İnsanoğlu inanıp inanmamakta serbesttir. Yaratan yarattıklarını böyle imtihan etmektedir. Ama, inandığı zaman da inandığı gibi yaşayabilmek hakkına sahip değilse hayatı kısıtlanmış, birileri tarafından dar bir alana hapsedilmiş demektir. Ülkemizde yıllarca düşünce ve inanç özgürlüğünden söz edildi, bu hürriyetler Anayasa ve yasalarda yer almış olmasına rağmen iş hayata intikal ettiğinde bir takım kısıtlamalar gündeme geldi. Öylesine kısıtlamalar gündeme geldi ki toplumun bir kesimine okul kapıları kapatıldı. Genellikle de bu gençlerimize okul kapıları kapatılırken gerekçe olarak başlarının örtülü oluşunun Cumhuriyet için bir tehlike oluşturduğu ileri sürüldü. Yıllardan beri başörtüsü ile Cumhuriyetin tehlikeye düşmesi arasında kendimi ne kadar zorladıysam da bir bağlantı kuramadım, bu iddianın mantığını anlayamadım. Ben kuramadım ama kuranlar var bu ülkede  ve onların dediği oldu.

Anayasada düşünce ve inanç  özgürlüğünün teminat altına alınmasına rağmen nasıl olur da insanların inancına sınır getirilir, nasıl olur da bir takım hayali tehlikelerden söz edilerek insanların düşündüklerini ifade etmesi bu ülkede takibat ve hapis konusu olabilir

Nasıl olurda şimdiye kadar  birileri toplumun nasıl inanması gerektiğini kendi düşüncesine göre belirlemeye ve bunu topluma dayatmaya kalkabilir

Tüm çarpıklıklar yıllardan beri devam edip giderken ve toplumun önemli bir bölümü adeta cezalandırılırken bir seçim kampanyası bu konular üzerinde fazlaca durulmadan tamamlandı. Ve bugün seçimin ardından yeni bir güne başlandı. Bu yeni dönemde ne olacak Şimdiye kadar şikayet konusu olan hususlar düzelecek mi

Düzelmesini temenni ve ümit ediyoruz.

Biz bu yazıyı yazarken oy verme işlemi devam ediyordu. Bu bakımdan şu anda kesinleşmiş olan seçim sonuçlarını bizler de sizler gibi merak ediyorduk. Seçim günü boyunca genellikle seçimlerin ardından ortaya çıkacak tabloyu ve bu tablonun ülkemizde yeni bir sayfa açıp açamayacağını düşündüm. Eğer şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da ABD ve ABnin güdümünde bir dış politika, IMF proğramlarına mahkum bir ekonomi olacaksa, "Biz bu seçimleri niçin yaptık " diye sormakta haklı olmaz mıyız

Seçim sonuçlarının ardından ortaya çıkacak tablo yine bu ülkenin zenginlikleri bir avuç yerli sermaye ile küresel sermayeye teslim edilecek, toplumun büyük çoğunluğu nasıl geçineceğini düşünmeye devam edecekse seçim yapmış olmanın ne anlamı olacaktır

Yine bu ülkede zaman zaman siyasete siyaset dışı güçler müdahele edecek, siyasetin gidişatını değiştirerek belirleyici olacaklarsa halk iradesinin yansıması olarak ifade edilen seçimlerin anlamı kalabilir mi

Yeni dönemin gerçekten yeni bir sayfanın açılmasına ve şimdiye kadar şikayetçi olduğumuz hususların ortadan kaldırılmasına, ortadan kaldırılamasa bile en aza indirilmesine vesile olması en büyük arzumuzdur.

Ortaya çıkan tabloyu görmeden daha fazla birşeyler söylemek yanlış olur. Bu bakımdan seçim sonuçlarının tahlilini yarınki yazımıza bırakarak bu defa temennilerimizi dile getirmekle yetinmek istiyorum.