Daha önce yaşamdan yaşamanın zorluklarından ve kıymetinden bahseden nice yazı yazdım. Bugün yine yaşamaktan bahsedeceğim. Yaşamayı bilmeyenlere.

Hayat Rabbimizin bize sunduğu bir armağan iken en ağır imtihanımızdır da. İnsan en büyük çelişkidir.

Bir dönem yardım kampanyalarında koşturabiliriz mesela. Bu uğurda kendimizi adarken şunu unuturuz: İyilik dönemsel bir şey değildir. İyilik sürekli döngüdür öyle olmalıdır. Bir yerde hayır yapıp yetim sevindirirken diğer yanda bir yetimin hakkını korkmadan yiyebiliyoruz. Farkında mıyız? Belki.

Hiçbir acı intiharı hakedecek kadar kıymetli değildir. Bize intiharı soğuk kılan elbette Rabbimizin bu konudaki kesin hükmüdür. Lakin şöyle bir düşünürsek, intihar kıymet vermenin neticesidir. Bize dünyaya kıymet vermek yakışmaz. Müslüman dünyanın bir hülya olduğunu bilmekte olandır. “bir oyundu bu dünya herkesin unuttuğu” demiştim bir şiirimde. Tam olarak böyle. Oyundayız, unutuyoruz.

Geçmişe dönüp bakınca şaşırıyorum. Ne önemsiz şeyleri dert edinmişim kendime. Hayat bu kadar ucuz değil. Biraz katı yürekli olmalı insan. Yufkalar çabuk yırtılıyor.

İçimizde acayip bir şey saklı bizim. İnanç. İnanç inkârın karşısında yenilmez savaşçıdır. İnkâr kasvet sunar inanç umut. İnkâr depresyon inanç şifa. İnkâr bitmek bilmeyen huzursuzluk. İnanç sonu olmayan huzur. İnkâr kin ve nefret ile yaşanmaz hale getirir onu taşıyan sahiplerinin hayatını. İnanç hayatta en berbat durumlarda bile ayakta tutar onu taşıyanları. İnkâr alay etmeyi maharet sayar, inanç alaycının saygınlığını kaybedişine şahit olur. İnkâr kendi eliyle kendi eğitimini körelttirir insana, inanç her koşulda ilme acıktırır. (Bir parantez açma isteği: Ben kafir hocalardan ilim aldım, pişman değilim. Bana ilim lazımdı onların görüşü değil. ) [Anti parantez açma isteği: Karşıt görüşlüler bunu beceremiyor. ]

Hayat ti’ye aldığımız kadardır. Ne kadar önemsersek o kadar üzerimize yıkılacak. Ne kadar görmezden gelirsek o kadar uzaklaşacak. 

Bir disiplin yöntemidir: Görmezden gelmek. Görmeyince cazibesini yitirir zira kimi şeyler. Amaç bir olguya dikkat çekmektir. Çekilmeyince o dikkat ne anlamı olur sürdürmenin. 

Bu hayatta ne çok huzursuz var. Huzur içinde huzursuz. Sebebi ne biliyorsunuz. İnançsızlık. Bu ne doğuruyor? İnanca öfke. Hem kendinize hem bize hayatı zehir etmeye çalışmaktan hiç vazgeçmeyeceksiniz değil mi?

Ne alay ile ne hakaret ile din bizdeki yerini yitirmez. Bu neye benzer? Bir bebeğiniz var ve biz sizin bebeğinizden nefret ediyoruz. Bu bebeği bırakmanız için elimizden ne gelirse yapıyoruz. İşe yarar mı? Biliyorum yine anlatamadım.

Kulakları sağır gözleri kördür. Boyunlarında bir halka ile yürürler. Bundandır ki başları eğilmez. Onların kalbi mühürlüdür. Allah’ın mühürlediği kalbi ise kimse açamaz.

Allah böyle diledi ise bize rıza göstermek düşer. O yalnızca dilediğini hidayete eriştirir. 

Biz Onun kıymetlileriyiz. En kıymetlileri. Şayet inanmışsak en üstün olan biziz. Huzurlu ve mutlu olan. Fakat asıl güzellik ahirette. Ona bakalım ona.