam konusunda yaptıklarıyla aynı terazinin bir kefesine

Avrupa Birliğiyle Amerika yı koyup öbür kefesine Türkiye yi koymak Türkiye ye

hakaret sayılır. Avrupa yı Kilis ilimizle kıyaslarsak Avrupa Birliğinin bin

katı ilerisindedir. İnsanlıklarını ise onlarla kıyaslamaya gitmek, Kilislileri

aşağılamak anlamına gelir.

Brüksel in merkezinde emekli bir işçimiz anlatıyor:

Gece yarısı kapının zili çaldı. Pencereden baktım, iki

ev aşağıda Brükselli bir ihtiyar hanım. Şeref, yetiş, evi su bastı dedi.

Bizim şerefimiz olan Şeref, tamirci de olmamasına rağmen,

malzemeyi alır, koşar, patlayan su borusunu yarım saatte tamir eder. Yaşlı

kadın 50 Euro uzatır, Şeref, başını kaldırınca 100 uzatır, yine kafayı

kaldırınca para cüzdanının içinden bir elli daha alır 150 yapar ve cüzdanın boş

olduğunu gösterir.

Şeref: Sen benim komşumsun, zor durumdasın. Ben bundan

dolayı bu parayı alamam. Ancak sana bir soru sorayım, Etrafında benim evden

daha yakın Belçikalı, İtalyan ve Yunanlı olmasına rağmen neden beni çağırdın

dedim. Bilmem, ilk aklıma gelen sen oldun dedi. İşte bu iyidir. Avrupalının

bilinçaltında Müslüman işçilerimizin değeri büyüktür ama bilinç üstünde ise

basının ve siyasilerin Bunları vuralım, hiç birini yurdumuza sokmayalım,

çadırlarını yakalım, ülkeye girenleri sınır dışı edelim diyenlerin sözleri sel

suyunun üzerinde görünen pislikler gibidir, gelir-geçer, bilinçaltı ise

kalıcıdır.