Pahalılığın da, öteki çeşitli sorunlarımızın çözümü de bakan değiştirmekle mümkün olmuyor. Bunun yerine, tüm sorunların kaynağı bu düzenin terkiyle, zihniyet/yön /yol/rota/kıble/ medeniyet değişikliğine ihtiyaç var. Dalalet/zillet yollarından, tekrar doğru/hak yola dönmeye muhtacız.
Geçim sıkıntısı tehlikeli boyutlarda. Nimetlere şükretmek yerine nankörlük ediyoruz. Şükür olmayınca nimetler azalıyor, alınıyor da. Hayatımızda faiz, israf, haksız kazanç, şükürsüzlük, kanaatsizlik, bencillik, hırs, doyumsuzluk yaygın. Bu yetmiyormuş gibi bir de üzerimize çöken pandemi korkusu. Korku ve açlıkla da deneniyoruz. (Bakara/155)
Her şeyin bir sebebi var. Bizi kuşatan maddi ve manevî musibetler günahlarımız yüzünden. (Şûra/30) Şükürsüzlüğümüzden/ nankörlüğümüzden. (Nahl/112) Güvenliğe, huzur ve refaha, adalete ihtiyacımız yok mu? “Kitaptan yüz çevirdiğimizde dar bir hayat var…” (Taha/124)
Günlük hayatımızda dinimizin ne kadar önemi, değeri var? Hukukta, ekonomide, ticarette, eğitimde, siyasette, bilimde… ne kadar İslam var?
Varlık oranı bir tarafa, tümü yasak değil mi? Her yola, çözüme, ideolojiye, dine açık olan düzenimiz, sadece ilahî, “İslâmî” olana kapalı/ yasak…
Dünyada en çok para silaha/savunmaya ve ilaca gidiyor. Yani öldürmeye ve hasta etmeye…
İsyanlarımız/kendi nefsimize zulümlerimiz, bize çeşitli zulümler olarak dönüyor.
Zalim hükümdarlarımız da bize zulümlerimizin yansımasıdır. Hak edişimizdir.
Ticarette terazimiz bozulduğu için hile, faiz, aldatma… denge bozuluyor, pahalılık oluyor. Siyasette adalet terazimiz bozulduğu için toplumda denge bozuluyor, kutuplaşmalar oluyor.
“…Ölçüyü, tartıyı tam ve doğru yapın…” (En’am/152, Araf/85, Şûara/181, İsra/35, Rahman/9, Mutaffifin/1-6)
Resulullah, (S.A.V.) ölçü ve tartıda hile yapan kavimlerin kıtlık ve geçim sıkıntısı çekeceklerini, başlarına da zalim yöneticilerin musallat olacağını haber vermiştir. (İbn-i Mâce, Fiten 22)
Faiz, yasaklanmış, infak emredilmiştir. Faizin malı mahvedeceği, infakın ise artırıp, bereketlendireceği, faizi terk etmemenin Allah ve Resulü ile savaşmak olduğu bildirilmektedir. (Bakara/275-280, Rum/39)
“Sadaka vermenin malı eksiltmeyeceği, artıracağı”, “Faizle çoğalan malın mutlaka azalacağı” bildirilmiştir. (S.A.V.) (Müslim, Birr 69, Buhari, Zekat 8, İbn-i Mâce, Ticaret 58, Ahmet bin Hanbel Müsned 1, 395)
Geçmiş dönemlerde pahalılıktan şikâyet edildiğinde, hükemadan/bilgelerden bir zat teşhisi koymuş: “İnsan değersizleştiğinde eşya pahalılanır. İnsanın değeri de “takvada…”
Biz, Allah-u Teâlâ’nın hükümlerine saygılı olduğumuzda O (C.C.) bizi yüceltir. “Göklerin ve yerin hazinelerinin anahtarları O’ndadır.”
O halde toptan istiğfarlara, tevbeye/ yüzümüzü Kur’an’ ın “hayat veren” hüküm, ilke ve ölçülerine döndürmeye-acilen- muhtacız, mecburuz. Yüzümüzü Kur’an’dan Batı’ya döndüreli zilletteyiz. Bu pahalılık, sömürü/ faizci liberal sistemin bize faturasıdır. İnfakı, zekâtı terk ile faizi, israfı tercih etmenin faturasıdır.
Şikâyet edeceğimize, tevbe ve istiğfar edelim. Yola girelim ki, yolu emreden bizi bu karanlıklardan çıkartsın. Tağutların sürüklediği karanlıklardan.
“Biz kendimizi düzeltmedikçe Allah bizi düzeltmiyor.” (Rad/11)
Hz. İbrahim’i (A.S.) Nemrut’un, Hz. Musa’yı (A.S.) firavunun zulmünden kurtaran Rabbimize iltica edelim. O’na (C.C.) sığınalım. O (C.C.) bize yardım ederse kim mani olabilir? Etmezse kim edebilir?
Haydi, AB kapısından Rabbimizin yüce/izzetli katına…
Şükür dilekçesine-istiğfarlarla- dönmezsek, musibetler artarak bizi helake götürebilir. Allah dilemeden yarar-zarar… hiç bir şey olamaz. O halde O’na (C.C.) dönerek, O’ndan yardım dilemeye mecburuz.